Rojava'sız çözüm olmaz
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- Kürt insanı, kardeşinin ekmeğinden koparılmış kanlı lokmayı yemeyecektir. Karşınızda sizden aman dilenen bir halk yok. Saray iktidarı, Kürt halkını fena halde küçümsüyor ve fena halde yanılıyor.
VEYSİ SARISÖZEN
“Hızlanın, çünkü çözüm sürecinin sürüncemede bırakılması provokasyonlara kapıyı açar” diyorduk. Açtı.
Başta Öcalan olmak üzere bütün demokratik kamuoyu, Rojava’ya açılan savaşın, aynı zamanda 'çözüm süreci'ne yönelik bir sabotaj olduğunu dile getiriyor. Buna karşılık hem iktidar medyası hem de muhafazakar muhalefet sözcüleri, “YPG engeli kalktığına göre çözüm sürecinin de önü açılmış oldu” yorumunda bulunuyor. Bu yorum üstünde bir nebze duralım.
Rojava, ne Başûr’a ne de Rojhilat’a benzer. Türkiye ile Suriye arasındaki sınır, Kürt ailelerini tren yoluyla bölmüştür. Başûr ve Rojhilatê Kurdistan'da yaşayanlar ile Bakurê Kurdistan'da yaşayanlar arasındaki ilişki, aynı ulusa ait olmalarındandır ama Bakurê Kurdistan ile Rojava arasındaki ilişki, amca oğlunun Suriye’de, teyze kızının Türkiye’de yaşıyor olmasıdır.
'Çözüm süreci'nin önünü ailelerin bir kısmını yok ederken, diğer kısmına birkaç 'hak kırıntısı' vererek açacaklarını düşünenler, Kürt halkını haysiyet ve şereften yoksun bir “hak dilencisi” sanıyor. Zindanlardaki on bini aşkın tutsak, 30 yıl yattıktan sonra güya 'özgür' olacak ve Rojava’da akrabalarının cenaze törenlerine katılma hakkı kazanacak. 30 yıl zindanda direnen Kürt'ü ne sanıyorsunuz?
“YPG sorunu çözüldüğüne göre çözüm sürecinin önü açıldı mı?” sorusuna yanıt vermek yerine, “çözüm sürecinin önü nasıl açılır” sorusunu sormak ve cevaplamak gerekir. 'Çözüm süreci'nin önü, bundan böyle Rojava direnişi zafer kazandığı zaman açılır. Bir başka ihtimal artık yok. Kürt halkı Suriye’de akrabaları soykırımdan geçirilirken, avuçlarına bırakılacak "çözüm sadakalarına” razı olmayacaktır. Yeniden silahlı savaş olur mu bilmem ama artık silahsız savaş başladı. Bu savaş, demokrasi savaşıdır. 'Ara dönem' sona erdi; 'bekleme hali' de bitti.
Saldırıların kurmayı Saray
Rojava’da soykırımcı saldırılar, bu saldırıların kurmaylığını yapan Saray rejimine son vermeden durdurulamaz. Bu aşamada eli silah tutanların Saray rejimine karşı ayaklanmasından söz etmiyorum, eli silah tutanların “sınır tanımayan” savaşçılar olacağını; Rojava’da akraba ve hısımlarının yardımına koşacağını düşünüyorum. Öyle de oluyor.
Türk devleti vahim bir hata yaptı. Anlatayım: Bakur halkı çözüm sürecinden ne bekliyor? Yüzyıldır verilmemiş haklarının, hiç değilse bir kısmının verileceğini bekliyor. Bu hakları elde etmek için yüz yıldır isyan halindedir. Hiçbir hakka sahip değildir. Türk devleti, isyanı önlemek için şu sıralar halka bazı haklarını vermekten söz ediyor. Halk da 'bekliyor' ama Rojava’da ne yapıyor? Bakurlu Kürt'ün akrabaları yüz yıllık mücadelenin sonunda kendi güçleriyle haklarını elde etmişken, Türk devleti, Amerikalısı, İngilizi, Almanı ile birleşmiş, Kürt'ün elinden kazanılmış hakkını kan dökerek almaya kalkıyor.
Saray rejiminin hesaplamadığı
Açlıktan ölmek üzere olan bir insana kuru ekmek verdiğinizde, içinden ne geçerse geçsin elini uzatır ekmeği alır, size bir de “Allah razı olsun” diyebilir ama açlıktan ölmek üzere olanın elindeki kuru ekmeği aldığınızda kaplan kesilir, ölmemek için ekmeğini savunur. İşte Saray rejimi bunu hesap etmedi. Ekmeği elinden alınan yalnızca Rojavalı Kürt değil, o Rojava topraklarını kanlarıyla sulayan Bakurê Kurdistan'ın Kürtleridir. O nedenle artık Bakurlu Kürt'e hak ettiği özgürlüğün kırıntısını vererek işin içinden çıkamazsınız, çünkü kan pahasına kazandığı ekmeğini elinden alıyorsunuz. Sonra ekmeğin kırıntılarını çözüm sürecinde Bakur halkına sadaka olarak vererek işin içinden çıkacağınızı sanıyorsunuz.
O Bakur halkı ki, Rojava’da kazanılan hakların, yaratılan kadın özgürlükçü toplumun, Ortadoğu çölünde kurulan barış vahasıının korunması adına isyanla hakkını almaktan vazgeçmiş, bu uğurda yarım yüzyıllık şanlı şehitler partisi PKK’yi feshetmiş, sizinle masaya oturmuş ve siz onun kardeşinin elindeki ekmeği alıyorsunuz. Kaplan kesilecektir.
Kürt, kanlı lokmayı yemez
Kardeşinin ekmeğini alıp ondan bir lokma koparacaksınız, barış adına o lokmaya razı olan Bakur halkına barışı savaşa çevirip kana bulanmış lokmayı vereceksiniz. Kürt insanı, kardeşinin ekmeğinden koparılmış kanlı lokmayı yemeyecektir. Karşınızda sizden aman dilenen bir halk yok. Başında Öcalan’ın bulunduğu yüz yıldır yenilmeyen, direnen bir halk var. Bu halk savaşmayı da, barış adına adap erkan ile masada oturmayı da bilir, yüz yıllık savaşta dervişane bir olgunluk ve Kawa misali savaşkanlık kazanmıştır.
Bu halk, ne Türk devletini ne de Türk milletini küçümsüyor ama öyle görünüyor ki, Saray iktidarı, Kürt halkını fena halde küçümsüyor ve fena halde yanılıyor.
Hülasa, Başkan Apo’nun inisiyatifiyle başlayan 'çözüm süreci'nin kırmızı çizgisi Rojava’ydı, bu çizgi kanlı bir komployla aşıldı; 'çözüm süreci'nin geleceği, Rojava’nın yeniden kurtuluşuna doğrudan bağlıdır.
O halde Türkiye’de çözüm sürecini başarıya ulaştırmak, Rojava’da ikinci Kobanê zaferini kazanmaya bağlıdır. Artık seferberlik halindeyiz ve Osmanlı zamanındaki yanık ağıtı terennüm ediyoruz: Yol göründü yine bize gaziler…
