Mücadelesiz kazanılan tek bir hak yoktur
Kadın Haberleri —

Zozan Sima
- Bizim kadın devrimi kavramını ele alışımız kadın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, erkeğin egemen yanlarını dönüştürmesi, ailenin demokratikleşmesi gibi konuların yasalarla, yaptırımlarla değil, toplumda bir kültüre dönüşmesini sağlamak.
BARIŞ BALSEÇER
Bir kadın devrimi olarak bilinen Rojava Devrimi’nde kadınlar, devrimin öznesi konumunda. Bu da Rojava Devrimi’ni diğer dünya devrimlerinden ayıran temel bir fark. Kadın eksenli bir yaşamın örüldüğü Rojava’da, 5 bin yıllık ataerkilliği ortadan kaldırmanın mücadelesini her yönüyle sürdüren kadınlar, kapitalist modernitenin toplumda yol açtığı tahribatları gidermeye çalışıyor.
3. Dünya Savaşı’nın ortasında 10. devrim yılını geride bırakan Kuzey-Doğu Suriye’de devrimde kadınların rolü, toplumun değişim dönüşümünde Jineoloji Bilimi’nin yarattığı sonuçlar, kadınların mücadelede karşılaştığı sorunlara dair Jineoloji Komitesi’nden Zozan Sima gazetemizin sorularını yanıtladı.
Dünyada kadın devrimi olarak tanımlanan Rojava Devrimi üzerinden 10 geçti. Ortadoğu gibi ataerkilliğin yaygın olduğu bu coğrafya da kadın devrimi nasıl açığa çıktı?
Rojava’da kadın özgürlüğü eksenindeki çalışmalar oldukça eski. Kürdistan özgürlük hareketinin öncü kadın kadrolarından büyük bölümü bu zeminde eğitim görmüş, çalışma yürütmüştür. Rêber Apo buradaki genç kadınlar, annelerle özel ilgilenmiş, eğitmiş, görev ve sorumluluk vermiştir. 80’li yılların sonlarına doğru Rojava’dan çok sayıda genç kadın gerillaya katılmıştır. Kadınlar milislik, kuryelik yapmaktan kültür sanat çalışmalarına, halk örgütlenmesinden öğretmenliğe kadar birçok çalışmada yer almışlardır. Bu nedenle hem Rojava Devrimi hem de jineoloji çalışmalarının başlamasından çok önce, güçlü bir kadın örgütlenmesinin, kadın özgürlük bilincinin olduğunu belirtebiliriz. O yüzden devrimin başlangıcında bu zemin daha aktif devrime katılarak Rojava Devrimi’nin bir kadın devrimi karakterinde gelişmesini sağlamıştır.
Erkek egemen kültürün baskın olduğu toplumsal yapı içerisinde kadın eksenli bir yaşamı örmenin getirdiği sorunlar neler? Kadınlar yürüttükleri mücadelede ne tür kazanımlar elde etti?
Kadın kimliğini ilk ve son sömürge biçiminde tanımlıyoruz. Bu kısacık cümlede katmerlenmiş bir sömürü gerçekliği ve kimliği yatıyor. Binlerce yıllık temeli olan bu sömürü egemen erkeklere ve kapitalizme büyük faydalar sağlıyor. Bu nedenle de elbette zorlu bir mücadele var. Denilebilir ki; Rojava’da kadınların mücadelesiz kazandığı tek bir hak yoktur. Kimi zaman Rojava’daki devrimi ifade ederken bu yanı belki de iyi ifade edilemiyor. Ama her kazanım bir mücadele ile elde ediliyor ve süreklileşen bir mücadele ile korunuyor. O mücadelenin zayıfladığı her an’da geriye dönüşlerin olma riski de oldukça yüksek. Üstelik bunlar savaş koşullarında yapılıyor. Savaş koşullarının çoklu etkilerini de düşünmemiz gerekiyor. Kadınların siyasette, ekonomik ve sosyal yaşama katılımlarında, özsavunma güçlerini oluşturmada önemli adımlar atıldı. Ancak aile-evlilik ilişkileri konusunda hâlâ değişmesi gereken çok şey var. Örneğin küçük yaşta evlilik, çok sayıda kadınla evlilik, çok çocukluluk gibi konularda hâlâ yoğun bir mücadele yürütülüyor. Savaş koşulları da bu davranışları tetikliyor. Kadınların boşanma hakkı, mirastan pay alma, çocukların velayeti gibi konularda bir çok kazanım var. Kadına yönelik şiddet konusunda da caydırıcı hukuki yaptırımlar uygulanmakta.
