Trump'ın yıkıcı ambargosu

Dünya Haberleri —

Küba /Foto:AFP

Küba /Foto:AFP

  • Küba, Trump’ın ambargosundan dolayı yakıt ve enerji kriziyle boğuşuyor. Sokaklar karanlık, benzin kuyrukları uzuyor. Halk, ciddi şekilde artan yoksullukla mücadele ediyor…

ABD Fidel Castro'nun sosyalist devriminin zafere ulaşmasından bu yana, yani 60 yılı aşkın süredir Küba’yı yok etmek istiyor. CIA destekli işgal girişimi, nükleer çatışma tehdidi, ekonomik ambargo ve krizler, kuşaklar boyunca iki komşu ülkede yaşayanların hayatını etkiledi. Küba’yı parçalama girişimleri Donald Trump’ın 2025’te ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasıyla daha da tırmandı. Trump, Ocak ayında Venezuela Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırdı, ardından Küba’ya petrol ambargosu koydu. Bu da ülkedeki enerji ve ekonomik krizi derinleştirdi, toplumsal hayatı felç etti. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD ile yakın tarihte görüşmelere başlanacağını belirtirken, halk şu anda yoksulluk ve güvensizlik ortamında hayatta kalmaya çalışıyor.

Küba’yı ilk kez 1990’lı yılların ortalarında ziyaret eden Alman gazeteci Sandra Weiss,  o süreci, “Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından gelen ‘Özel Dönem’de adada neredeyse hiçbir şey yoktu. İnsanlar kızartılmış muz kabuklarını yiyor, eski kumaş parçalarından hijyenik pedler yapıyor ve kendi diş macunlarını hazırlıyorlardı. Kıtlık herkesi etkilemişti” sözleriyle anlatıyor.

 Weiss, bu günlerde gerçekleştirdiği ikinci ziyareti için ise, “Küba, şu anda yeniden bir krizin içinde” diyor.

Gazeteci Sandra Weiss, Küba ziyareti izlenimlerini DER STANDARD gazetesine şu sözlerle yazdı: “Gece saat 23:00’da Havana’ya indiğimde, 120 yolcu olarak havalimanında tek başımıza kaldık. Küba’nın en önemli döviz kaynaklarından biri olan turizm, ABD’nin tehditkar tavırları nedeniyle durma noktasına gelmiş. Dışarısı zifiri karanlık. Hayalet bir şehir geçip gidiyor; yıkılmaya hazır evlerin sıralandığı boş sokaklar, köşelerde yığınla biriken çöpler. Çünkü mazot olmadığı için çöp araçları, çöpleri toplayamıyor.

Ayrıcalıklılar ve halk

Şehrin kenar mahallelerini geride bırakıp lüks Miramar semtine gerince sokak lambaları yanmaya başladı. Küba'da da ‘ayrıcalıklılar’ ve halk arasında bir ayrım var. Tıpkı Latin Amerika'nın geri kalanında olduğu gibi, toplumsal uçurum giderek daha da derinleşiyor.

Yol kenarlarına park etmiş arabaların şoförleri kaldırımda uyuyor veya sohbet ediyor. Kuyrukların hepsi, karneyle dağıtılan yakıt satan benzin istasyonlarında son buluyor. Diplomatlar, taksiler ve kiralık arabalar için birer istasyon var. Haftalardır özel araçlar için benzin yok, sadece karaborsada satılıyor.

Ambargonun etkileri

ABD ambargosu, etkisini gösteriyor. Turizm yok, yakın zamanda Kübalı doktorlar, mühendisler ve güvenlik danışmanları karşılığında petrol ticareti yapan Venezuela gibi müttefik ülkeler yok ve önemli bir iç ekonomi de yok. Şeker fabrikaları bile iflasın eşiğinde.

Yedek parçalara ve makinelere erişim maliyeti artıyor. Bu parçalar ve makineler genellikle Türkiye veya Çin gibi uzak ülkelerden ikinci el olarak ithal edilmek zorunda kalınmaktadır. Ayrıca yaptırımlardan korkan yabancı yatırımcılar da cayıyor. Her sabah fırınların önünde yaşlı insanlardan oluşan uzun kuyruklar görüyorum. Çoğu zaman, sıranın en arkasındakiler elleri boş eve dönüyor.

Galiano alışveriş caddesinde birçok yaşlı insan gölgede oturuyor. Eski eşyalarını elden çıkarmaya çalışıyorlar. Öte yandan, Kübalı aileler yurtdışından yılda yaklaşık iki milyar ABD doları alıyor ve nüfusun yaklaşık üçte biri bundan yararlanıyor. Devlet de alınan ücretler veya havalelerin toplandığı döviz büroları aracılığıyla bu durumdan büyük kazanç sağlıyor. Bu stratejinin merkezinde Gaesa adlı bir holding yer alıyor. 1990’ların sonunda kurulan holding, perakende, ulaştırma, finans, inşaat ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Gaese, şu anda 94 yaşında olan devrim lideri Raúl Castro’nun akrabaları ve yakınları tarafından yönetiliyor.

Özel şirketler enerji dönüşümünü hızlandırıyor

Ülkede enerji sektörü ayrıca dikkat çekiyor. Bu sektör, on yıl önce Barack Obama döneminde ABD-Küba arasındaki ilişkilerin yakınlaşmasının ardından ivme kazanmıştı. Şimdi ise Çin’den güneş panelleri ve elektrikli otomobiller ithal eden küçük işletmeler, enerji krizine hızla yanıt veriyor. Küçük işletmeler artık perakende ve hizmet sektörünün yüzde 55’ini kontrol ediyor ve çalışanların yaklaşık yüzde 30’unu istihdam ediyor. Bugün Küba’da mal ya da girişimci eksikliği yok, ancak satın alma gücü yetersiz.

Alejandro adlı bir genç, beni yakındaki bir restorana çekiyor ve ‘İşler berbat’ diyor. ‘Bir krizden diğerine sürüklenip yoksullaştık’ diye ekliyor. En kısa sürece ülke dışına çıkmak istediğini söylüyor. Pandemiden bu yana bir milyondan fazla Kübalı ülkeyi terk etti.

Kaosun içinde eğlenenler de var. Akşamları, şık giyinmiş ve parti havasında gençler karşıma çıkıyor. Müzisyen Yary McCarthy, “Etrafımdaki çöküşe karşı dayanabilmek için şarkı söylüyor ve dans ediyorum. Bu krizden çıkar sağlayanlar var ama hâlâ dürüst insanlar da var. Durum daha iyiye gidebilir” diyor. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.