Sey Rıza ve yoldaşlarına selam olsun

Demir ÇELİK yazdı —

  • Türk Ulus Devleti, Kürt Alevilerini ortadan kaldırmayı kendisi için ‘Tamamlanmamış Görev’, olarak görmektedir. Bu zihniyet, bugün de kültürel soykırımla Raa (Reya) Heq Alevilerine başkalaşımı dayatıyor.

Siyasal örgütlülüğü esnek aşiretler konfederasyonuna dayanan, Kürtçe’nin Kîrmancki ve Kurmanci lehçelerini konuşan Dersim Raa(Reya) Heq aşiretleri 12 Pîr Ocax’ına bağlıydı. Dersim Kürt aşiretleri; toprağa bağlı, dış saldırılara karşı ve otantik inanç değerlerini savunma amaçlı ortak refleks gösteren, birlikte hareket eden bir tarihselliğe sahipti. Aşiret konfederasyonu ve dikey olmayan yatay Ocaxlar sistemi ile dış saldırılara karşı meşru savunmalarını sağlıyor, kendi toplumsallıklarının sosyal, kültürel ve inançsal değerlerini   güncelleyerek sürdürüyorlardı.

 Sarp dağların arasındaki geniş olmayan platolarda veya dağ eteklerindeki yerleşkelerinde yaşam sürdüren Dersimliler, genelde hayvancılık ve tarımla uğraşıyorlardı. Buğday, çavdar ve arpa başta olmak üzere buğdaygillerin yaygınca ekilip biçildiği Dersim’de, üzüm başta olmak üzere meyvecilik ve tütün ekimi de yapılmaktaydı. Keçi, koyun, sığır yetiştiriciliği yanında arıcılık ve kümes hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktaydı. Farklı etnik ve inançtan halkların yaşadığı Dersim toplumsallığını dağıtma ve başkalaştırma saldırıları bu anlamda çok önceden başlayıp devam eden saldırılardır. Ta 1860’ta Dersim’e dair hazırlanan raporlar: “Dersim’e muhacirlerin iskanı sağlanmalı, camii ve mekteb inşası gibi tedabir-i hasene hakimane ile ıslahı çaresine bakılması” der. Bu belgeden de anlaşılacağı üzere; Dersim toplumsallığını dağıtma ve parçalama ikiyüz yıla yakın bir zamandır devam ediyor.

Ulus devletin kurucu kadroları bu geleneği devam ettirirler. “Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerden arayacağımız evsaf; her şeyden önce Türk ve Türkçü olmasıdır” der İnönü.

“Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiştir. Fakat bu propagandaların birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde tesiri olmamıştır” der M. Kemal.

Yine 1923’te M. Kemal: “Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakları yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk kalacaktır. Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakkı yoktur. Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir” der.

Anlaşılacağı üzere Türkçü egemenler tarih boyunca kendileri dışında farklı halkları ve inançları bir yandan katliam ve soykırımlarla ortadan kaldırmaya, diğer yandan da asimilasyonla Türkleştirmeye çalışmışlardır. 1925 Şark Islahat Planı zihniyetine yansıyan bu ırkçı söylem, on iki yıllık hazırlıktan sonra 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla fiziki ve siyasi soykırım başlatılır. 15 Kasım 1937’de Sey Rıza ve yoldaşları idam edilmelerine rağmen soykırım sonlandırılmamış, ‘çıbanbaşının’ sökülüp atılması anına kadar sürdürülmek istenmiştir. Çünkü Türk Ulus Devleti, Kürt Alevilerini ortadan kaldırmayı kendisi için ‘Tamamlanmamış Görev’, ‘Bitmemiş Suç Pratiği’ olarak görmektedir. Alevileri onlarca kez katliamlarla bu suç pratiğine tabi tutan bu zihniyet, bugün de kültürel soykırımla Raa (Reya)Heq Alevilerine başkalaşımı dayatıyor, Kürt-Alevi inancının kutsal mekanlarını, sosyal, kültürel değerlerini, tarihi belleğini, hafızasını ve ekolojik yaşam alanlarını ortadan kaldırmaya, kadın kırımını gerçekleştirmek istiyor. Türk Devleti: 

1. Dersim’ in özerk tarihselliğini dağıtmak, 

2. Dersim’ in dikey olmayan yatay insan toplumsallığını (Ocax)sistemini parçalamak,

3. Dersim'in Kürtlük ruhunu kırmak,

4- Kadın özgürlükçü anlayışı ortadan kaldırmak, Dersim toplumsallığı üzerinde Türk ve Sünni İslam devletini inşa etmek istiyor.

“Erzincan’ın Kürt merkezi olması ile asıl korkunç olanı, Kurdistan’ın meydana gelmesinden ciddi olarak kaygılanmak yerindedir” der İsmet İnönü. Kurdistan’ın yeşil kemerle kuşatılması gerektiği fikri, Kemalist devlet zihniyetinin stratejisi olarak devreye konulur.

“…Milliyet yegane vasıta-i iltisakımızdır (milliyetçilik tek birleştiricimizdir). Diğer unsurlar Türk ekseriyeti karşısında haiz-i tesir(etkileme gücüne haiz) değillerdir. Vazifemiz; Türk vatanı içinde bulunanları behemehal Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız evsaf; her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.” İsmet İnönü’nün Nisan 1925 yılında verdiği bu demeç, tüm cumhuriyet kadrolarının temel düşüncesidir. Bu zihniyetin yol açtığı düşünce, daha sonraları, daha da ileri götürülecek faşizan uygulamalarına teorik ve ideolojik gerekçeler oluşturur.

31 Ağustos 1930 tarihli Milliyet gazetesine Başbakan sıfatı ile İsmet İnönü: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur” der.

Bu faşizan yaklaşım sonucu 15 Kasım 1937’de Sey Rıza, Usene Seydi, Hesen Axa, Fındıq Axa, Aliye Mırzî Sılî, Resik Usen ve Hesene Îvrahîme Qızî şaki, eşkıya, bölücü ve hain denilerek idam edilirler. Dün dedelerimize, bugün bize karşı bu sıfatları kullananlar: “Türk olmayanların etnik ve ırksal statü, dil, kültür ve inanç temelli hak talebinde bulunmaları asla düşünülemez” diyecek kadar ırkçı, halklar ve inançlar düşmanıdırlar. Bu zihniyet sonucu yüzyıldır düşünce, ibadet ve inanç özgürlüğü olmadığı gibi, düşüncenin ve inancın kendisini örgütleme özgürlüğü de, demokratik toplum örgütlülüğü de olmamıştır. Etnik kimlik kırımı yanında, kadın ve inanç değerler kırımı, doğa, kültür ve sosyal yaşam alanlarımıza dönük siyasal ve toplumsal kırımın devam ettiği günümüz koşullarında tüm alanlarda yaşamı yeniden kurmak, dilimizi, kimliğimizi, doğamızı, sosyal ve siyasal değerlerimizi korumak, geliştirmek ve yeniden var etmek için uzun soluklu, bilinçli, kolektif iradeye ekmek kadar, su kadar ihtiyacımız vardır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.