Hukuki yaptırımlar dışında toplumsal dönüşüm için neler yapılıyor?
Ancak toplumsal dönüşüm esasta sadece hukuki yasalarla gerçekleşmez. Bizim kadın devrimi kavramını ele alışımız kadın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, erkeğin egemen yanlarını dönüştürmesi, ailenin demokratikleşmesi gibi konuların yasalarla, yaptırımlarla değil, toplumda bir kültüre dönüşmesini sağlamak. Bu açıdan Jineoloji Akademisi bu konuları yoğun tartışıyor, toplumdaki değişimi değerlendirdiği araştırmalar yapıyor, bu araştırmaları ilgili kurumlarla paylaşıp eylem planları çıkarıyor. Erkeklere, gençlere, Özerk Yönetim içinde yer alan her kesime dönük eğitimler vererek bu engelleri aşmaya çalışıyor.
Toplumsal dönüşüm ya da devrim ne olup bitip tamamlanacak bir süreç ne de geleceğe ertelenecek bir projedir. Bizim devrim tanımımız anda özgürlüğü yaratacak tutum, yol, yöntem, eylemlerin gelişmesini sağlamak. Bu açıdan önemli bir mesafe kat edilmiş olsa da süreklileşen bir mücadele ile savunulmazsa kadın devrimine karşı çok yönlü saldırıları bertaraf etmek mümkün olmayacaktır. Süreklileşen bir mücadele içinde olmamız gerekiyor.
Peki Rojava Devrimi kadın bakış açısıyla bir kurumsallığa kavuşabildi mi?
“Rojava Devrimi bir kadın devrimi karakterinde gelişmeli” perspektifi buradaki tüm çalışmaların rotasını belirliyor. Kadın devriminin bazı temel hedefleri var bunlar; cinsiyetçiliğe karşı süreklileşen mücadele, ailenin demokratikleşmesi, kadının bedeni ve emeği üzerindeki sömürgeciliğin son bulması, kadın-erkek arasında eşit-özgür ilişkilerin gelişmesi. Bunu başarabilmek için zihniyet alanında çok yoğun eğitim, tartışma, konferans, sosyolojik araştırma vb. zihniyet çalışmaları yapılıyor. Kadınların siyasete, karar süreçlerine, yönetimlerde yer alması ile, kadın emeğini değerli kılındığı ekonomi perspektifiyle kadın kanunları, kadın mahkemeleri, mala jîn, kadın asayişlerini kapsayan ‘Kadın Adalet Sistemi’ ile hukuk alanında önemli bir kurumlaşma düzeyi var. Çok sayıda kadın kurumu çalışma yürütüyor. Fakat bu kurumların daha da işlevli olmasını sağlayacak bir performans gerekiyor. Çünkü Rojava aynı zamanda 3. Dünya Savaşı’nın, küresel düzeyde müdahalelerin geliştiği bir alan. Bu güçler birçok konuda anlaşamıyor olsalar da kadın devrimine düşmanlıkta ortaklaşıyorlar. Kapitalizmin liberal özgürlük söylemi ile geliştirdiği yeni sömürgecilik, geri-geleneksel, iktidarcı dini geleneklerin kadın üzerindeki klasik sömürüyü sürdürme biçimleri birbirini tamamlıyor. Bu nedenle kadın özgürlüğü milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve liberalizm gibi iktidar ideolojileri karşısında ideolojik bariyer oluyor. Önemli bir kurumlaşma düzeyi olsa da kurumlaşmanın işlevselliğini sağlayacak süreklileşen bir mücadele önem taşıyor. Bu konuda boşluk bırakıldığı anda cinsiyetçilik yeniden hortluyor.
