“Demokratik ulus” nedir?

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Kürt uluslaşma süreci, demokratik uluslaşma sürecidir. Bugün var olan modern Kürt ulusu, demokratik ulusun ta kendisidir.

VEYSİ SARISÖZEN

“Kastik katil” dediğimiz erkek egemen sömürücü oligarşilerin “ulus devletleri” tarafından inşa edilen, her biri diğerine düşman hale getirilmiş ve hepsi de kadınları köleleştirerek, ulusun öznesi olmaktan çıkartmış “yarım ulusların” demokratik, hümanist ve enternasyonalist alternatifine “demokratik ulus” denir.

İnsanlık, toplumların binlerce yıllık tarihinin sonunda bu erkek egemen “yarım uluslara” bölünmüş; emperyalist ve bölgesel emperyalist ulus devletlerin elinde, bir avuç sömürücünün sosyal temeli ve dünya savaşlarının “sivil ve askeri orduları” haline getirilmiştir. Günümüzde bu ulusların birbirine düşman edilmesinin en tehlikeli aşamasındayız. Emperyalist ve bölgesel emperyalist ulus devletlerin ölümcül rekabeti, kapitalist moderniteyi, iklim krizi ve nükleer yok oluşun kaynağı haline getirmiştir. III. Dünya Savaşı'nın içindeyiz. Hiçbir “barış” ya da “reform”, bu gidişi durduramaz. “Erkek egemen uluslar” ve bu ulusların dayandığı “ulus devletler” ve bu devletlerin kapitalist sömürü sistemi yerine, tüm ulusların ve kadın-erkek insanlığın konfederal komünalist sosyo-politik sistemin temelini oluşturacak olan “demokratik uluslaşma” sürecine girmesinden başka çare yoktur.

Ömrü küçük hedefler ve çıkarlar peşinde koşmakla geçen, giderek dinlerin vaat ettiği “cennet” idealine bile inançsızlık içinde dejenere olan “hayali küçük Aliler”, cenneti dünyamıza indirecek olan bu yazdığım “Apocu çareyi”, “ütopik, hayalci” ve işe yaramaz sayıyorlar. Bunlar, yalnızca Türk işçi sınıfını ve halkını değil, politik bilinçten uzak Kürt insanlarını da “inançsızlığın”, sosyal nihilizmin bataklığına çekiyorlar.

“Demokratik ulus” bir hayal midir?

Çoğu zaman benim gibi Marksistler ve kimi Apocular bile “evet bu hayaldir, iyidir ama şimdi işimize bakalım” yanılgısına düşmektedirler. Demokratik uluslaşma süreci, hayal değildir. Bunu kanıtlamak için Rojava’da demokratik uluslaşmanın ilk filizlerinden söz etmek yerindedir ama yetersizdir. Bir hayal peşinde boş yere koşmadığımızın en büyük kanıtı Kürt uluslaşma sürecinde yatıyor. Demokratik uluslaşma, farklı etnik, dini, mezhebi, kültürel ve farklı cinsler arasında bütünleşme ve farklılıkların sentezleşmesidir. Bu tanımdan hareketle baktığımız zaman Kürdistan’da ne görüyoruz?

Modern Kürt ulusu, demokratik ulusun kendisidir

Uzağa gitmeye gerek yok. Yüz yıl önceye ve hatta 20. yüzyılın son çeyreğine, bu tarihsel dönemde Kürtlüğün durumuna ve bugününe bakmak, demokratik uluslaşmanın bir hayal olmadığını görmemiz için yeterlidir. Kürt uluslaşma süreci, demokratik uluslaşma sürecidir. Bugün var olan modern Kürt ulusu, demokratik ulusun ta kendisidir. Kürt halkının aşiretçi-parçacı “ilk (ya da ilkel) milliyetçiliğinden” modern ulusa dönüştüğünü, bütün dünya Rojava savunması esnasındaki küresel çapta Kürt seferberliğine bakarak gördü.

Apocu direnişten önceki durum

Apocu direnişin başlangıç tarihinden önce Kürt etnisitesinin durumu neydi?

Kürt halkı ulusal birlikten mahrumdu. Dört parçaya bölünmüştü ve her parçadaki Kürtlük, sömürgeci devletlerin ve iş birlikçilerin etkisi altında birinin kalkıştığı isyana ya katılmıyor ya da karşı çıkıyordu. Her parçadaki Kürt halkı, aşiretler halinde yaşıyor ve bu aşiretlerden biri isyan ettiğinde diğerleri bu isyana ya katılmıyor ya da devletin yanında yer alıyordu. Kürdistan, aşiretler arasındaki kan davalarının acısını çekiyordu. Aslında her aşiretin isyanı, Kürt uluslaşmasına giden yolu açıyordu ama bu isyanlar, uluslaşmamış olmanın etkisi altında amansızca bastırılıyordu.

