- KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturulan ‘Türklük Sözleşmesi’nin, Türkiye’nin tek yasası ve anayasası haline getirildiğini söyledi.
Faşizmin, Kurdistan’da siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, ekolojik ve askeri soykırım saldırıları yürütürken, soykırım savaşının zaafa uğramaması anlayışıyla Türkiye toplumu üzerinde de baskıyı ve şiddeti arttırdığına dikkat çeken Eşbaşkan Hozat, şunun altını çizdi: “Türkiye toplumunun önemli bir kesimini militarize ederek ırkçı milliyetçilikle zehirlemiş ve çürütmüştür.”
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Uluslararası Komplo’nun yıl dönümü vesilesiyle ANF’nin sorularını yanıtladı. Tecrit politikasının, Uluslararası Komplo’nun değişik bir yöntemle devamı ve Kürt soykırım politikasında ısrar olduğunu belirten Hozat, “Amaç; Önder Apo’yu, Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve direnen Kürt halkını teslim almaktır. Teslim almayı başaramadıkları takdirde ise çok yönlü bir baskı, şiddet ve izolasyon politikası ile Önderliği, Hareketi ve halkı etkisizleştirme, topyekun bir soykırım savaşıyla sonuç almaktır. İmralı işkence-tecrit sistemi, güncellenmiş Kürt soykırım politikasıdır” dedi.
İrade kırmaya yönelik
Soykırımcı Türk devletinin, toplum içinde inançsızlığı ve umutsuzluğu geliştirerek ‘mücadele ve direnişle bir sonuç alamazsınız’ algısı yaratmayı hedeflediğini de belirten Hozat, İmralı’daki özel savaş rejiminin, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen tasfiye konseptinden ve Kürt soykırım politikalarından bağımsız olmadığının altını çizdi. Hozat, “İmralı’da yürütülen savaş çok planlı, programlı, uzun vadeli bir stratejiye dayanan kapsamlı ve derinlikli bir siyasetin ürünüdür. Yüzyıllık soykırım politikalarının en rafine hali İmralı’da yürütülüyor. Bu yönüyle tamamen ideolojik ve politiktir” şeklinde konuştu.
Türkiye toplumunu çürüttü
Faşizmi, Kurdistan’da siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, ekolojik ve askeri soykırım saldırıları yürütürken, soykırım savaşının zaafa uğramaması anlayışıyla Türkiye toplumu üzerinde de baskıyı ve şiddeti arttırdığını vurgulayan Hozat, şöyle devam etti: “Türkiye toplumunun önemli bir kesimini militarize ederek ırkçı milliyetçilikle zehirlemiş ve çürütmüştür. Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturulan Türklük Sözleşmesi, Türkiye’nin tek yasası ve anayasası haline getirilmiştir. Faşist devlet, içeride-dışarıda savaşı, varlığını sağlama ve sürdürme kanunu haline getirmiştir. Savaş politikası toplumu yoksullaştırmış, ahlaki ve politik dokusunu bozmuş, toplumda derin bir çürüme yaratmış, devletin ise tüm ekonomik kaynaklarını tüketmiştir. Türkiye’nin tüm ekonomik kaynakları Kürtlere karşı savaşa harcanmıştır.
Soykırımcı kaybedecek
Kürt düşmanlığı, Türkiye’yi kör bir savaşın içine saplamıştır. ‘Kazanıyorum, büyük başarıyorum’ yanılsaması içerisinde debelenerek varlık gerekçelerini ortadan kaldıran bir noktaya doğru adım adım ilerliyor. Türkiye, dört tarafı dipsiz uçurumların arasında takılı kalmış durumda. Uçurumun ucunda sallanmayı, yükselme sanıyor. Militarize edilmiş, ırkçı milliyetçi hezeyanlarla dolup taşmış bir güruhla, Kürt coğrafyasına gün aşırı bomba yağdıran, ağzından kuduz köpekler gibi salya akan bir orduyla mı yeni bir Türkiye yüzyılı yaratılacak? Bildiğimiz şu ki; günün sonunda mücadele karşısında faşist soykırımcılık kaybedecek, Kürtler özgürleşecek. Karanlığın koyulaştığı zamanlar, şafağa en yakın zamanlardır. Şu anda bölgenin yaşadığı zaman dilimi tam da budur.” BEHDÎNAN