'Yeni anayasa’ dedikleri hep geriye gidiş oldu

14 Şubat 2021 Pazar - 17:18

  • Türkiye tarihinde yapılan her “yeni anayasa” bir öncekini aratır oldu. 12 Anayasası da birçok kez değişime uğrasa da hak ve özgürlükler hep geriye gitti.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne "Yeni Anayasa" tartışmaları sürekli güncelliğini korudu. Cumhuriyetle birlikte 1921, 1924, 1968 ve 1982’de hazırlanan anayasalar sürekli değişime uğradı. 1921 Anayasası’nın çoğulcu ruhu daha ortadan kaldırıldıktan sonra bir daha dikiş tutmadı. 2002’de iktidara gelen AKP’nin en büyük vaatlerinden biri 1982’de yapılan Askeri Darbe Anayasası’nın değiştirilmesi oldu. Aradan geçen 19 yıllık süreçte söz konusu Askeri Darbe Anayasası, yapılan değişikliklerle daha da katılaştı. Toplumun sürekli talep ettiği demokratik, çoğulcu yeni anayasa hayata geçirilmezken, AKP tehlikeye düşen iktidarını kurtarmak için bu söylemi yeniden gündeme taşıdı.

Kanuni Esasi’nin ardından Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yani 1921 Anayasası 20 Ocak 1921'de Birinci Meclis tarafından kabul edildi. Türkiye'nin ilk anayasası niteliğindeki bu belge, Osmanlı'nın yıkılışı, yeni devletin ise sancılı doğumu sırasında Meclis'in meşruiyet arayışıyla ortaya çıkmıştı. Türkiye tarihindeki en çoğulcu ve demokratik anayasası olan 1921 Anayasası, Fransız ve Amerikan devrimlerindeki fikriyat ve uygulamaya benzer bir şekilde toplumun bütün kesimlerini kapsayarak yapılmıştı. 24 Madde'den oluşan bu anayasa özerkliği esas alan bir anayasaydı. Bu anayasaya göre sadece belediye faaliyetleri değil eğitim sistemi, yerel polis hizmetleri, yerel bayındırlık faaliyetleri ve yerel tarım politikaları dahil olmak üzere pek çok şeyin o bölgede seçilmiş insanlar tarafından belirleneceğini anayasal düzeyde teyit eden bir anayasaydı. Lozan Anlaşması'nın imzalanması ve ulus devlet fikrinin kendini göstermesiyle birlikte 1924’te yeni bir anayasa yapıldı.

1924’ten beri

1921 Anayasası’nda ön görülen çoğulculuk 1924 Anayasası ile birlikte Türkiye'de "tek ulus" yaratma fikriyatına bıraktı. Böylece yaklaşık 100 yıldır süren bir Cumhuriyet krizini de beraberinde getirmiştir oldu. 1924 Anayasası'nda "Üniter devlet yapılanmasının" gereği olarak bütün farklılıklar reddedilerek, "Türkiye'ye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk" olarak kabul edilmeye ve Türklük dayatması başlandı. Asimilasyonun ilk adımı olan Şark Islahat Planı ile Kürtlere yönelik ciddi bir "Varlıksal olarak yok etme" yönelimi gerçekleşti. Şark Islahat Planı ile hayatın her alanında Kürt ve diğer azınlıklara dair ne varsa ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Köy, şehir, dağ, ova, nehir, insan ve yer adları Türkçeleştirildi. 1925 Şêx Sait, 1938 Dersim ve devamında gelişen Ağrı, Koçgiri, Geliyê Zilan gibi pek çok katliam ile Kürtler fiziki olarak da imha edilme yoluna gidildi. 

Darbe anayasaları

 1924 Anayasası'nın ardından Türkiye'de düzenlenen üç ayrı Anayasa da özgürlükler açısından farklı niteliklere sahip olsa da hepsinin birer askeri darbe sonrasında yapılması ortak noktaları. Bir darbe anayasası olan 1961 Anayasası çok sayıda bireysel hakta, sendikal hak ve özgürlükler, örgütlenme ve protesto hakkı gibi birçok konuda özgürlükler sağlasa da 12 Mart 1971 darbesi ve ardından hazırlanan Anayasa değişiklikleri söz konusu hakları hedef aldı. Oldukça katı bir anayasa olan 1971 Anayasa değişikliklerinin ardından ise 12 Eylül Askeri Darbesi'nin ürünü olan 82 Anayasası, Türkiye tarihinde anayasacılık anlayışı ve özgürlüklerin adeta talan edilmesinin başlangıcı oldu.

Türk tipi başkanlık

 19 yıllık AKP iktidarı döneminde "yeni anayasa" söylemleri birçok kez dile getirilip seçim malzemesi olarak kullanıldı. Yeni bir anayasa yerine 9 Temmuz 2018 itibarıyla başkanlık tipi bir hükümet sistemine oluşturdu. Bu sisteme geçişle beraber Meclis’in yetkileri kısıtlandı, cumhurbaşkanı yetkileri artırılarak yürütme organının başı oldu. Yine değişen sistemle birlikte Meclis tarafından çıkarılan yasalar azaldı, kararnamelerin sayısı ise arttı. Cumhurbaşkanı kararnameler yoluyla yasama yetkisini de kullanıyor.

Bugün AKP tarafından tekrar edilen “yeni anayasa”nın nasıl olacağı, neleri kapsayacağı geçmişte yapılan değişiklikler fikir veriyor. Birçok kesimin ortak görüşü, bunun yeni bir anayasadan çok mevcut başkanlık sistemini kurtarmaya yönelik olacağı görüşünde. n  MA/İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.