Ukrayna krizi ve Türkiye’nin iki yüzlülüğü
Forum Haberleri —

.
- Rusya’ya karşı gösterilen tepkilerin gerekçesi toprak işgaline dayandırılmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere Rusya’ya karşı tepki gösteren NATO bileşenlerinin ne kadar ikiyüzlü olduklarını göstermektedir.
Rauf KARAKOÇAN
NATO’nun doğuya yayılmasına karşı sabrını tüketen Rusya, geldiği aşamada riskleri göze alarak elindeki kozları açmaya başladı. İşin bu noktaya varmasının temel nedeni NATO’nun genişleme iştahıdır. Soğuk savaş sonrası çöken Sovyet sistemi yerine ‘bağımsız’ devletlerin inşası ve ardı sıra NATO’ya üyelikleri Rusya’yı çevrelemiş duruma kadar geldi dayandı.
NATO işbirliği, askeri bir kuruluş olmasına rağmen siyasi misyonu daha fazla ön plana çıkmış durumdadır. Baltık ülkeleri; Macaristan, Polonya, Çekya derken eski Yugoslavya ülkelerine de göz diken NATO’nun Ukrayna hamlesi Rusya açısından bardağı taşıran son damla oldu.
Putin’in çıkışı tarihi bir sürecin geldiği son noktadır. NATO’ya karşı bariyer çekecek en kritik yer Ukrayna’dır. Rusya, Ukrayna krizine yol açan Donbas bölgesi birdenbire Rusya ve NATO krizine dönüşmüş oldu. Donbas’da Donetsk ve Luhansk halk cumhuriyeti adında iki cumhuriyet ilan edildi. İkili anlaşmalarla Rusya güvencesine alındı ve en son olarak da ‘barış gücü’ adı altında Rus tankları bölgeye intikal ederek askeri denetimi de ele geçirdi.
Bütün bu gelişmelerden sonra bundan sonrası üzerinde kafa yormaya başlayanların önünde çok fazla seçenek de görünmemektedir. Savaş seçeneği bir ihtimal olarak uzak bir ihtimal gibi durmaktadır. Bunun birçok nedeni vardır. En önemli nedeni AB ülkelerinin Rusya ile olan ekonomik ilişkilerdir. Her kesimin zarar göreceği ve büyük bir mali yükün altına girmesi kaçınılmazdır. NATO birliği içinde Fransa ve Almanya’nın askeri operasyona sıcak bakmaması da eklenince öncelikli seçenek ekonomik yaptırımlardır.
Rusya Ukrayna krizi ekonomik yaptırımlarla çözülecek bir konu değildir. ABD ve NATO kışkırtıcı tavırlar sergileyerek Rusya’yı savaşa sürmek, deyim yerindeyse Rusya’ya erken doğum yaptırma istemleri beklenen sonucu vermedi. Rusya daha akılcı hamlelerle işi savaşa vardırmadan Donbas bölgesini resmen tanıyarak ikili anlaşmalarla kendi himayesine aldı. Dünyanın yeni kriz sembolü Donbas olsa da asıl sorun Kapitalist sistem krizidir. Yeni bir egemenlik ve paylaşım hesaplarının dışa vurmasıdır.
Rusya’ya karşı gösterilen tepkilerin gerekçesi toprak işgaline dayandırılmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere Rusya’ya karşı tepki gösteren NATO bileşenlerinin ne kadar ikiyüzlü olduklarını göstermektedir. Türkiye, Rojava’da Kürt coğrafyasını işgal ederken ve her türlü hukuksuzluğu işlerken hiç kimse tepki göstermediği gibi zımnen desteklediler. İşgale yeşil ışık yaktılar. Ukrayna krizi, Kürtlere yapılanların yanında devede kulak gibi kalır. Ama gel gör ki Ukrayna’da dünya savaşın eşiğine geliyor, Kürtlerin yaşadıkları ise hiç görülmüyor.
Benzer durum Rusya için de geçerlidir. Ukrayna’nın Donbas’a yaklaşımını baskıcı görmektedir. Bu nedenle Donbas’da ki Rus halkının dil, kültür haklarına, özerklik ve hatta ayrılma, bağımsızlık hakkına vurgu yaparak dünya çapında bir krizi göze aldı. Yani kıyameti kopardı. Kürtlerin dili, Kültürü, özerklik hakkı, öz savunma ve öz yönetim konularına sırt dönerek Türkiye’nin Rojava’yı işgal etmesine onay vermekte, Suriye rejiminin uzlaşmaz tavrını desteklemekte ve Kürtlerin taleplerini görmezden gelmektedir.
Hem Rusya ve hem de NATO ülkeleri Kürtler konusunda oldukça sahtekâr ve ikiyüzlü politikalar uygulamaktadırlar. Egemenlik ve toprak birliğine saygı, dil ve kültür hakkı, özerklik statüsü gibi açıklamalarla Rusya’yı kınayanlar Kürtlerin bu haklarına saygı göstermezler. Donbas gibi küçük bir alanda iki ayrı halk cumhuriyeti kurulurken hem nüfus ve hem de coğrafik olarak Donbas’ı defalarca katlayacak büyüklükte olan Kürtlere karşı herkes dilini yutacak. Kürtlere karşı sergilenen sahtekarlık ve ikiyüzlülük Ukrayna ve Rusya krizinde de temel politika haline gelmiştir.
Ukrayna krizi birçok kesimi etkileyecektir. Enerji ve gıda sorunu başat sorun olacaktır. Ekonomik, siyasi ve askeri sorunlardan etkilenecek ülkelerin başında hiç kuşkusuz Türkiye gelmektedir. Seçim sürecine girmiş, halk desteği azalmış, kendi iç sorunlarıyla boğuşan bir Türkiye’nin, Ukrayna macerasında kaybetmesi sürpriz olmayacaktır. Bu krizde batıyla hareket etmek mecburiyetinde kalan Türkiye’nin başka şansı da yoktur.
Türkiye’nin Rusya’yı kınaması göstermelik olup gerçek tavrı anlamına gelmemektedir. Olası bir savaş durumunun yaşanması halinde Türkiye’nin göstereceği tavır ne olursa olsun çelişkinin taraflarından olumsuz etkilenecektir. İzlediği saldırgan dış politikası nedeniyle hem batıyla ve hem de Rusya ile çıkarları çelişmektedir. Bütün hesaplarında zarar etmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Sistemsel sorunların aşılması için başvurulan yöntemler, sorunları derinleştirmek, çelişki ve çatışmaları körüklemek, nihayetinde bir savaşa yol açmaktır. Ukrayna sorunu da bu türden bir çelişkidir. Bu zihniyetle sorunların çözümü gerçekleşmez tam tersine daha da içinden çıkılmaz hale getirmektir. Küresel güçlerin Kürt sorununa yaklaşımından bunu deneyleyerek öğrenmekteyiz.
Herkesin olası savaş senaryoları ve etkileri üzerinde konuşurken, çözüm olarak sundukları görüşlerin de çok gerçekçi çözümler olmadığını belirtmek gerekir. Kapitalist sistemin küresel çaptaki krizleri sıcak çatışmaya dönüşse de dönüşmese de sorunun çözümünü getirmeyecektir. Toplumsal sorunların gerçek anlamda çözümü Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın evrensel çapta kabul gören paradigmasıdır. Demokratik seçeneğe şans tanımak en gerçekçi çözümdür.















