• Eşi ve kardeşi 22 yıldır tutsak, abisi işkence gören, yeğeni Kobanê’de şehit düşen Aynzeliha Çelik: “Bir ömre çok şey sığdırdım. Çocuklarım babalarına o da özgürlüğüne kavuşsun istiyorum. Ancak daha büyük bir hayalim var; o da barış. İlla ki barış olacak, bu son çare, başaracağız artık”

 

Eşi Mehmet Salih Çelik 22 yıl önce tutuklandığında en küçüğü 7 aylık, en büyüğü ise 7 yaşında olan 6 çocuğu ile mücadelesini sürdüren Aynzeliha Çelik, “bir ömre çok şey sığdırdım” diyor. O şimdi Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarıya ermesini umut ediyor. Bunu sadece “yoldaşım” dediği eşine, çocuklarının da babalarına kavuşmaları için değil, “dağdakiler ve tutsaklar, annelerinin evine dönebilsin” diye istiyor.

Nujinha’dan Arjin Dilek Öncel’e konuşan Aynzeliha Çelik, “Ben özgürlük mücadelesini annem ve erkek kardeşlerim ile tanıdım. Eşim Mehmet de özgürlük mücadelesine bağlıydı” diyor.

Aynı gün tutuklandılar

Aynzeliha Çelik, 2000’de eşi ile arasında geçen bir diyaloğu şu sözlerle anlatıyor: “Eşime 6 çocuğumuz var, sana bir şey olursa ne yaparız dedim. O da bana ‘bu bir mücadele’ dedi, sonra mücadeleye öncelik verdi. Evliliğimizin 11. yılında tutuklandı.” 

Aynzeliha’nın eşi Mehmet Salih ile kardeşi Mehmet Acar, 2000’de bir polisin ölümünden sorumlu tutulup, gözaltına alınıp tutuklandı. Gözaltına alındıkları yer Aynzeliha’nın abisi Kadir’in evi olduğu için o da “yardım yataklıktan” tutuklandı. Eşi 36 yıl, kardeşi Mehmet 170 yıl ceza aldı. Abisi Kadir ise 8 yılın ardından tahliye oldu.

‘Kimlik davasıydı ve haklıydık’

Çocuklarına devrimcilerin isimleri olan Sterk, Harun, Delil, Mazlum, Vedat ve İbrahim isimlerini verdi. Aynzeliha, sözlerine şunları ekliyor: “5 oğlum bir kızım vardı. Büyük oğlum 8 yıl önce 17 yaşındayken bir araç ona çarptı ve yaşamını yitirdi. Babası tutsaktı, oğlunun taziyesine gelemedi.”

Aynzeliha, mücadelenin içinde her duyguyu barındırdığını söylüyor ancak, “İçeridekiler güçlü duruyorlar ama bunca kayıp ağır geliyor” diyor.

Aynzeliha, “Köydeyken, tarım işi yaptım, başkalarının bahçelerinde çalıştım, bazen ev temizledim çocuklarımı böyle büyüttüm. Bana güç veren benim gibi binlerce ailenin olmasıydı. Çok cezaevi gezdim, cezaevi kapılarında yüzlerce aile ile tanıştım, kızlar, oğullar, anneler, babalar, hepsinin acısı bizimkine benziyordu. Acılarımız ortak diyordum, yıllarca böyle dayandım bu zorluklara, bir de haklı olduğumuzu düşünüyordum, bizim davamız kimlik ve dil davasıydı ve haklıydık” sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını.

‘Biz yanlış yolda değiliz’

Aynzeliha, Kürtlerin yaşadığı onca kayıp, katliam, işkenceye rağmen hala barışta ısrar etmelerinin çok anlamlı olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor: “Yıllarca ağlamayacağım dedim, ayaklarımın üzerinde durmak zorundayım dedim. Tabi bunları anlatıyorum ama zaman çok yavaş ilerliyordu, bir yıl bin yıl gibiydi, ta ki çocuklar büyüyene kadar. Artık çocuklarım çalışıyor, bir çocuğumu evlendirdim. Düğünlerini yaptım, babaları görmedi. Bir torunum var, dedesini görmedi. Çocuklarıma bu acıyla baş etmeyi de öğrettim. Her şeye rağmen başım dik, biz yanlış yolda değiliz.”

‘Terörist ailesi geldi’ diyorlardı

Eşi Mehmet ilk tutuklandığında Urfa Cezaevi’ne ardından da Diyarbakır Cezaevi’ne gönderiliyor. Daha sonra da Rize Cezaevi’ne sürgün ediliyor. Aynzeliha, “Rize uzak bir şehir, maddi ve manevi olarak oraya gitmek zordu. Her gittiğimizde çocuklarımı ve beni aramalarına rağmen sürekli üzerimizde bir şey saklıyormuşuz gibi imalarda bulunuyorlardı. Eşimin cezaevindeki dik duruşu nedeniyle bize, ‘terörist ailesi geldi’ diyorlardı. Yakın bir şehre gelsin diye sürekli dilekçe veriyordum. Dilekçelerim kabul edilmiyordu. Bu yaşadıklarımız nedeniyle eşim görüşe gelmemi istemiyordu. Ancak ben de çocuklarım babalarını tanıyarak büyüsünler istiyordum” diyor.

