Dayanışmacı değiliz, cephede nöbetteyiz
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- Rojava halkının direnişi, dört parça Kürdistan’ın birleşmesi ve diasporanın muhteşem mücadelesi sayesinde şimdilik Kürt soykırımından geri adım attılar ama niyetleri değişmedi.
VEYSİ SARISÖZEN
Rojava bayrağına bakıyoruz, bir de Şam’la yapılan anlaşmadan sonra haritaya bakar bakmaz “eyvah” diyoruz. Bayrağın ortasından geçen Fırat'ın iki tarafındaki Özerk Yönetim topraklarından neredeyse bayraktaki toprağın üçte biri elimizde kalmış diyerek karalar bağlıyoruz. Reqa ve havalisi, Tişrîn Barajı da içinde elimizden gitmiş. Haklı olarak üzülüyoruz.
Daha Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd mahallelerine Şam rejimi saldırdığı ve Barrack, “artık QSD ile işimiz bitti” dediği gün hep bir ağızdan “bu ikinci uluslararası komplodur” diye haykırmamış mıydık?. “Dünya bize karşı” diyenlerimiz çoğunluktaydı. O halde şimdi şu bize karşı olan dünya ile 2,5 milyonluk Rojava’yı karşılaştırmamız gerekmez mi? Dünya bir tarafta Rojava bir tarafta, öyle ama Kobanê amansız kuşatmaya rağmen hala direniyor, Hesekê dimdik ayakta, Qamişlo hakeza. Rojava öz savunuma güçleri direndi ama dört parça Kürdistan sivil halkı ve diasporadaki milyonlar, tek kurşun atmadan mucize yarattılar. Rojava yaşıyor ve ne Şam rejimi ne de Türk devleti Rojava’yı haritadan sildi. Neredeyse Türk devletinin ilhak ettiği Efrîn ve Serêkaniyê özgürleşmenin eşiğinde.
Kürt halkının gücü dünyayı şaşırttı
Karalar bağlarsak tüm dünyaya karşı yarattığımız bu mucizeyi küçümsemiş oluruz. Zemherinin dondurucu soğuklarında milyonlar, Rojava’ya sırtını dönen devletlerin yurttaşlarıyla alanları görülmemiş kalabalıklarla öyle bir doldurdu ki; bütün dünya, Kürt halkının gücü karşısında şaşkına döndü. Avrupa’nın burnunun dibinde Rusya'nın Ukrayna topraklarını adım adım işgal ettiği ve Avrupa'nın Ukraynalı sığınmacılarla dolup taştığı halde alanlar Ukrayna'yı böyle muazzam bir güçle savunan bir hareketle karşılaşmadı. Gazze’de soykırıma karşı bile böyle dünyanın dört yanını saran kitlesel bir protesto dalgası görülmedi. Ne Ukrayna ile Rusya arasında ne de İsrail ile Filistin arasında herhangi bir anlaşmadan eser yok ama Suriye devleti ile Rojava arasında bir anlaşma var. Anlaşmanın altında Özerk Yönetim ile milyonların imzası var. Evet, Rojava, Suriye'ye entegre oluyor ama Suriye devleti de Rojava’yla entegre oluyor. Artık uluslararası meşruiyeti tanınmak üzere olan bir Rojava var.
Rojava bayrağına ve haritaya bakmaya devam edelim. YPG-YPJ güçleri, Fırat’ın batısından doğuya çekildi, tamam da o Fırat’ın batısındaki topraklar Rojavayê Kurdistan değildi. Arapların çoğunlukta olduğu topraklardı. YPG-YPJ, DAİŞ’in “başkenti” olan Reqa’da en çok da Arap kadınlarını DAİŞ'ten kurtarmak için o topraklara girmişti. Arap aşiretleri yıllar boyu bu sayede barış içinde yaşamıştı ama Türk devleti o yıllar boyunca Arap aşiretlerinin arasında yıkıcı örgütlenmeler yaratmış ve Halep saldırısından sonra Aşiretler saf değiştirmişti. Arap kadınları ne durumda, bilmiyoruz. Kendini mutlu edemeyen bir halk, bir başka halk tarafından mutlu edilemez. YPG-YPJ güçlerinin çekilmesi sayesinde Türk devletinin bir Arap-Kürt iç savaşı hedefi önlendi. Önlenmeseydi, işte asıl o zaman Kürt soykırımı kaçınılmaz olacaktı. Rojava toprak kaybetmedi, Arap halkına yardım için girdiği topraklardan bir kısmı Türk devleti tarafından işgal edilen kendi anayurduna çekildi. Soykırım planı bozguna uğradı.
Geri adım attılar ama niyetleri değişmedi
Evet, anlaşma yapıldı diye, kağıtlara imzalar atıldı diye, Rojava hala yaşıyor diye, ne Şam rejimi ne de Türk devleti Rojava’nın dostu oldu. Rojava halkının direnişi, dört parça Kürdistan’ın birleşmesi ve diasporanın muhteşem mücadelesi sayesinde şimdilik Kürt soykırımından geri adım attılar ama niyetleri değişmedi. Eğer imzalanan anlaşmanın uluslar arası garanti altına alınması sağlanmadan, Kürtlere tanınan haklar anayasal garanti altına alınmadan evlerimize dönersek, alanları boş bırakırsak, fırsatını buldukları anda yine harekete geçeceklerdir.
İran’a karşı ABD ve İsrail saldırısı, kara harekatına varırsa Türkiye ve Azerbaycan beklenmedik bir anda kendilerini savaşın içinde bulabilir. İran’a karşı kara harekatı Kürdistan’ın dört parçasını çiğnemeden gerçekleşemez. Tanklar, toplar, ordular Kürdistan’da “taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmaksızın” ilk buğday başağının yeşerdiği toprakları mahvedecek. Savaşların tarihi böyle bir durumda bırakalım Şam ile Rojava arasındaki kağıt üstünde yazılı anlaşmayı, bütün devletler arasındaki anlaşmaları, devletler arası hukuku anında ortadan kaldırır. Başûr ve Rojhilat III. Dünya Savaşı'nda topun ağzındadır. Rojava, Türkiye’de 'çözüm süreci', dolayısıyla Bakur halkı tehdit altındadır.
Şam rejimi ile Özerk Rojava yönetimi arasındaki biricik garanti, dört parçadaki Kürt halkının, partilerinin ulusal birliğine, diasporadaki milyonların bulundukları ülke halklarıyla enternasyonalist cephesine, kısaca halkların öz gücüne bağlıdır.
Unutmayalım; görevimiz, Rojava'yla “dayanışma” değildir. Rojava’yla birlikte mücadele cephesinde yer almaktır, çünkü dünyanın şu kaotik durumunda hepimiz “yokolma ve varolma” yol ayrımındayız.
Nöbet yerinden ayrılma!
