Yasaklar arıları öldürüyor

Toplum/Yaşam Haberleri —

4 Ekim 2021 Pazartesi - 21:00

Arıcılık

Arıcılık

  • Hakkari’de binlerce metre yükseklikte üretilen, organik bal üreten arıcılar yasaklardan şikayetçi. Ham bal kalitesi düşüyor hem ekosistem bozuluyor diyen arıcı Selman Işık, bombardıman ve kullanılan kimyasallar nedeniyle binlerce arının da öldüğünü belirtiyor. 

ERDAL BAZ / COLEMÊRG  

Kürdistan'ın birçok kentinde bu yıl yoğun arı ölümleri yaşandı. Neden ise bitki ve çiçeklerin bu sene kuraklık nedeniyle yeşermemesi. Çiçeklenme zamanında bitkilerin susuz kalması arıların bal yapma oranında düşüşe ve toplu arı ölümlerine neden oldu. Kuraklıktan dolayı ortalama 17-20 kilo bal alınan kovanlardan ancak 2-3 kilo bal alınabiliyor. Yağışların azalmasıyla birlikte Kürdistan doğasına yönelik yoğun bombardıman sonucu birçok bitki türü yok edildi. Bunun sonucunda arılar yaşamını sürdürmek ve bal üretmek için ihtiyaç duyduğu nektara ulaşamıyor ve toplu ölüm vakaları yaşanıyor. Bal arıları azaldıkça bitkilerin geleceği tehlikeye giriyor.

Hakkari (Colemêrg), zengin floraya sahip yayla ve dağ eteklerinde organik bal üreten yüzlerce arıcıya ev sahipliği yapıyor. Endemik ve bin bir çeşit çiçekle beslenen arılardan elde edilen doğal bala Kürdistan ve Türkiye kentlerinden yoğun talep var. Bal, il ve ilçelerden 3 bin ile 3 bin 500 metre arasındaki yüksek yaylalarda elde ediliyor. Ancak 'güvenlik' nedeniyle yapılan yasaklar arıcılığı da vuruyor. 
Merkeze bağlı Matê köyünde yaşayan Selman Işık, Cilo'nun yüksek yaylalarında arıcılık yapıyor. Kış ayları sert geçtiği için arı ölümlerini azaltmak için arıları sıcak yerlere götürdüklerini belirten Işık, "Daha sıcak ve yakın olan Çelê (Çukurca), Cizîr ve Silopî’ye gidiyoruz. Yaklaşık 5 ay buralarda kaldıktan sonra köye geri dönüyoruz’’ diyor.

Balı eşsiz kılan da bu
İlkbaharla birlikte farklı kentlerden arıcıların da arılarını Hakkari’ye getirdiğini aktaran Işık, arıların bakımı ve bal üretiminin zorlu bir süreç olduğunu belirterek şöyle anlatıyor: "İlkbahar bizim için yoğun mesainin başladığı bir süreçtir. Arıları bu mevsimde yeniden Colemêrg’e getiriyoruz. Arılarımız Colemêrg’in yüksek dağları ve yaylalarında bulunan bin bir çeşit endemik bitkilerden ve binlerce çiçek florasından besleniyor. İlkbahar bakımı, onları ilaçlama ve daha iyi beslenmesi için arılara özgü  kek veriyoruz. Bir ay boyunca bakımı bu şekilde yapılan arılar tekrar yüksek yerlere çiçek florasının bol olduğu yüksek yayalara çıkarıyoruz. Bundan sonra yaklaşık 3-4 ay boyunca arıların yoğun süreci tekrardan başlıyor. Bu böyle Eylül'ün ortalarına kadar devam ediyor. Bu üç ay yoğun ve emek isteyen bir süreç. Zaten Colemêrg balını eşsiz kılan şey bu endemik bitkiler ve doğal havası." 

Ekosistem bozuluyor, kalite düşüyor
Yağışlar az olduğu için kuraklık nedeniyle bal üretiminin düştüğü Hakkari’de yayla, mera ve otlakların yüzde 80’i de yasaklı. "Yasaklı bölge ilan edilen yerlere arıları götüremiyoruz. Bunun için bal kalitesi düşüyor" diyen Işık, hem bal veriminin azaldığı hem de arı ölümlerinin hızlandığını belirtiyor. Arıların ölümünün bitkilerin ve doğanın ekosistemini bozduğunu dile getiren Işık, “Çiçek döllenmesi olmadığı için çiçek çeşitliğini de tehdit ediyor. Bu aynı zamanda arıcılığın bitmesine de neden oluyor. Bu sefer arıcılar bal verimini artırmak için şekere yönelip sağlıksız bal elde ediyorlar. Bu da beraberinde balın kalitesinin düşmesine sebep oluyor" diyor. 

Arıcılıktan daha yorucu
Gerçekleştirilen operasyonlara da dikkat çeken Işık, "Aynı zamanda kullanılan kimyasal silahlar, bombalamalar binlerce arının ölmesine neden oluyor" diye belirtiyor.  
"Tek uğraştığımız arılar olmuyor. Arıları bir yerden bir yere taşırken ya da arılarımızın olduğu bölgelere giderken onlarca noktadan geçiyoruz" diyen Işık, "İsim bildiriyoruz, izin alıyoruz. Bu işlemler arıcılıktan daha yorucu. Çıkıp her yer serbest diyorlar, gelsinler arıcılar istedikleri yerlere gidiyor mu gitmiyor mu görsünler" diye ekliyor. 
Pazarımız yok
Işık’ın dile getirdiği sorunlardan birisi de üretilen bal için pazar olmaması: "Biz en iyi balı üretiyoruz ama pazarımız yok. Anzer balı satanlar bile Ordu'dan Colemêrg’e geliyor ama bizim hala bir pazarımız yok. Toplu bir şekilde satıyoruz. Alanlar markalarını basıp satıyor."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.