NATO’nun Türkiye’si

Forum Haberleri —

29 Haziran 2021 Salı - 23:00

  • NATO zirvesinde dikkat çeken konulardan biri de Afganistan meselesidir. Türk devleti eliyle gerçekleşen uyuşturucu trafiğinin yeni rotası NATO şemsiyesi altında Türkiye eliyle gerçekleşebileceği yeni adres Afganistan olacaktır.

ŞÜKRÜ GEDİK

Bilindiği gibi Türkiye’nin NATO’daki öncelikli görevi Ortadoğu’da ileri karakol görevini üslenmekten öteye geçmemiştir. Jeostratejik ve jeopolitik konumundan dolayı NATO’nun ihtiyaç duyduğu Türkiye, kendi konumunu aşırı zorlayarak müttefikleriyle sorunlu bir ilişki yaşamaktadır. Son yıllarda Türkiye’nin NATO müttefikleriyle yaşadığı birçok sorun mevcuttur. Doğu Akdeniz, Libya, Suriye, S-400 konularında NATO ortaklarıyla papaz olmuştur. Avrupalıların mülteci göçünden muzdaripliği bilinmektedir. Türkiye’nin bu konuda geçiş hattı olması nedeniyle mülteci göçünde kilit bir rol oynamaktadır. Kısacası Türkiye, Avrupalıların vazgeçemediği zorunlu bir ortaklık konumundadır. NATO- Türkiye ilişkileri zorunlu bir evlilik ilişkisine dönüşmüştür. Zaten son toplantıda da NATO ülkelerinin Türkiye konusunda görüş ayrılıkları yaşadığı açıkça ortaya çıkmıştır. 

14 Haziran’da gerçekleşen NATO zirvesinde diktatör Erdoğan’ın yaptığı ikili ilişkiler zevahiri kurtarmaktan öteye geçmemiştir. ABD ile yaşadığı sorunlar aşılmadığı gibi diğer ortaklarla da soğuk ilişki hali aşılmamıştır. NATO zirvesinde kükreyen Erdoğan’dan ziyade süngüsü kırılmış bir Erdoğan hali vardı. Yalnızlaşan ama tümüyle vazgeçilemeyen, fakat burnu sürtülen bir Türkiye portresi var. İçte alabildiğince sıkışan Türkiye, Sedat Peker’in ifşa ettiği ilişki ağlarıyla devlet aygıtının ne kadar kirlenmiş olduğu daha fazla anlaşılır olmuştur. Türkiye’nin iç ve dış itibarı diplerde sürünür hale gelmiştir. 

NATO zirvesinde dikkat çeken konulardan biri de Afganistan meselesidir. Türkiye’nin Afganistan’da üslenmeye hazır olduğu rolü üzerinde biraz durmakta yarar vardır. Türkiye’nin hararetle talip olduğu Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama istemi, NATO’nun bölgesel çıkarları veya güvenlik konuları kapsamında ele almaktan ziyade, başka türlü okumakta fayda vardır. Siyaset-emniyet-mafya ilişkilerinin iç içe geçtiği bugünün Türkiye’sinde yasadışı, hukuk dışı birçok dolabın döndüğünü bilmekteyiz. Kara para aklamaktan, insan ticaretinden tutalım uluslararası uyuşturucu trafiğinde oynadığı role kadar, birçok konuda ipliği pazara çıkmıştır. Türkiye’nin Afganistan havalimanının güvenliğini sağlama hevesi tam da bu konu ile bağlantılı okumak gerekir. Devlet eliyle uyuşturucu trafiğinin yeni rotası çizilmektedir. Eski başbakan Binali Yıldırım, ağzında gevelediği ve bir türlü açıklayamadığı Venezuela iddiaları yeni boyut kazanmaktadır. Gemilerle sağlanan uyuşturucu sevkiyatı özel uçaklarla da gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır. Kabil Havalimanı’nın güvenliği Türk devletine geçerse, devlet olarak dünya uyuşturucu baronu haline gelecektir. 

Devlet eliyle gerçekleşen uyuşturucu trafiğinin yeni rotası NATO şemsiyesi altında Türkiye eliyle gerçekleşebileceği yeni adres Afganistan olacaktır. Afganistan’daki uluslararası hava alanının güvenliğini Türkiye ile sağlamak demek, uyuşturucu trafiğinin daha sağlam ve daha güvenli yapılır hale gelmesi demektir. Afganistan’da üretine toz NATO koruması altında Türkiye eliyle istenen adrese daha güvenli ulaşmış olacaktır. Türkiye’deki mevcut faşist iktidar yasadışı işler konusunda oldukça mahirdir. Çünkü çetelerin, mafyanın, aşırı dinci gurupların, cemaatlerin etkili olduğu bir yönetim işbaşındadır. Özel yasayla cezaevinden salı verilen ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı ve devletin karanlık odakları diyebileceğimiz Mehmet Ağar’ın da içinde bulunduğu kontra katiller güruhu devleti tanınmaz hale getirmişlerdir. Böyle bir devlet yapılanmasında etki ve yetkileri ellerinde bulunduran suç örgütleri ve mafya liderleri Türk devletini kendi çıkarları için tepe tepe kullanmışlardır.

NATO bünyesinde örgütlenen gladyo tipi örgütlenmeler Türkiye’nin Kürt özgürlük mücadelesine karşı yürüttüğü kirli savaşta büyük insanlık suçları işlediler. NATO’nun Türkiye’si suç örgütüne dönüştü. AKP-MHP faşist iktidarı döneminde ise Türk devletinin vasfı değişti. Başkanlık sistemi denilen ucube bir sisteme geçerek parti devletini kurdular. Her türlü suçu işlemeyi devlet politikası haline getirdiler. Her türlü kirli işin döndüğü bir Türkiye’yi NATO yarattı. Türk devletinin halen de Kürtlere karşı insanlık dışı suçları işlemesine NATO destek veriyor. NATO beslemesi Türkiye, NATO’ya da zarar verir hale gelmiştir. 

Geçmiş dönemde uygulanan Kürt soykırımı, inkâr ve imha politikalarında, on binlerce faili meçhul cinayete, binlerce köyün boşaltılmasında, günümüzde Rojava ve Başûr Kurdistan’a yapılan işgal saldırılarında, demografik yapının değiştirilmesine, kaçırma, işkence, tecavüz olaylarında faşist Türk devleti kadar NATO’nun da sorumluluğu vardır. NATO’nun gladyosu durumuna gelen DAİŞ artığı çetelerle Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkmıştır. Kısacası baş belası bir Türkiye yaratıldı. Bu devlet yapılanmasından kurtulmak için onu kirli yüzünü iyi tanımak kadar, bütün muhalif kesimlerin ortaklaşarak mücadeleyi yükseltmeleri gerekmektedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.