Sosyolojik bir fantazma: Game of Thrones Evreni

Kültür/Sanat Haberleri —

4 Kasım 2022 Cuma - 19:45

Game of Thrones

Game of Thrones

  • Ortaçağ döneminde Arslan Yürekli Richard gibi adından söz ettiren bazı kralların etki alanı ise oldukça sınırlıdır. Aynı döneme atfedilen Robin Hood bile daha yaygın haldedir. Hal böyle olunca Tolkien’in giriştiği bu mit yaratma gayesi, karşılığını beklenenden fazla şekilde almıştır.

BİLGE AKSU

Onlarca yıl evvel J.R.R. Tolkien Yüzüklerin Efendisi’ni yaratmaya başladığında amacı, yeterince zengin bulmadığı İngiliz mitolojisine bir örnek sunmaktı. Tarihe baktığımızda öne çıkan ve popülerleşen mitler arasında İngiltere’den neredeyse hiç örneğin bulunmadığını görmemiz bir yana, günümüz popüler kültüründe (Marvel filmleri vb.) yeniden üretilen mitolojik kahramanlar arasında da pek İngiliz’e rastlamayız. Gerçekten de İngiltere için Beowulf dışında destanlara konu olmuş, dilden dile doğal şekilde yayılmış pek hikaye yoktur. Ortaçağ döneminde Arslan Yürekli Richard gibi adından söz ettiren bazı kralların etki alanı ise oldukça sınırlıdır. Aynı döneme atfedilen Robin Hood bile daha yaygın haldedir. Hal böyle olunca Tolkien’in giriştiği bu mit yaratma gayesi, karşılığını beklenenden fazla şekilde almıştır.

Tolkien’in tek başarısı bu değil tabii. Kendisinden sonra gelen fantastik evren yaratıcılarının neredeyse tamamını etkisi altına almış olması belki hepsinden büyük bir sonuç. Daha yakın dönemde yaşamış yazarların kurguladığı hayali mekanlar, yaratıklar, karakterler ve büyülerin çoğu, Tolkien’in tohumlarını attığı bir evrende geçiyormuş gibi ona benzetilir. Hatta Game of Thrones’un ya da kitap serisinin adı olan Buz ve Ateşin Şarkısı’nın yaratıcısı olan George R. R. Martin de bu hususta benzer bir düşüncededir. Tolkien’den sonra ortaya çıkan fantastik işlerin neredeyse tamamının, Tolkien’in kötü birer kopyası olduğunu düşünür. Bu yüzden kendi yarattığı evreni olabildiğince farklı tasarlamayı hedeflemiştir.

George Martin’in bu iddiası ve amacı gerçekten de tespit edebileceğimiz ölçülerde tutarlılık barındırıyor. Tolkien evreninde görmeye alışık olduğumuz karakter yapıları, mekan tasarımları ya da olayların ele alınış biçimi onda oldukça farklı. Tipik bir epik fantazma başlığı altında konumlandıracağımız Yüzüklerin Efendisi’ndeki gibi, karakterler saf iyi ya da kötü olarak tasarlanmamış. Birçok karakterin o anki eylemini, sebebi ilahi ya da kaderci bir noktaya dayanan inanışları değil; o an içinde bulunduğu ruh halleri şekillendiriyor. Aynı karakterin iyi ve kötü kararlarına ya da başkaları üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerine şahit olabiliyoruz. Bu bağlamda Tolkien’i romantik bir edebiyatın çerçevesine dahil etmek ve George Martin’i biraz daha gerçekçi bir noktada konumlandırmak gerekiyor.