• Filistinli yönetmen ve yazar Shaden Ebu Elesal, “Varlığımızı, kimliğimizi ve kültürümüzü silmeye yönelik bir saldırı sürerken tiyatro, yalnızca bir sanat değil, var olma, direnme ve hayatta kalma eylemine dönüştü” dedi.

 

ARZELLA BEKTAŞ/AMED

Filistin’den gelen Shaden Dance Company, “Feathers” (Tüyler) adlı performansıyla Amed’de sahneye çıkarak, beden ve sessizlik üzerinden kurduğu anlatıyla izleyiciyi savaşın ve iktidarın yarattığı yıkımla yüzleştirdi. Filistinli yönetmen ve yazar Shaden Ebu Elesal imzasını taşıyan oyun, sanatın aynı zamanda bir var olma ve direnme biçimine dönüşebileceğini sahneye taşıdı.

Gösterim, 11. Uluslararası Amed Tiyatro Festivali kapsamında gerçekleşti. Savaştan gelen Filistinli sanatçıların sahnelediği sessiz dans performansı, izleyiciyi baştan sona etkisi altına aldı. Savaşın ortasında üretilmiş güçlü bir sahne çalışması olarak öne çıkan oyun, tema ile sahne dilini başarılı biçimde birleştirdi. Dans, beden ve sessizlik üzerinden kurulan anlatım doğrudan seyirciye ulaştı.

İtaat ile özgürlük

Oyunda, en yüksek noktada konumlanan bir diktatör, elindeki ipe bağlı yuvarlak bir mekanizma aracılığıyla insanları kontrol eder. İnsanları iradelerinden kopararak mutlak itaate zorlayan bu figür, günlük yaşamdan aşka, kültürel üretimden bilgiye kadar her alana müdahale eder; bir kitabın okunmasına dahi karşı çıkar. Şiddet yoluyla kurduğu düzeni dayatan diktatör, insanları öğrenmekten uzaklaştırır ve savaşa sürükler. Ancak tüm bu iktidar pratiği içinde kendi dönüşümünü fark etmez.

Oyun, bu karşıtlık üzerinden iyilik ile kötülük, itaat ile özgürlük arasındaki gerilimi görünür kılar. Yaklaşık 60 dakika süren performans boyunca müzik ve dans sahneyi tamamladı. Seyirci, anlatıda hem kendinden hem de yaşadığı dünyadan izler buldu. Oyun, bitiminde uzun süre ayakta alkışlandı.

Sevgiden nefrete

Gösterimin ardından Shaden Ebu Elesal ile oyunları ve Filistin’de tiyatro yapmanın koşullarına dair konuştuk. Ebu Elesal, oyunun iktidarın birey üzerindeki etkisini ele aldığını belirterek, “Bilinçsizliğimiz içinde ne kadar özgür olduğumuzu ve iktidarın pençesinden kurtulup kurtulamayacağımızı sorgularız. Feathers, iktidarın kimliğimizi nasıl şekillendirdiğini ve insanın sevgiden nefrete nasıl sürüklendiğini anlatıyor” dedi.

Hayatın içinden konuşmak

Filistin’de tiyatronun mevcut koşullarda yalnızca bir sanat eylemi olmadığını ifade eden Ebu Elesal, tiyatroyu “doğrudan hayatın içinden konuşmak” olarak tanımladı. “Bu dönemde Filistin’de tiyatro deneyimi soykırım, aciliyet, yas ve derin bir sorumluluk duygusu tarafından şekillendi. Varlığımızı, kimliğimizi ve kültürümüzü silmeye yönelik bir saldırı sürerken tiyatro, yalnızca bir sanat değil var olma, direnme ve hayatta kalma eylemine dönüştü” diye konuştu.

Hayal gücü için demokratik bir alan

Tiyatronun bireysel acıyı ortak bir anlayışa dönüştürdüğünü söyleyen Ebu Elesal, Filistin’de sahne sanatlarının uzun süredir kültürel mücadelenin parçası olduğunu vurguladı. Sanatçıların tiyatroyu işgal, sansür ve silinmeye karşı bir araç olarak kullandığını belirterek, “Tiyatro toplumu yalnızca yansıtmaz. Aynı zamanda toplumun kendisini farklı biçimlerde hayal etmesine olanak sağlar. Sanat, hayal gücü için demokratik bir alan açar” dedi.

Anlatmanın tek yolu

Şiddet dönemlerinde sahnenin çoğu zaman anlatmanın tek yolu haline geldiğini ifade eden Ebu Elesal, tiyatronun istatistiklere indirgenen gerçekleri görünür kıldığını söyledi: “Tiyatro, çatışma ortamında silinmeye çalışılan insan sesini, bedenini ve varlığını yeniden ortaya çıkarır. Bu üretim süreçleri aynı zamanda kolektif bir tanıklık ve sanatsal direniş anlamı taşır.”

Halklar arasında köprü

Tiyatronun halklar arasında görünmez bağlar kurduğuna dikkat çeken Ebu Elesal, Kürtler ile Filistinlilerin bu alan üzerinden yakınlaşabileceğini ifade etti. Her iki halkın da mülksüzleştirme, siyasi baskı ve kültürel direnç deneyimlerine sahip olduğunu belirterek, tiyatronun bu ortaklıklar üzerinden sloganların ötesine geçen bir dayanışma dili kurduğunu söyledi.

Sanat bir gerekliliktir

Sanatın en zor zamanlarda dahi geri çekilmediğini vurgulayan Ebu Elesal, “Sanat bir lüks değil, bir gerekliliktir. Kötülüğün karşısında durur ve insan ruhunun onurundan geriye kalanları korur” dedi.

Ebu Elesal, son olarak festivalin düzenleyicilerine ve izleyicilere teşekkür ederek, bu tür buluşmaların özgürlük, adalet ve kurtuluş arayışındaki sanatçılar için güçlü bir ses olmaya devam etmesi temennisinde bulundu.