Tahditli Demokrasi için Anayasa

Sezai TEMELLİ yazdı —

5 Ekim 2021 Salı - 23:00

  • Neoliberal talan düzeniyle sermaye sınıfının önünü açmakla kalmayan bugünkü iktidar, özellikle kamusal alanı kendi çıkarları için düzenleyerek hâkim sınıfların politik iktidarını da yeniden düzenlemiştir. 

Meclisin açılış konuşmasında Erdoğan bir kez daha yeni anayasa tartışmasını gündeme taşıdı. Bu tartışma bir yanıyla gündem yaratma veya kaydırma amacını taşırken diğer yanıyla da 2023 Meclisinin oluşumuna dair de bir niyet açıklamasıydı. AKP-MHP faşist bloku iktidarın bekasını sağlayacak yeni bir anayasa için çabalayadursun diğer bloğun da güçlendirilmiş parlamenter sistem olarak tarif ettiği yeni bir anayasa çabası söz konusu. Yeni bir anayasayı hayata geçirebilecek bir meclis kompozisyonunun bu dönem ortaya çıkması pek mümkün değil. O zaman bu tartışmalar 2023 seçimlerinde ortaya çıkacak olan meclis için bir ön çalışma olarak görülebilir.

Bugünkü rejime karakterini veren belki de en önemli eşik 2016 yılında hayata geçirilen Olağanüstü Hal uygulamasıydı. Bu uygulama altında gerçekleştirilen 2017 referandumu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen uydurma bir sistemi var etti ve bugüne kadar da sistem çoklu kriz ikliminde şiddet ve savaş politikalarını dayatarak ayakta kalmaya çalışıyor. Ama yolun sonu gözüktü ve 2023 her anlamda yeni bir sürecin başlangıcı olacak. İktidar yanlılarının başkanlık sistemini dillendirmesi iktidarın yeni anayasa ile bu uydurma sistemi restore etmeye çalışacağını bize gösteriyor. 

Neoliberal talan düzeniyle sermaye sınıfının önünü açmakla kalmayan bugünkü iktidar, özellikle kamusal alanı kendi çıkarları için düzenleyerek hâkim sınıfların politik iktidarını da yeniden düzenlemiştir. Bu düzenleme bir yanıyla yolsuzlukları ölçülemez boyutlara taşırken diğer taraftan yoksulluğu yaygınlaştırmış, derinleştirmiş ve katlanılamaz bir düzeye taşımıştır. Bu düzeni kolluk güçlerini Kürt halkının, yoksulların, emekçileri üzerine sürerek korumaya çalışan iktidar OHAL gibi istisnai bir durumu olağanlaştırmıştır. Devam ettirmek istediği de budur.

Buna karşı siyasi muhalefetin yeni bir anayasa ile demokratikleşme çabası önemlidir ancak bu çabanın faşist bir rejime, şefçi otoktarik bir sisteme karşı olduğu kadar kurucu bir akla sahip olup olmadığı da önemlidir. Şefçi olmayan ama merkezi vesayeti koruyan her adımın aynı çıkmaz sokak içinde dolaşmamıza neden olacağını geçmişin tüm kırılma anı deneyimlerinde yaşayan bir halkız. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin neyi güçlendireceği o nedenle olabildiğince açık bir şekilde tartışılmaya muhtaçtır.

Yeni bir anayasayı hayata geçirme olasılığı olan yeni meclis kurucu olma niteliğini taşıyabilecek mi?  Mevcut anayasanın ilk dört maddesini tartışabilecek mi? Yerel demokrasi konusunda klasik belediyecilik anlayışının dışına çıkabilecek mi? Kürt meselesinin çözümünü kalıcılaştırma anlamında anayasal bir çerçeve oluşturabilecek mi? Eşit yurttaşlık temelinde bir anayasa olma özelliğinin ortaya koyabilecek mi? Soruları çoğaltabiliriz. Uzlaşma zemini olarak gördüğümüz yeni meclisin oluşumu, temsiliyeti ve kurucu olma iddiasını taşırken toplumla gireceği ilişki bu soruların yanıtlarını belirleyecektir.

Bir geçiş dönemi olarak yeni bir meclis ve yeniş bir anayasa dönemi her şeyden önce kurulmuş olanla bağını kopartarak yeni bir rasyonalite arayışında olmak zorunda. Kurulmuş olanın kendisini tekrar ettiği, tahditli bir demokrasi anlayışına sarılmaya devam eden bir yaklaşımın güçlendireceği şey vesayetçi bir sistem olmaktan öteye geçemez.  O nedenle yeniden bir yol açmak gerek…

HDP olarak ortaya koymuş olduğumuz tutum belgesi her şeyden önce radikal demokrasi anlayışıyla tıkanmış siyasetin yolunu yeniden açarken üç kötülüğe de karşı çıkmakta; küresel kapitalist sisteme, köhne ulus devlete ve patriyarşiye. Kadın özgürlükçü, anti kapitalist ve demokratik ulus anlayışıyla Türkiye toplumunun, emekçilerin, kadınların ve hatta bölge halklarının barış ve demokrasi umudunu güçlendiren üçüncü yol siyasetinin önemli bir yansımasını ortaya koyan bu belge, kurucu olma iddiasını taşıdığı kadar tüm toplumsal dinamikleri de bu sürece davet etmiştir. 

HDP, siyasetin çok boyutlu ve katmanlı denklemini yeniden kurarken tüm aktörleri Kürt sorunu başta olmak üzere politik, toplumsal ve ekonomik sorunların çözümü için muhatap kılıp meşruiyet tartışmasını sonlandırırken, toplumsal müzakere ve demokratik anayasa için de öncü olma kararlılığını göstermiştir. Bu nedenle önümüzdeki dönem bizler için bir seçim süreci olduğu kadar radikal bir dönüşüm için kararlı mücadele ve toplumsal örgütlenme dönemi de olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.