Tehlikeli ve kirli bir plan

Dosya Haberleri —

Foza Yûsif

Foza Yûsif

Demokratik Birlik Partisi Başkanlık Komitesi Üyesi Foza Yûsif ile Türkiye-Suriye ilişkilerini konuştuk:

  • Türkiye, Suriye’de askeri olarak yapamadıklarını siyasi taktik yoluyla yapmak istiyor. Bu büyük bir oyundur. Türkiye, Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan halklar ile rejim arasında ve bölgede bulunan çeteler ile rejim arasındaki sorunları daha derinleştirip büyütmek istiyor.
  • Suriye Hükümeti baskılara boyun eğerek stratejik bir hata yapmamalı, yoksa her şeyden önce en büyük zararı kendisi görecektir. Türkiye ile geliştirilecek diyalog Suriye’nin bölünmesine ve yeni sorunların oluşmasına sebep olacaktır.
  • İttifak, Suriye ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi'nde yaşayan halklara rağmen ve Kürt karşıtlığı üzerine olmamalı. Rusya, Suriye’nin demokratik bir ülkeye evrilmesinde garantörlük rolünü oynayabilir. Bizim de siyasi çözüm için diyaloglarımız devam edecek.

ERKAN GÜLBAHÇE

Yakın zamana kadar "Katil Esed, hesap vereceksin" diyen Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, keskin 'u' dönüşlerine devam ediyor. Suriye Devlet Başkanı Esad'a ağır hakaretler eden Erdoğan, şimdi Esad ile görüşebilmek için her kapıyı aşındırıyor. Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar, MİT Başkanı Hakan Fidan, Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun 28 Aralık’ta bir araya gelmesinin ardından Erdoğan, Beşar Esad ile 12 yıl sonra bir araya geleceklerinin sinyalini verdi. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Komitesi Üyesi Foza Yûsif ile Türkiye-Suriye ilişkilerindeki değişim, gerçekleşen görüşmeye nasıl yaklaştıkları ve bu görüşmenin olası sonuçları üzerine konuştuk.

Rusya’nın teşviki ile gerçekleşen Türkiye, Suriye görüşmeleri hem Türk destekli çetelerin hakim olduğu El-Bab, Azez ve Efrîn ile HTŞ’nin hakim olduğu İdlib’te yoğun gösterilerle karşılandı. Türkiye’ye yönelik tepkiler sürer mi?

Bu çeteler şimdiye dek Türkiye ile birlikte hareket ediyordu. Tabii ki şu anda Türkiye’nin onları sattığını düşündükleri için tepkilerini dile getiriyorlar. Bu çeteler uzun bir zamandan beri Türkiye’nin desteğiyle Suriye’nin topraklarına saldırıp, geniş bir alanı kontrol ediyor. İşgal ettikleri bölgelerde insanları katlediyor, evlerini, mallarını talan ediyor, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüyorlar. Çeteler, Türkiye ve Suriye’nin yakınlaşmasını kendi çıkarlarına ters görüyor; statülerinin yok olacağını, zamanla tasfiye edileceklerini düşünüyorlar. Bu çeteler, Türkiye’nin istediği şekilde hareket etmez ve Türkiye’nin istemlerini yerine getirmezlerse birer birer tasfiye edilecek, aralarında sorunlar çıkarılarak çatıştırılacak veya rejime teslim edilecekler. Türkiye, çetelerin içinden MİT ile hareket edenleri yanlarına alacak, geri kalan çeteleri tasfiye edecek. Ancak var olan çeteler yeni durumu kolay kolay kabul etmeyecektir. Bundan dolayı bu tepkilerin artarak farklı şekillerde devam edeceğini düşünüyorum.

Türkiye, sayıları on binlerle ifade edilen bu çeteleri ne yapacak?

Bu çeteler, Türkiye tarafından eğitilip donatıldı. Bundan dolayı bunları Suriye veya farklı bölgelerde kendi çıkarları temelinde kullanacaktır. Ellerinde hazır güç olarak bulunduracaklar. Bir anlamda bölgede bir tehdit unsuru olarak kullanacaklarını düşünüyorum. Gün gelecek Kuzey-Doğu Suriye’ye karşı, gün gelecek rejime karşı ve gün gelecek gerekli gördükleri coğrafyalarda kullanacaklar. 