Son olarak Rojava Devrimi için neler söyleyebilirsiniz?
Rojava Devrimi, Ortadoğu’da kendi öz dinamiklerine dayanan bir devrim. Çağın devrimlerinin dayanması gereken ekolojik, demokratik, kadın özgürlükçü değerleri bu toprakların geleneğine dayanıyor. 3. Dünya Savaşı’nın yoğunlaştığı, faşizmin hortlatılmaya çalıştığı topraklarda özgürlükçü bir yaşam seçeneğinin pratikleşmesini sağladı. Kapitalizmin tükettiği toplumsallığa karşı toplumsallığın, kadın kırımına karşı kadın devriminin, bireyciliğe karşı komünal yaşam geleneğinin yeşerdiği bir alan.
Bu açıdan sadece Kürtler ve Ortadoğulu halklar için değil, kapitalizme karşı yükselen küresel direniş hareketinin de savunduğu değerleri, hayallerini kurduğu yaşamı pratikleştiriyor. Özellikle de kadınlar açısından öz savunmada, ekonomide, kadın-erkek ilişkilerinde yeni bakış açısını, yaşam tarzını simgeliyor. Bu nedenle de küresel bir sahiplenmenin gelişmesi gerekir.
Jineoloji çalışmaları 2015’te örgütlendi
Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de Jineoloji çalışmaları 2015 yılının sonlarında başladı. Önce Jineoloj’inin ne olduğunu, bu devrimde Jineoloji’ye neden ihtiyacımızın olduğunu anlatan seminer ve eğitimler verildi. Ardından Jineoloji Akademisi’ne bağlı araştırma merkezleri kuruldu. Bu araştırma merkezlerinin bulunduğu alanlarda kadın kurumları ile ortak planlamalara gidildi. Eğitim, araştırma çalışmaları ile Jineoloji’nin kadın devriminin dayandığı sosyal bilimi olmasını sağlayan projeler örgütlendi. Mevcut durumda 7 araştırma merkezi, üniversitede Jineoloji bölümü, liselerde Jineoloji dersi, enternasyonalist kadınların yer aldığı Andrea Wolf Enstitüsü, Jinwar projesi ile jineoloji’nin kurumlaşması sağlandı. Bu çalışmalar Jîneoloji Akademisi bünyesine bağlı biçimde yürütülmektedir.
Jineoloji akademi müfredatının temel dersidir
Aslında Jineoloji Bilimi’nin ders olarak akademilerde verilmesinin tarihi 2014 yılına dayanıyor. Mevcut durumda da Kuzey ve Doğu Suriye’de siyaset, sosyoloji, sağlık, asayiş, savunma, ekonomi, kültür, basın, askeri ve kadın eksenli onlarca akademi var. Jineoloji bu akademi müfredatının temel derslerinden biri. Liselerde 2016 yılından bu yana Jineoloji dersi görülüyor. 2017 yılından bu yana Rojava Üniversitesi’nde sosyal bilimlere bağlı Jineoloji bölümü çalışmalarını yürütmekte. Ayrıca üniversitenin diğer bölümlerinde ve fakültelerinde de Jineoloji bir dönem boyunca ders olarak görülmekte.
Her yaşa uygun dersler veriliyor
Jineoloji dersleri her kesime, yaşa ve ihtiyaca hitap edecek farklı içeriklerle veriliyor. Sadece erkeklere özgü eğitimler, kadın-erkek karma eğitimler, salt kadınların, gençlerin hatta çocuk masalları üzerinden çocuklara dönük de eğitimler yapmaktayız. Atölye ve kamp çalışmaları yapılmakta. Eğitimlerde farklı yöntemlerle katılımcıların potansiyellerini, ifade ve yorum güçlerini geliştirmek hedeflenmektedir.