‘Toprağın altı insana doydu’

Mehmet Çelik, Rize Cezaevi’nde tutsakken oğlunu, annesini, babasını ve erkek kardeşini kaybetti. Aynzeliha bu süreçte Rize Cezaevi’ne sadece 3 kez gidebildiğini belirtiyor: “Eşimin annesi ve babası öldüğünde görüşe gittim bir kez de kardeşi öldüğünde… Ölüm haberlerini telefonda söylememek için. Daha sonra Riha’daki Hilvan Cezaevi’ne getirildi. Bu bizim için bayram gibiydi. Her hafta görüşüne gidiyorduk. Cezaevine diğer tutsaklara yönelik ihlallere karşı çıktığı için arkadaşlarıyla birlikte Erzincan Cezaevi’ne sürgün edildi. Sürgün kararı bize bildirilmedi. Yeniden Urfa’ya getirilmesi için dilekçe veriyoruz ama dilekçelerimiz yırtılıp atılıyor.”

Aynzeliha Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin ise şunları söylüyor: “Artık yeter diyoruz, bunca acıya rağmen barış diyoruz, kimse eşine, çocuğuna hasret kalmasın. Toprağın altı insan bedenine doydu, en büyük hayalim barış.”

Pirsûs’un devrimci ailesi

Devrimci ve Kürt bilinci olan bir ailede büyüyen Aynzeliha, “3 erkek bir kızdık, küçük kardeşim liseyi bitirdiği gibi Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 10 yılın ardından eşim ve abim birlikte tutuklandı. Bir diğer abim ise Avrupa’dan gelip burada nişanlandı, resmi nikah kıydılar. Ancak nişanlısı Özgürlük Hareketi’ne katıldı. Eşim ile birlikte tutuklanan abim ise çok işkence görmüştü, gördüğü işkence nedeniyle hala birçok sağlık sorunu var. Abimin bir kız bir de oğlu vardı, oğlu Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 4 yıl sonra Kobanê’de şehit düştü. Yeğenimin cenazesi için taziye evi verilmedi, cenazesi Kobanê’de defnedildi” diye anlatıyor.

Aynzeliha, “Annem Saliha Acar Pirsûs’da tanınan bir kadındı. Ona ‘Suruç’un annesi’ diyorlardı. Yeğenim şehit düşünce annem sağlığını kaybetti. Alzheimer oldu, herkes bir yana torunun acısı bir yanaydı, dayanamadı. Babam ise şeker hastalığına yakalandı ve o da yaşamını yitirdi. Ailem 1980’den bu yana bu mücadelenin içinde. 80, 90, 2000’li yıllarda hep baskı altındaydık, 91’de tüm evlere baskın yapılıyordu. Bir gün başımızı rahat bir şekilde yastığa koymadık. Evlendim, bu kez çocuklarımla aynı şeyleri yaşadım” diyor.

Anıları kayıt altına alıyor

Aynzeliha, eşinin uzak şehirlere sürgün edilmesine de tepki gösteriyor: “Amaçları aileleri birbirinden ayırmak. İnsan hiç ailesinden vazgeçer mi? Aileler böyle birbirinden kopar mı?Çocukların düğün videolarını saklıyorum. Eşim çıktığında ona her şeyi anlatacağım.”

Aynzeliha, 22 yılda birçok fotoğraf biriktirmiş, hepsi de cezaevi fotoğrafları. Fotoğraflar içinde eşi Mehmet Salih Çelik ile düğün fotoğrafları da var. Eşi ve çocuklarıyla birlikte özgür günler istediğini söylüyor.

‘Ağır ama güzel bir yük’

Aynzeliha  süreçten beklentisini şu sözlerle anlatıyor: “Bizler dilimizin mücadelesini veriyoruz. Onlar da bir adım atsın, onlar da barış desin. Çok acı çektim, 6 çocuk büyüttüm. Neden bu acıları ben yaşadım diye sormadım, başka ailelerin yaşadıklarına baktım. Ağır bir yük bu ama güzel bir yük. Hikayesi benden daha acı olanlar var, eşim tutuklu oğlum öldü, yeğenim gitti, kardeşim tutsak, abim ve annem acılar yaşadı ama hala bir umut var diyorum. Yüreğim yansa da yüzüm gülüyordu. Tabi ki eşimin çıkacağı günlerin hayalini kuruyorum. Çocuklarım babalarına o da özgürlüğüne kavuşsun istiyorum. Ancak daha büyük bir hayalim var; o da barış. Hiç bir çocuk babasını cezaevinde tanımasın, orada görmesin. Toprağın altı da doldu, cezaevleri de doldu. Artık yeter, çocukları babasız bırakmasınlar. İlla ki barış olacak, bu son çare, başaracağız artık. Bu bayramı herkes ailesiyle geçirsin isterdik. Her şeye rağmen mücadele edeceğiz, çünkü yolumuz yanlış bir yol değil.” RIHA