HTŞ’nin lideri bu anlaşma ve görüşmelere doğrudan karşı çıkarken pozisyonlarını koruyacaklarını, rejimle uzlaşmayacaklarını söyledi. Gelişmeler Türk-HTŞ ilişkileri nasıl etkiler?

HTŞ’nin diğer örgütlerden hiçbir farkı yok. Bunlar ilk günden beri savundukları şeylerde ısrar ediyorlar. Çizgilerinde herhangi bir sapma görünmüyor. Bu saatten sonra Türkiye güdümündeki örgütlerin ikiye bölüneceğini, bir bölümünün Türkiye ile hareket edeceğini, diğer bölümün ise farklı yol ve yöntemler üzerinde hareket edeceklerini düşünüyorum. Türkiye ve rejim arasında görüşmeler derinleştikçe bu çetelerin arasında da korku büyüyecek ve ayrışma daha da gelişecektir. Diğer örgütler için geçerli olan şeyler bu örgütler için de geçerlidir.

Rusya tarafı görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada “rejim karşısındaki örgütlere karşı” ibaresini kullandı. Bu durum sizce nasıl yorumlanmalı?

Rusya, Türkiye’nin İdlib’te çalıştığı bütün örgütleri “terörist” olarak tanımlıyor. Bundan dolayı uzun zamandır Türkiye’den bu örgütleri tasfiye etmesini veya Suriye rejimine teslim etmesini istiyor. Rusya ve Suriye, çetelerin tasfiyesini olmazsa olmaz şart olarak Türkiye’ye dayatıyordu. Bu konuda birçok defa anlaşma sağlandı. Ancak Türkiye bu konuda yükümlülüklerini yerine getirmedi. Türkiye, bu çeteleri tasfiye etmediği sürece Rusya ve rejim ile bir anlaşmaya gidebileceğini düşünmüyorum. Son görüşmelerde bunun dayatıldığını görebiliyoruz. Astana ve Cenevre görüşmelerinde de bu konu gündeme alınmıştı. Rusya, çetelerin tasfiyesi noktasında net olduğunu birçok kez dile getirdi.

Peki Erdoğan’ın askeri tehditleriyle Kuzey-Doğu Suriye’yi “bitirme planı” nasıl bir şekil aldı?

Demokratik Özerk Yönetim, kurulduğu günden beri Türkiye tarafından ortadan kaldırılmak isteniyor. Bunun için de büyük bir çaba sarf ediyorlar. Çünkü Türk rejimi kendisini savaş, kan ve milliyetçilik üzerine konumlandırmış. Bundan dolayı Demokratik Özerk Bölgeyi kendisine bir tehdit olarak görüyor. Şimdiye kadar DAİŞ, Cebhet el-Nusra ve Özgür Suriye Ordusu adı altında çetelerle birçok yol ve yöntem denediler. Türk devleti birçok isim altında Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan halklara karşı bir mücadele geliştirdi. Şimdi de Suriye rejimi ile geliştirdikleri diyaloğun temel konusu Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi'ni yıkma temelindedir. Şüphesiz çok tehlikeli ve kirli bir plandır. Bundan dolayı bu planın boşa çıkarılması hayati önemdedir. Bu kirli plana karşı uluslararası güçlerin de harekete geçmesi gerekiyor. Türk devleti Kürtlere ve bölgede yaşayan halklara karşı katliam politikasını geliştirmek istiyor. Şüphesiz bugüne dek bütün planlarında başarılı olamadı, şimdi de geliştirdiği planda başarılı olmaması için bütün hazırlıklarımızı ve ilişkilerimizi geliştiriyoruz.

Suriye tarafından yapılan açıklamalarda ise "Türk devletinin sınırlara saygı göstermesi" vurgusu öne çıktı. Ancak bir kapı aralanmış görünüyor. Sizce Suriye açısından bu yakınlaşma ne anlama geliyor?

