Yenilmez bir karaktere kavuşuldu

.
- 50 yıldır kesintisiz ve soluksuz bir mücadele yürütüldüğünü, 3-4 kuşağı içine aldığını; toplumun kendi kimliği ile bir direniş kültürü kazanıp bunun geleneğinin oluşturulduğunu hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, ”Sürekli mücadele kültürü ve kişiliği üreten bir toplumsal gerçeklik yaratıldı. Bunu tersine çevirmek, bu halkı özgürlük mücadelesinden alıkoymak mümkün değildir.
PKK’nin ideolojik, politik, örgütsel ve eylem çizgisinin, her bakımdan önemli bir deneyim ortaya çıkardığını hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Öcalan’ın ortaya koyduğu düşünceyi doğru pratikleştirmenin öncülüğünü yapacaklarını; bu birikim, tecrübe ve devrimci iradeye sahip olduklarını vurguladı.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, PKK’nin kuruluşunun 42. yıl dönümü vesilesiyle ANF’nin sorularını yanıtladı. Bayık, kuruluş öncesi, kuruluşu, sonrası ve devam eden mücadelenin ana hatlarını özetleyen uzun ve kapsamlı söyleşide, yetersizlikleri de açıklıkla ifade etti.
AKP iktidarının Fethullahçılarla birlikte Kürt sorununun demokratik temelde çözmeyeceklerinin 1 Haziran 2010’da netleştiğini; AKP iktidarına her türlü zemin ve fırsat sunulmasına rağmen Kürt sorununun çözümünde adım atılmadığını kaydeden Bayık, ”Adım atılmadığı gibi 2009’da olduğu gibi yaygın siyasi soykırım operasyonlarına yönelmişlerdi. Açıkça çözüm yok, sizi zamanla çürütüp bitireceğiz, deniliyordu. Hareketimiz buna karşı tutum koydu. Biz artık demokratik mücadele ve uzlaşmaya dayalı demokratik çözüm stratejisini böyle götüremeyiz, denildi” dedi.
Süre istediler
AKP-Fethullahçı ittifakına dayalı iktidarın, ‘bize bir süre daha zaman tanıyın, bazı adımlar atacağız’ dediğini, bunun üzerine İmralı’da ve Oslo’da görüşmeler sürdüğünü ve 12 Haziran 2011 seçimi öncesi Oslo’da 10 maddelik bir protokol ortaya çıktığını hatırlatan Bayık, bu protokol kabul edilmediği gibi seçim sonrası AKP-Fethullahçı hükümetin, Sri Lanka modeli ile tasfiye saldırısına geçtiğini söyledi.
Ateşkes ve görüşme isteği
”Diğer taraftan da İran saldıracak, PKK tasfiye edilecekti” diyen Bayık, İran’ın saldırısında başarısız kalıp PKK ile ateşkes yaptığını; AKP-Fethullahçı iktidarın, 2011 ve 2012’deki saldırılarla bırakalım sonuç almayı, gerilla karşısında büyük bir başarısızlık yaşadığını kaydetti. Bunun sonucu yeniden İmralı’ya giderek ateşkes ve görüşme isteğinde bulunduğunu aktaran Bayık, Öcalan’ın buna da bir şans tanıdığını söyledi. Bayık, Öcalan’ın hazırladığı demokratik çözüm manifestosu olan bildirinin 2013’teki Newroz’da milyonların önünde okunduğunu; gerillanın, Bakur’daki üslerinden Medya Savunma Alanları’na hareket ettiğini anımsattı.
Yeni ittifaklar ve tasfiye
Bayık, ”Ancak AKP hiçbir taahhüdünü yerine getirmedi. Rêber Apo’nun 2014 ve 2015’teki çabaları sonucu gerçekleştirilen Dolmabahçe Mutabakatı da sonuçsuz kaldı, çünkü AKP yeni ittifakları MHP ve Ergenekoncularla birlikte Çöktürme Planı’nı uygulayıp tasfiyeyi kararlaştırmıştı” dedi.
Yetersizlikler ve yapılamayanlar
4. Stratejik Hamle olan halkın öz savunması ile kendi öz yönetimini sağlama, devletin yanında kendi özerklik sistemini kurma çabalarında yetersiz kalındığını söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, şunların altını çizdi: ”Toplumsal alan örgütlerimiz, düşmanın saldırılarına karşı kendisini ve halkı ne örgütlü olarak ne de öz savunma olarak mücadeleye hazırladı. En iyi öz savunma toplumun örgütlü gücüne dayalı kendi yaşamını tüm boyutuyla inşa etmesidir. Halkın kendi yaşamını her alanda örgütleyip demokratik öz yönetimini kurduğu örgütlü demokratik topluma dayalı yaşam sistemini kuramadı. Devlet, Kürt sorununun çözümünde adım atmamada ısrar ederken hala çözümü devletten bekleme gibi bir yaklaşımla örgütlü toplumla kendi demokratik çözümünü yaratmada gereken adımlar atılmadı.
