Şark ıslahat planı devam ediyor

Forum Haberleri —

13 Şubat 2022 Pazar - 23:30

  • Kürt diye bir halk, Kürtçe diye bir dil, Kürdistan diye bir coğrafya yok mu? Yoksa neden Türk yetkililer istedikleri zaman politik malzeme yapmak için Kürtçe şarkı söylüyor, Kürdistan diyorlar?

Mehmet Serhat POLATSOY

Şark ıslahat planı ile birlikte başlayan asimilasyon politikaları günümüze kadar farklı yöntemlerle sürüyor. Hz. Ömer ve Ebubekir döneminde Araplar, Osmanlı’dan itibaren de Türkmenler, -ezici çoğunluğu Kürt olan- kadim halkların yurdu olan Kürdistan'a gönderilerek özelde buradaki Kürt nüfusu eritme potasına alınmak istendi. Hala devam eden bu entegre operasyon, sadece dil ve kültürü değil, aynı zamanda biyolojik değişimlerin gerçekleşmesi amacı da taşıyordu. 'Hepimiz İslam kardeşiyiz' teması ile işletilen süreç, nihayetinde karşılıklı evlenmeler ile fizyolojik değişimler de gelir, görüşü savunularak devam ettirildi.

Şark ıslahat planı ile start alan Kürt, Kürdistan ve Kürtçe üzerindeki yasak, Zilan ve Dersim kırımından sonra 1938 yılında, "Türkçe konuşmayanlara hapis ve para cezaları verilmesi" üzerine bir kanun teklifi ile gizli plan olmaktan çıkıp resmiyet kazanıyordu. Bu tarihten sonra Kürtçe isimler, Kürt’ün folklor ve rengi yasaklanıyor, bu yasak ile yetinilmeyip, 1950 yılına kadar Kürt yerleşim bölgelerini sıkıyönetim ile yönetmeye kadar sürüyordu. Görüldüğü üzere Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Kürt, dilsiz ve yurtsuz hale getirilmek isteniyordu. 

1980'lere doğru ve sonrası ise artık resmen yasaklamalar hem resmi hem de özel hayattan Türk hükümetlerince çıkarıldı.

1980 darbesi ve yaşananları bilmeyenler yok. Kürtçe konuşan, Kürtçe yayın yapan, Kürtçe şarkı söyleyen birçok kişi zindanlara dolduruldu. (Son 7 yılda da tarih bu anlamda, tekerrür ettirildi)

Öte yandan bugün AKP'lilerin sıkça başvurduğu bir yalan olan "Kürtçe artık serbest" sözünün kof bir propagandadan ibaret olduğu meclis tutanaklarına "bilinmeyen dil" olarak geçmesinden anlaşılabiliyordu.

Yüzlerce, binlerce konu başlığı olmasına rağmen, hafızalarda kaldı diye iki örneği buraya taşımak istiyorum: Mesela Osman Baydemir 2006 yılında meclis başkanı ve kimi siyasetçilere "Sersala we Piroz be" yazılı yeni yıl kutlama tebriği gönderdi diye hakkında bir dizi soruşturma açıldı. 

Yine bir yıl sonra "çok dilli belediyecilik" çalışmasına dönük olarak, İçişleri bakanlığı Diyarbakır Sur belediye başkanı Abdullah Demirbaş'ın da aralarında olduğu seçilmiş tüm belediye meclis üyelerini görevlerinden aldı. Danıştay, bakanlığın kararını "Türkçe dışındaki dillerde kültür, sanat, çevre, şehir temizliği ve sağlık gibi çeşitli belediye hizmetleri hakkında bilgi vermek Anayasa'ya aykırı" diyerek onayladı.

Dün bir haber ile karşılaştım: Nusaybin'de çocuk şöleninde Kürtçe şarkı söyledikleri gerekçesiyle 3 Mezopotamya Kültür Sanat Derneği üyesi hakkında "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla dava açıldı. İddianamede, çocuk etkinliğinde söylenen Awazê Çîya’nın “Awazek tê ji Rojava" parçasının bir bölümü Türkçeye çevrilip "örgüt propagandası" gerekçe gösterildi.

Peki neden soruşturma açıldı? Şarkı Kürtçe ve şarkının içinde Kürdistan geçiyor diye. Sormak gerek, Kürtçe şarkıda Kürdistan yerine neden başka bir coğrafyanın adı geçsin? Kürtçe bir şarkı varsa içinde Kürdistan geçmesi kadar doğal ne olabilir?

Bir yandan bunlar olurken diğer yandan Türk devletinin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı istediği zaman Kürt ve Kürdistan diyebiliyor ve hiçbir şekilde soruşturma konusu olmuyor. Buradan hukukun, Kürt’e farklı Türk devlet yetkililerine farklı olduğu sonucu çıkmıyor mu? Bir halk kendi yurdunda dilsiz, kimliksiz, renksiz nasıl yaşar? 'Örgüt' deniyor, 'örgütün propagandası' deniyor. Hangi örgüt, hangi propaganda? Şarkı içerisinde Kürt ve Kürdistan geçiyor diye örgüt propagandası sayılıyor. Sonrada Kürtçe yasak değil deniyor. Kürt diye bir halk, Kürtçe diye bir dil, Kürdistan diye bir coğrafya yok mu? Yoksa neden Türk yetkililer istedikleri zaman politik malzeme yapmak için Kürtçe şarkı söylüyor, Kürdistan diyorlar? Yasak ise onlara neden yasak değil!

Biz, "yasak olan güzeldir" diye düşmüyoruz hakikatin ardına; hak diye, sosyolojik olarak kazandığımız dil, kimlik ve coğrafyamızın tamamı bir değerler bütünü diye mücadele yürütüyoruz.

Sırf Kürtçe şarkı söyledi, Kürdistan dedi diye 15 yıl ve daha fazla cezalar isteniyor. O halde bize düşen, hakikatin, Kürt’ün ve Kürdistan'ın ardına düşmeye devam etmek…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.