Doğrudur, Suriye rejimi bugüne dek Türkiye’nin isteklerini reddetti. Türkiye ile Suriye rejimi arasındaki son görüşmelerin Rusya’nın baskısıyla gerçekleştiğini düşünüyorum. Türkiye, Suriye’de askeri olarak yapamadıklarını siyasi taktik yoluyla yapmak istiyor. Bu çok büyük bir oyundur. Suriye devletinin, Türkiye’nin gerçek amaçlarının ve planlarının ne olduğunu bildiğini düşünüyorum. Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan halklar ile rejim arasında ve bölgede bulunan çeteler ile rejim arasındaki sorunları daha derinleştirip büyütmek istiyor. Umarım Suriye Hükümeti bütün bu planların farkındadır. Suriye hükümeti bu baskılara boyun eğerek stratejik bir hata yapmamalı, yoksa her şeyden önce en büyük zararı kendisi görecektir. Suriye tekrardan yeni bir savaş sürecine ve yeni sorular yumağına dönüşecek. 

Biz, Suriye’de yaşayan halklar arasındaki sorunları tartışarak, görüşerek çözme stratejisi izliyoruz. Suriye’de gelecek barış ve huzur, Suriye rejimi ile Türkiye arasında yapılacak anlaşma ile gelmeyecektir. Suriye rejimi, Suriye’de yaşayan bütün halklar ile diyalog geliştirir çözüm arayışına girerse, sadece Türkiye tehditlerini değil kendisine gelecek bütün ekonomik, siyasi ve askeri tehditleri bertaraf ederse güçlü ve sorunlarını çözen bir devlet olabilir. Bundan dolayı barışın yolu demokratik bir sistemin kurulmasından geçer. Türkiye ile geliştirilecek diyalog, Suriye’nin bölünmesine ve yeni sorunların oluşmasına sebep olacaktır.

Kuzey-Doğru Suriye Yönetimi bu plan ve görüşmeler karşısında, Suriye’nin demokratikleşmesi ve dönüşümü konusunda bir gerileme görüyor mu? 

Türkiye’nin planları yeni değil. Uzun bir süreden beri Suriye’nin Kuzey ve Doğu’sunda geliştirilen Demokratik Özerklik projesini ortadan kaldırmak için büyük çaba sarf ediyor. Bölgedeki halklar arasında çatışmalar çıkarıp, milliyetçiliği geliştirerek halklar arasında din çelişkilerini geliştirmek istiyor. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi'nin çabası ve kararlılığı sonucu şimdiye kadar Türkiye planını gerçekleştiremedi. Halklar arası birliği geliştirerek halklar arası barışı sağladı. Kuzey-Doğu Suriye’de gelişen Demokratik Özerklik bölgeye huzur getirirken, Suriye’nin genelinde de sorunların çözümü için bir örnek teşkil etmektedir. Şu anki duruma bakıldığında Demokratik Özerklik projesi çok yerinde ve zaruri bir ihtiyaçtır. Hiçbir plan ve ittifak Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi'nde uygulanan Demokratik Özerklik projesi önünde engel olamadı. Bundan sonra da olamayacaktır. Şu ana dek ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilirse Suriye için büyük güç ortaya çıkacaktır. Pratiğimiz birçok sorunu kalıcı bir şekilde kısa bir sürede çözeceğimizi göstermiştir. Hiçbir şart ve koşulda Suriye’nin demokratikleştirilmesi için verilen mücadelede taviz verilmeyecektir.

Türk tarafı, Kuzey-Doğu Suriye’de altyapının hedefleneceğini, suikastlerin de süreceğini söyledi. Bu Şam’ın da benimsediği bir plan mı?

Türkiye’nin bu saldırıları Özerk Yönetimi’nin ortadan kaldırılması temelinde gerçekleşiyor. Açıkça söylemek gerekirse bu saldırılarda Şam Hükümeti’nin onayının olup olmadığını ve ne kadar onayının olduğunu bilmiyoruz. Ancak şunu söylemek isterim ki; Kuzey-Doğu Suriye’ye yapılan saldırılar sadece bölge değil bütün Suriye’ye zarar vermektedir. Bu saldırılar sonucunda enerji tedarikinde sorun yaşanıyor. Bundan sadece Kuzey-Doğu Suriye değil rejimin hakim olduğu bölgeler de etkilendi. Hedef alınan altyapı tesisleri gerek elektrik, gerekse de petrol olsun Suriye’nin tamamını faydalandığı alt yapılardır. Aynı zamanda bu tesisler bütün Suriye halklarının varlığıdır. Bu altyapıların hedef alınması Suriye’nin gelecekteki ekonominin hedeflenmesidir. Altyapının hedef alınması Türkiye’nin ahlaksız bir savaş yürütmesi anlamına geliyor, aynı zamanda uluslararası savaş suçu kapsamında görülmesi gerekiyor. Bu temelde bu saldırılara karşı tüm Suriye halklarının bir mücadele vermesi gerekiyor. Şam hükümetinin de bu yanlış planların içerisine girmemesi gerekiyor.