Öngörüsüz ve hazırlıksız
Kolay yollardan sorunun çözüleceğini sanarak kendisini saldırılara karşı hazırlamayan, bu yönlü örgütlemeler içine girmeyen bir siyasi ve toplumsal tutum içinde olundu. Aslında halkın, 4. Stratejik Dönem’in gereklerine göre örgütlenmesi sağlanıp toplumsal yaşam inşa edilseydi bu saldırılara karşı en büyük direniş gücü olurdu. Ancak ne düşmanın yönelimi doğru değerlendirildi ne de toplumun gücü görülüp örgütlenerek saldırılara karşı hazırlık yapıldı. Böylece boyunlar düşmanın bıçağı altında tutulmuş oldu.
Düşman kapsamlı saldırdı
Toplumun örgütlü gücü olmadan demokratik siyasal yapılanmasının bazı imkanlarıyla mücadele edileceği yanılgısı içine girildi. Aslında toplumsal alan da siyasal alan da hatta gerilla alanı da hala 3. Stratejik Dönem’in yaklaşımı, beklentileri ve alışkanlıklarıyla hareket edince düşman hazırlıklarını kapsamlı yaptı. Adım adım hem toplumsal alana hem siyasal alana hem gerillaya yöneldi. Bu saldırıların gün be gün gelişeceği ve faşist iktidarın kendini her yere hakim kılmak isteyeceği öngörülemedi. Zamanında tavır koyup mücadele edilerek daha sonraki saldırıların önünün alınması gerçekleştirilemedi.
Direniş bütünlüklü olmadı
AKP-MHP faşizmi, 7 Haziran 2015 sonrası 24 Temmuz’la birlikte kapsamlı saldırıya geçti. Halk örgütlü olduğu bazı alanlarda öz yönetimlerini koruma direnişi içine girdiyse de tüm alanlar böyle bir mücadeleye yeterli hazırlık yapmadığından direniş bütünlüklü olmayıp bazı alanlarla sınırlı kalınca istenilen sonuç alınamadı.
Teslim olmamak yetmiyor
4. Stratejik Dönem, halkın demokratik çözümü kendi iradesi ve örgütlemesiyle sağladığı dönem olacak ve bunu da devlete kabul ettirecekti. Bunun koşulları vardı, ancak her zaman koşulların olması sonuç alınacağı anlamına gelmez. Süreç doğru kavranmaz, örgütlü olunmaz, bütünlüklü hareket edilmez ve direniş iradesi ortaya konulmazsa tabi ki saldırıda olan, bunun için her türlü hazırlığını yapan düşman karşısında istenilen sonuçlar yeterince alınamaz. Direnmek ve teslim olmamak önemlidir. Bu da değer yaratan ve gelecekte kazanmayı sağlayan bir duruştur ama eksik bir duruştur.
İstenilen düzeyde olmadı
Bu açıdan 4. Stratejik Dönem’de gerilla da toplumsal alan da demokratik siyasi güçler de bu dönemin gereklerine göre hareket edip istenilen düzeyde mücadeleyi geliştiremedi. Buna rağmen direniş ve mücadele sürdü, bu da düşmanın Çöktürme Planı’nda hedeflediği sonuçlara ulaşmasını engelledi, hatta bugün olduğu gibi AKP-MHP faşist iktidarını çöküş noktasına getirdi.”
Kesintisiz ve soluksuz mücadele
50 yıldır kesintisiz ve soluksuz bir mücadele yürütüldüğünü, 3-4 kuşağı içine aldığını; toplumun kendi kimliği ile bir direniş kültürü kazanıp bunun geleneğinin oluşturulduğunu hatırlatan Eşbaşkan Bayık, ”Sürekli mücadele kültürü ve kişiliği üreten bir toplumsal gerçeklik yaratıldı. Bunu tersine çevirmek, bu halkı özgürlük mücadelesinden alıkoymak mümkün değildir. Her şeyden önce bu 50 yıllık mücadelenin bu yönlü anlamı ve değeri çok iyi bilinmelidir” şeklinde konuştu.
Halkın mücadelesi haline geldi
PKK’nin ideolojik, politik, örgütsel ve eylem çizgisinin de her bakımdan önemli bir deneyim ortaya çıkardığını; yine halkın serhildanları ve demokratik eylemliliklerinin de hiçbir halkta görülmediği kadar kapsamlı olduğunu kaydeden Bayık, ”Tüm bunları da büyük bir mücadele birikimi ve gücü olarak görmek gerekir. Neredeyse her evin bir şehidi, bir gazisi, en az 10 yıl yatan tutuklusu var. Bu mücadele, tüm Kürt halkına dokundu; halkın tümüne yakını bir biçimde bu mücadele içinde yer aldı. Dolayısıyla bu mücadele bir bütün olarak halkın mücadelesi haline geldi” dedi.
