Tecridin kritik noktası
Forum Haberleri —

Tecrit protesto
- Tecrit büyük bir yap bozun en kritik noktasıdır. Nedenleri ve sonuçları bakımından büyük alt üst oluşlara ilham olurken, çürümüş sistemlerin çözülüşünü de getirebilecek ağırlıktadır.
PÎR DERWÊŞ
Toplumun yeniden inşasını örgütlemek, demokratik bilincin ilkesel duruşunu otoriter rejimlere karşı yılmadan yürütmek, oldukça kararlı ve büyük bir inanç gerektiğini hatırlamak için oldukça fazla tarihi kayıtlarımızın olduğu söyleyebiliriz.
Kürt ve Kurdistan halklarının tarih boyunca ilkelerinden taviz vermeden yürütmeye çalıştığı, insan hak ve özgürlüklerini güvenceye alma çabası her koşulda terörize edilmeye devam etmektedir. Yaşam hakkını dahi tartışmaya açan girişimler kabulü mümkün olmayan ham hayallerden ibaret olduğunu da belirtmeliyiz.
Doğuştan hakkı olan özgürlüğü, etnik milliyetçilikle tanımlamak ve bu temelde fikir beyanı dahi soykırımcı bir anlayıştan beslendiğini görmemek, insan olmanın erdemine kavuşamayan zihinlerin ürünüdür.
Demografik esaslar ve tarihsel alt yapıya göre değerlendirmek gerekirse; coğrafyanın asli unsuru olan halklarını yok saymak, iradesini tanımamak, dilini, kültürünü, kimliğini ötekileştirmek soykırımdan başka bir şey değildir.
Tabii ki buna karşı halkların özelde Kurdistan halkının koşulsuz kabullenmesini beklemek tarih bilgisinden yoksun olmak anlamına gelmektedir. Ancak tarihsel alt yapıdan ziyade irdelenmesi gereken zaman dilimi, uluslararası sözleşmelerin yenilendiği dünya siyasetinin milliyetçilik ve militarizme evrildiği bu süreçtir.
Alternatifsiz bırakılan halkların özelde Kürt halkının ideolojik birikimlerinin unutturulmaya çalışılması, alternatif bir yaşamın mümkünlüğünü gerek teorisiyle gerekse de pratikleriyle ortaya koyan Kürt Halk Önderliği’nin tecriti ile sınırlandırılmaya çalışılması statüsüz bırakılmaya çalışılan Kürt halkına açık bir irade beyanıdır.
Lakin demokrasi ve özgürlükleri evrensel hukuk sisteminin en önemli parçası gören Kurdistan halklarının ve bu felsefeye inanan dostlarının düşünceleri ve kabulleri olmadan yeni sistemlerin mümkün olamayacağı ve bu doğrultuda adının özgürlük denkleminde karşılık bulmayan hiçbir sözleşme ve protokolün bağlayıcılığı olamayacağını tüm dünyaya göstermektedir.
Bu sebeple kimse yanlış hesap yapma konusunda istekli olacağına inanmamakla birlikte, her çağda olduğu gibi bu zamanda da yeminli düşmanlık hukukuyla yaklaşanlar vardır. Demokrasi güçlerinin tam da bu konuda evrensel hakların yaşanması ve korunması kabilinde ön açıcı pratikleri görünür kılması, yanlış hesabı Kurdistan’dan geri çevrilmesine vesile olabilir.
Her söylemin, her eylemin tarihsel yansıması olacağını düşünerek heyecanlı ve temkinli olmak doğal bir refleks gibi duruyor. Yine de bu duygunun büyümesini engelleyemiyor olması, şu gerçekliği bizlere gösteriyor. Tarihin Kurdistan halklarının iradesini zafere dönüştürmekten başka seçeneği olmayacaktır.
Umut bizler için hayalden çok şey ifade etmektedir. Çaba, fedakârlık ve inancın bu topraklarda insan olmak ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu söylemek eksik kalmayacaktır. Ananın evladı için serden geçmesi, evladın ise uğrunda geçemeyeceği hiçbir sınırın olmaması ne denli büyük bir bağ olduğunu göstermektedir. Bunu doğrular nitelikteki kararlar ve sonuçlar her an yakıcılığını hissettirmektedir.
Ve tüm tarihsel okumalarımız bize şunu gösteriyor, adalet hakkımız için zaman, kıymetli bir mücevherden, nefes alıp vermeden daha değerlidir. Bugün o kıymetli zamanın içinde özenle büyütülmüş umudun korunması ve sahiplenilmesi gerekmektedir.
Tecrit bu manada değerlendirilmesi gereken büyük bir yap bozun en kritik noktasıdır. Nedenleri ve sonuçları bakımından büyük alt üst oluşlara ilham olurken, çürümüş sistemlerin çözülüşünü de getirebilecek ağırlıktadır. Binlerce özgürlük tutsağının bunu görmesi, sürece bedenleri ve ruhlarıyla dur demeleri bunun en büyük kanıtıdır.
Tabii ki tüm bunları tarihin bir kesiti gibi görmek olası refleksleri sınırlandıracaktır. Oysa içinde bulunduğumuz zaman durmak için uygun koşulları taşımamaktadır. Kurdistan’ın evlatları iradelerini beyan etmiş durumda. Kurdistan halkının nasıl bir refleksle sahipleneceğini görmek ise heyecan verici olacaktır. Hiç şüphe yok ki uğrunda serden geçen analar yalnız değildir.
Özgürlük hakkının suç görülmesi, temel insani değerlerin işletilmediği sistemlerde “tecrit” sınırlandırmaktan ziyade bir çeşit cezalandırma mantığı ile uygulanır. Bu durum Kürtlerde ise soykırımdan başka bir şey değildir.
Ancak özgürlüğüne ölümüne bağlı bu halkın kaderini masa başında yazmak isteyenlere cevabını dağlarda, ovalarda, meydanlarda kısacası gök yüzünün egemenliği altında kendisi yazacaktır.