Özerk Yönetimi olarak geçmişten beri rejim ile diyalog halinde olduğunuzu biliyoruz, son gelişmelerden sonra herhangi bir temasınız oldu mu? Nasıl bir hava hakim?

Özerk Yönetim olarak Suriye krizinin ilk gününden bugüne dek diyalog içerisinde olmanın yolunu seçtik. Suriye sorununun kendi halkları arasındaki çözümünden yana tavır geliştirdik. Var olan sorunların diyalog, barış ve demokratik prensipler çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladık. Bundan dolayı Özerk Yönetim, Suriye rejimi ve diğer muhataplara karşı stratejik ve çözüm prensibini esas alan bir yaklaşım gösterdi. Özerk Yönetim ve Kuzey-Doğu Suriye’de siyasal çalışma yürüten partiler Suriye’de demokratik bir çözümün bulunması için çalışmalarını sürdürüyor. Bu temelde demokratik bir çözüm için, Suriye rejimi ile çözüm noktasında diyalog geliştirmekten yana ısrarcı olacağız. 

Amerikan yönetimi Moskova’daki görüşmeden rahatsız olduğunu duyurdu. Amerika ile ilişkileriniz nasıl ilerliyor?

Amerika ile ilişkilerimiz devam ediyor. Amerika ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) arasında DAİŞ’e karşı ortak operasyonlar planlandığı gibi devam ediyor. Siyasi ve diplomatik alanda da ilişkilerimiz devam ediyor. Suriye’de kalıcı barışın sağlanması için Suriye’de yaşayan halkların ortak bir anlaşma ile mümkün olduğunu Amerikan yetkililerine ilk günden beri söylüyoruz. Bu prensipler çerçevesinde Şam ile ilişkilerimiz devam ediyor. Moskova’da gerçekleşen toplantı Şam ile diyaloğumuzun önünde engel değildir. Diyalog dışında çözümün başka bir yolunu da görmüyoruz. Demokratik Özerklik projemiz Suriye’nin bir parçasıdır. İlk günden beri biz Suriye’nin bölünmesine karşı olduğumuzu belirttik. Birçok kez dış güçler tarafından iş birliği önerildi ve Suriye rejimine karşı savaşmamız istendi. Biz bu siyasi çizgiyi benimsemedik. Suriye’nin sorunu demokratikleşme sorunudur ve bir iç sorundur. Dışarıdan yapılacak müdahalelerle bu sorun çözülmez. Biz hiçbir zaman dışardaki güçlerin maşası olmadık, başkalarının çıkarları için kendinizi kullandırmadık. Bu temelde diyaloğun kapısı da hiçbir zaman kapanmayacaktır.

Rusya, yaklaşan seçimlerde Erdoğan’ın bir kez daha kazanmasını istiyor. Bu durumda Rusya ile ilişkilerinizin geleceği nasıl olacak?

Türkiye’de gerçekleştirilecek seçimlerde Rusya’nın Erdoğan’ı desteklediği bir gerçek. Rusya’nın tekrardan Erdoğan’ı seçtirmek istemesi içinde bulunduğu durumla ilgilidir. Türkiye ile Rusya elbette ki ittifak yapabilir. Ancak bu ittifak Suriye’de ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi'nde yaşayan halklara rağmen olmamalı. Kürt karşıtlığı üzerine olmamalıdır. Rusya, Suriye’de etkilidir. Suriye’nin demokratik bir ülkeye everilmesinde garantörlük rolünü oynayabilir. Biz şimdiye kadar Rusya’nın Suriye’deki sorunun çözülmesinde olumlu bir rol oynayacağına inandık. Bu temelde de Rusya yetkilileri ile diyalog ve ilişkilerimiz devam edecektir. Siyasi bir çözümün sağlanması için diyalogdan başka bir yol görmüyoruz. Bu esas temelinde barış ve özgürlüğün coğrafyamızda egemen olması için çabalarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.