Paradigmanın gücü
En önemlisi de PKK’nin şimdi böyle bir mücadele birikimi ve gücüne yeni bir paradigma ile öncülük yaptığına dikkat çeken Bayık, şöyle devam etti: ”Kadın özgürlükçü demokratik toplum paradigması bu birikimi ve mücadele gücünü en az on kat daha etkili ve güçlü hale getirdi. En önemlisi de eğer doğru öncülük edilirse bu paradigma ile bu halkın mücadelesi yenilmez bir karaktere kavuştu. Sadece Kürdistan’da değil, Ortadoğu’da ve dünyada gelecek, bu paradigmanındır. Dolayısıyla bu paradigmaya sahip olan Kürt halkı, doğru öncülükle mücadeleyi yükselttiğinde mutlaka kazanacaktır. Kendisiyle birlikte tüm Türkiye ve Ortadoğu halklarına da büyük kazandıracaktır. Bu yönüyle PKK, sadece Kürt halkının değil, tüm Ortadoğu halklarının demokratik toplumcu özgürlük gücü haline geldi. Geliştirdiği demokratik modernite ile kapitalist moderniteyi aştıracak alternatifi ortaya çıkardığından tüm insanlığın da yol göstericisi haline geldi. Kürt halkı sadece Ortadoğu’da değil, dünyada da böyle bir onura kavuştu.”
Kürtlerin en büyük gücü
Şu anda Kürt halkının elindeki en büyük gücün, ideolojik çizgisi ve yeni paradigması olduğunu söyleyen Bayık, tarih yaratan ve her zaman büyük zaferler kazandıranın ideoloji ve paradigmalar olduğunu hatırlattı. ”Büyük dinlerin kazanması, Rönesans ve Reform hareketlerinin kazanması, sosyalizm ve demokrasi düşüncesinin son birkaç yüzyılın kazandıran düşünce ve toplumsal yaşam sistemi haline gelmesi, bu ideolojik güçlerinden ileri gelmiştir” hatırlatmasında bulunan Bayık, ”Rêber Apo’nun kadın özgürlükçü demokratik ekolojik toplum paradigmasına dayalı demokratik konfederal sistemle gerçekleşecek toplumcu demokratik yaşam, yani demokratik sosyalizm de bu yüzyılın kazananı olacaktır. Hareket Kürdistan’da başlatıldı, adım adım tüm Ortadoğu ve dünyaya yayılıyor” diye konuştu.
Birikim, tecrübe ve irade
Parti olarak Öcalan’ın ortaya koyduğu bu düşünceyi doğru pratikleştirmenin öncülüğünü yapacaklarını; bu birikim ve tecrübeye, bu çizginin mücadelesini verecek devrimci iradeye sahip olduklarını belirten Bayık, şunları dile getirdi: ”Bizim Önderlik çizgisinde mücadeleyi yükseltme yanında Önderlik çizgisini tüm dünya halklarına ve demokrasi güçlerine taşırma sorumluluğumuz var. Rêber Apo’nun görüşleri artık her yerde daha iyi tanınıyor ve anlaşılıyor. 43. Parti yılında mücadelemizi Önderlik çizgisinde geliştirerek Kürt halkının, Türkiye ve Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik yaşamını yakınlaştıracağız.”
Tüm sorunların çözüm anahtarı
Eşbaşkan Bayık, Türkiye ve Ortadoğu’daki demokrasi güçlerinin şunu görmesi gerektiğini söyledi: ”Türkiye ve Ortadoğu’nun tüm sorunlarının çözüm anahtarı Önderlik düşüncelerinde vardır. Ortadoğu’yu bugünkü baskıcı, sömürücü ve sürekli çatışmaların içinde tutan kapitalist modernist, milliyetçi ve mezhepçi zihniyetleri aştıracak; tüm halkları, inançları ve etnik kimlikleri ne olursa olsun özgürlüğe kavuşturacak Rêber Apo’nun ideolojik-politik düşünce yapısıdır. Bu açıdan demokrasi güçleri hem bu çizgiyi daha iyi anlamalı hem de demokrasinin ancak ittifaklarla gelişebileceğini görerek tüm demokrasi güçlerini bir araya getirebilecek bir yeteneği göstermelidir.”
Kürt halkı kendisine güvensin
Kürt halkının, bağlı olduğu Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması etrafında mücadelesini geliştirmesi halinde mutlaka özgür ve demokratik yaşama kavuşacağını söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, şunları ekledi: ”Kürt halkı kendisine güvensin, Önderlik çizgisinde kazanacağına inansın. Kürt halkı ne kazandıysa mücadeleyle kazandı. Kuşkusuz Kürdistan’da kolay yollardan kazanma yoktur. Zorlukları göze almadan Kürdistan’da ne varlık korunabilir ne de özgür ve demokratik yaşam kazanılabilir. Bu açıdan Kürt halkı, 43. PKK yılında Önderlik çizgisinde zorluklara katlanma temelinde mücadele ederse mutlaka kazanacaktır. Kürt gençliğinin ve kadınının da bu kazanmaya öncülük yapacak gücü vardır.” HABER MERKEZİ