Uluslaşmanın önünde çok büyük engeller vardı. Aşiret toplumundan ulus toplumuna geçişte aşiretleri birleştirmek gerekiyordu. Daha önemlisi, dört parçadaki Kürtlüğü sömürgeci devletlerin etkisinden kurtararak birleştirme gibi muazzam bir görev ortada duruyordu. Bu engeller arasında “görünmeyen” aynı ölçüde en büyük engel, Kürt toplumunun, komünal dönemden sonra erkek egemen ve cinsler arasında bölünmüş bir topluma dönüşmesiydi. İsyanlar, erkeklerin “yarım isyanlarıydı” ve kadınlar bu isyanların pasif destekçileri olarak en ağır bedelleri ödüyordu. Toplumu kadın-erkek eşitliği ve bu eşitlikte, binlerce yıl önce olduğu gibi kadın öncülüğünde birleştirmek, hayal edilmesi zor bir görevdi.

Hayal edilmesi zor bir başka görev ise Kürt halkının “dil birliğini” sağlamaktı. Kurmancî lehçesiyle konuşan Soranî konuşanı, Soranî konuşan Zazakî konuşanı anlayamıyordu. Bu farklı lehçelerden birini ortak dil yapma şıkkı, Kürtlerin ulusal birliğini tehdit ediyordu. “Çok lehçeli Kürt uluslaşması” 50 yıl önce çözümü en zor meselelerden biriydi.

Şu anda Ortadoğu’da mezhep savaşları yaşanıyor. Fars Şiiliği ile Arap Sünniliği arasındaki düşmanlık, küresel ve bölgesel emperyalist devletler tarafından kışkırtılıyor. Kerbela’dan beri aşılamayan bir düşmanlık var. 50 yıl önce Kürtlük de bu temelde bölünmüştü. Dêrsim Aleviliği ile Botan-Serhat Sünniliği arasında birbirini reddeden bir bölünmüşlüğü aşmak da hayal edilmesi bile mümkün olmayan bir görevdi. Kürdistan toplumu yalnız bu mezhep bölünmesiyle bölünmemişti. Ermeni-Süryani soykırımı, Hıristiyan ve Müslüman toplumlarını birbirine düşman etmişti. Êzîdî fermanları, Kürt halkını inanç temelinde bölmüştü. Müslüman çoğunlukla farklı dinden Kürdistan halklarını birleştirmek hayal edilmesi mümkün olmayan hedefti.

50 yıllık mücadeleyle 'hayaller' gerçek oldu

Bu hayal, 50 yıllık mücadele sonunda gerçek oldu. Kürdistan halkları büyük ölçüde dillerini, dinlerini, mezheplerini, kültürlerini koruyarak birleşti. 10 bin yıllık “kastik katil” hegemonyası, Kürdistan’da kırıldı, kadın devrimiyle Kürt ulusu “bütünsel ulus” düzeyine yükseldi.

Bu bütünsel Kürt ulusu, demokratik ulusun ilk varoluşu ve ta kendisidir.

Bu tarihsel tecrübe şunu gösteriyor: Demokratik uluslaşma önce sömürgedeki farklı etnisitelerin, din, mezhep, kültür ve cinsiyetlerin birleşmesi ve manevi alanda sentezleşmesiyle başladı. Şimdi bu ulusal birliğin gücüyle, hakim ulusla ezilen ulusun demokratik uluslaşma aşamasındayız. Kürdistan’daki tecrübe, demokratik uluslaşmanın ne kadar çelişkili ve zor bir tarihi süreç olduğunu göstermiştir. Hakim ulus ile ezilen ulusun demokratik uluslaşma sürecine girmesi, bu yaşanan zorlukla kıyaslanmayacak zorluklar içerdiğini gösterdiği gibi, mümkün olduğunu da göstermiştir.

Kürt ulusunun özgürleşirken, özgürleştirme misyonu

Çare, Kürt ulusal birliğini siyasi ve askeri düzeye yükselterek güçlendirmek; bu güce dayanarak, demokratik ulusta sentezleşmeden önce, hakim ulusun demokratik ve sosyalist güçleriyle “ittifak” kurmak; Türk, Arap ve Fars halklarını Kürt ulusuna düşman eden ulus devletlerin hegemonyasını aşmak; bu mücadelede “ana kraliçelerin öncülüğünü” sağlayacak kadın devrimini yaymak ve derinleştirmektir.

Son olarak sosyalistlere söylenecek söz şudur: Demokratik ulus, enternasyonalizm demektir ve Kürt halkının varlığını ve dilini savunma amaçlı Kürdiliği ile enternasyonalizm arasında Çin Seddi yoktur. Kürt ulusunun ulusal gururu enternasyonalizme, enternasyonalizm Kürt ulusal gururuna götürür. Tarih ispat etmiştir ki; Kürt ulusu kendini özgürleştirirken, bütün ezilen halkları özgürleştirme misyonuna sahip bir ulustur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.