Patron olmaktansa sanatın kölesi olurum

Kültür/Sanat Haberleri —

3 Ekim 2021 Pazar - 10:20

.

.

  • Bulaşık yıkamakla başladım, sonra gurme aşçılığa ve mutfak şefliğine kadar yürüdü iş. Uzun süre çok çalıştım. Geç de olsa hayallerimin peşinden gitmek gerektiğini anladım. O güne kadar iki restoran işletiyordum. Her iki işletmemi sattım. Şehir merkezinde 3 katlı bir atölye ve galeri aldım. Patron olmaktansa sanatın kölesi olmak bana daha cazip gelmişti. 

Boyamı, kasnağını, resim medyumumu hepsini kendim yapıyorum. Kullandığım malzemeyi hem daha iyi tanıyorum hem de bazı kullandığım karışımlar dünyanın hiçbir yerinde hazır olarak satılmıyor. Hedeflerimden biri de bir gün el yapımı sanat boya fabrikası açmak

ERKAN GÜLBAHÇE

Norveç’te yaşayan Kürt ressam Hakan Yaşar, eserlerinde göç ve Kürtlerin yaşadığı acıları da resmediyor. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında kendisiyle ilgili haberde "Türk ressam" ifadesine "Ufak bir düzeltme, ben Kürdüm" cevabıyla karşılık veren ressam, "Sanat özgürlük ister ve bu yüzden benim için Kürt kimliğim önemlidir. Kendim yani Kürt olamazsam sanatta da başarılı olamam" diyor. Yaşar, 2 Ekim’de Norveç’te açılacak sergisinden elde edeceği gelirin bir kısmını Duhok’ta maaşlarını alamadıkları için protesto eylemi yapan ve tutuklananların aileleri ile çocuk ve kadın derneklerine aktaracak. 2 Ekim’de yeni sergisine hazırlanan ressam Hakan Yaşar ile konuştuk.

Önce sizi tanımayan okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?
Uzun süre önce Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinden İç Anadolu’ya sürgün edilmiş Terkan aşireti mensubuyum. 1976 da, Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı 2 bin nüfuslu bir köyde, çiftçilikle uğraşan Kürt bir anne babanın ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Dört kardeşiz. 7 yaşıma kadar köy ve yayla hayatı yaşadıktan sonra Konya’ya taşındık. İlkokulu 19 Mayıs ilkokulunda şans eseri bitirdikten sonra eğitim hayatımın yerini çalışma aldı. Şans eseri dememin nedeni çok zayıf bir Türkçeyle başladığım ilkokulda, ilk iki sene haftanın 3 günü ülkücü sınıf öğretmeninden dayak yiyen bir talebeydim.

Resime ilginiz nereden geliyor, ne zamandan beri resim yapıyorsunuz?
İlkokul yıllarında resim sanatına ilgi duymaya başladım. Katıldığım bir resim yarışmasında okul birincisi olmuştum. İlkokuldan sonra çalışma hayatına girdiğim için pek fazla zaman bulamasam da arada hep bir şeyler karalardım. 

Gurmelik, aşçılık, kafe işletmeciliği ardından bir atölye açarak ressamlığa başlamışsınız. Nasıl oldu bu?  
Bulaşık yıkamakla başladım, sonra gurme aşçılığa ve mutfak şefliğine kadar yürüdü iş. Birçok isim yapmış restoran ve otellerde mutfak şefliği yaptıktan sonra kendi işletmelerimi açtım. Uzun süre yoğun bir tempo ile çok çalıştım ama her zaman içimde bir eksiklik vardı resim konusunda. Geç de olsa hayallerimin peşinden gitmek gerektiğini anladım. O gün eşimi karşıma alıp "Yoruldum artık bu hayattan. Hep stres, hep koşturmaca. Hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum" dedim. O güne kadar iki restoran işletiyordum ve birçok çalışanım vardı. Her iki işletmemi sattım. Sanat eğitimim ve profesyonel tecrübem olmadan şehir merkezinde 3 katlı bir atölye ve galeri aldım. Patron olmaktansa sanatın kölesi olmak bana daha cazip gelmişti. Sanat benim için duygusal bir çıkıştı.

Resimlerinizde genellikle insan figürlerini kullanıyorsunuz.
İnsanların, yüzlerindeki yaşanmışlıklar hep ilgimi çekmiştir. Bu yüzden figüratif çalışmayı tercih ettim. Her çalışmamda başka bir yüz olsa da aslında hepsinde ben varım. Mesajın kendisi benim hayatım. 

Geldiğimiz coğrafyada acı, kan, gözyaşı hakim. Sizce coğrafyamızda yaşanan acılar yeterince sanata yansıyor mu?
Dediğiniz gibi coğrafyamızda insanlar çok acı çekiyor ve bunu her duyduğumda içim sızlıyor. "Keşke yaşanmasaydı bunlar" diyoruz ve bazen elden bir şey de gelmiyor. Benim eserlerim arasındaki "Dayika Aştiyê"nin yanı sıra aslında tüm çalışmalarımda görünen yüzler farklı farklı olsa da hepsi benim; ben de bizim coğrafyayım.

Çizdiğiniz resimlerin çerçevelerini dahi kendiniz hazırlıyorsunuz, neden böyle bir tercih?
Sadece çerçeve değil, boyamı, kasnağını, resim medyumumu hepsini kendim yapıyorum. Kullandığım malzemeyi hem daha iyi tanıyorum hem de bazı kullandığım karışımlar dünyanın hiçbir yerinde hazır olarak satılmıyor. Hedeflerimden biri de bir gün el yapımı sanat boya fabrikası açmak. Çünkü ne Norveç’te ne de Türkiye’de sanat boyası var. Yaptığım boya en kaliteli sanat boyaları arasında.