Toplumsal deneyime dayanıyor
Akademi çalışmalarımızın hedefini devrimin pozitivist olmayan, iktidar ve sermaye tekelinden kurtulmuş, yaşama, devrime hizmet eden bilgi anlayışını geliştirmek olarak özetleyebilirim.. Araştıracağımız konuları buna göre belirliyoruz. Araştırma yaparken yöntem zenginliğine, geleneğin, toplumsal deneyimin, sözlü geleneğin kaynaklarından süzülen bilgileri almaya çabalıyoruz. Bilgilere eleştirel bakmaya, yeniden yorumlayarak kadın devrimini geliştirmeye hizmet etmesini sağlayamaya çabalıyoruz.
İlk köylerin mimarisi kadın eksenli
Jinwar’ın temelini Rêber Apo’nun kadınların özgün örgütlenmesi, ordulaşması, kendi yaşam alanlarını oluşturması temelindeki yaklaşımı ile başlatmak yerindedir. Aslında Jinwar’a götüren deneyim, kadın gerillaların kendi kamp ve yaşam alanların geliştirmesi ile başlar. Rêber Apo İmralı’da avukatlarıyla yaptığı bir görüşmede Zagroslarda ya da Cudi Dağı’nda bir kadın kenti hayali olduğunu söylediğinde, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi için bu çok heyecan verici bir projeye dönüştü.
Eski köy ve kentler tanrıça isimleri taşıyor
Fakat yoğun savaş koşulları bunu gerçekleştirme imkanı vermedi. Daha sonra Bakûrê Kurdistan’da eşbakanlık ve kadınların yerel yönetimlerdeki etkinliği, kadın parkları, kimi şehirlerin adeta kadın şehri gibi ele alınması kadın yaşam alanlarını geliştirme düşüncesini ve pratiğini zenginleştirdi. Jineoloji Akademisi’nde yaptığımız araştırmalar şunu gösterdi ki yerleşik yaşam, ilk köyler ve yaşam alanları esasta kadın eksenli bir mimariye dayanıyor. Kadın ve çocukların ihtiyaçlarına göre düzenleniyor. Yaşadığımız bölgenin en eski köy ve şehirlerinin büyük bölümü kadın isimleri ya da tanrıça isimleri taşıyor.
Erkeklerin inşa ettiği evler kadın hapishaneleri
Günümüzde evler, şehir ve sokaklar kadınlar için tehlikeli alanlara dönüşmüş durumda. Mimari erkeklerin kâr, sermaye ve kadınların kısıtlaması temelinde şekillenmiş. Kadınlar şiddete uğradıklarında gidecek bir yer olmadığı için erkeklere boyun eğmek zorunda kalıyor. Kadınların bir mücadele kazanımı olarak ortaya çıkardıkları sığınma evleri geçici bir çözüm yaratmakla birlikte, kimi zaman kadınların hapsedilmesi, cezalandırılması gibi bir sonucu da açığa çıkarıyor. Bu açıdan Rojava Devrimi’nin sağladığı imkanlar böylesi bir projenin geliştirilmesi için birçok sebebi, imkânı ve yoğunlaşmayı beraberinde getirdi.
Jineoloji köyü ortak bir proje
Rojava’da çalışma yürüten kadın kurumlarının ortak projesi olarak geliştirildi. Jineoloji köyün yaşam felsefesini oluşturma ve eğitim çalışmaları, projenin tanıtımını ve kendi kendine yeterli ekonomi projelerini geliştirme sorumluluğunu üstleniyor. Jinwar’da kalan kadınların bir kısmı şehit eşleri, çocukları ve yakınları. Bir kısmı kendi öz gücüne dayalı biçimde yaşamayı tercih eden idealist kadınlar. Bir kısmı şiddet mağduru kadınlar bir kısmı ise böylesi bir projeye katkı sunmak ve bir ütopyanın yaşamsallaşmasını deneyimlemek isteyen enternasyonalist kadınlardan oluşuyor. Bu da oldukça farklı kesimlerden, farklı inanç ve kültürlerden kadınların yaşamı kendi öz güçleri ile örgütlemesine imkan sağlıyor.













