'Yoldan çıkmaya' ihtiyaç var!

Forum Haberleri —

11 Ocak 2022 Salı - 23:30

ZIZEK

ZIZEK

  • Fransız filozof Alain Badiou, 'Gerçek Hayat' kitabını, Sokrates'ten itibaren felsefenin işlevinin, "gençleri yoldan çıkarmak" ve onları hakim ideolojik-politik düzenden uzaklaştırmak olduğu kışkırtıcı iddiasıyla açar.

Slavoj Zizek

20. yüzyıl Alman filozofu Martin Heidegger hakkında bir kitabı İngilizceden Mandarin diline çeviren Çinli bir göçmen işçinin hikayesi geçen ay viral oldu. 'Felsefe okuyan sıradan insanlar dünyayı kurtarabilir mi?'

Chen Zi, 1990 yılında Çin'in güneydoğusundaki Jiangxi'de doğdu. 2008'de sınavlarında başarısız olduğu için matematik okuduğu üniversiteyi bıraktı ve 10 yıldan fazla bir süre ülkeyi dolaştı, çoğunlukla fabrikalarda çalışarak geçimini sağladı.

Gerçek tutkusu her zaman felsefe olan Chen, sık sık 12 saatlik yorucu, tekrarlayan ve güçten düşürücü mesailer yapmak zorunda kalmasına rağmen, İngilizce öğrenmeyi başardı ve Heidegger okumaya başladı.

Bu yıl, Xiamen'deki bir fabrikada çalışırken, dört ay boyunca, Amerikalı felsefe profesörü Richard Polt'un 'Heidegger: Bir Giriş' başlıklı bir kitabın Çinceye tercümesini tamamladı.

Başka çeviriler de yaptıktan sonra, bir yayıncı bulma şansının çok zayıf olduğu söylendiği için, internette, onları yayınlamasına yardım edebilecek biri olup olmadığını sordu. Paylaşımı medya tarafından fark edilince viral bir gündem oldu.

Heidegger'e bu adanmışlıkta özgürleştirici bir şey var mı yoksa yanlış bir çıkış yolu mu?

Ortodoks Marksist cevabın ne olacağını tahmin etmek kolay: Montaj hattı işçilerinin panzehir olarak Heidegger'e ihtiyacı yoktur; ihtiyaç duydukları şey, sefil çalışma koşullarını değiştirmektir.

Heidegger, bariz nedenlerden dolayı Chen için gerçekten de kötü bir seçim olmuş gibi görünüyor. 2017'de 'Kara Defterler'de özel notlarının ölümünden sonra yayınlanmasından sonra, anti-Semitizm ve Nazi bağlantıları nedeniyle onu ciddiye alınacak filozoflar listesinden çıkarmak için çok sayıda girişimde bulunuldu.

Bununla birlikte, tam da bu nedenle, Heidegger'in yerini koruduğunda ısrar edilmelidir: En kötü halinde bile, beklenmedik bağlantılar, yeni ufuklar açmaktadır.

1930'ların ortalarında şunları söylemişti: "Hiçbir tarihi olmayan insanlar ve insan grupları var (örneğin, Kaffirler gibi Zenciler)... ancak hayvan ve bitki yaşamının bin yıllık ve olaylı bir tarihi var... İnsan bölgesinde tarih eksik olabilir. Zencilerde olduğu gibi." ("Kaffir", Apartheid döneminde, Güney Afrika'daki siyah Afrikalılara atıfta bulunmak için kullanılan etnik bir hakaretti.)

Alıntılanan satırlar, Heidegger'in standartlarına göre bile tuhaf: Yani, hayvanların ve bitkilerin bir tarihi var ama "Zenciler"in tarihi yok, öyle mi?

"Hayvan ve bitki yaşamının bin yıllık ve olaylı bir tarihi var"– ama sakın yanlış olmasın; Heidegger'in, varlığa dair çığır açan ifşaatları anlamında değil.

Ayrıca, Heidegger'in spesifik anlamında tarihsel olmadıklarına göre, Çin veya Hindistan gibi ülkeler, nerede duruyor?

Bu mu yani? Güney Afrika doğumlu, New York-İthaka'daki Cornell Üniversitesi'nde ders veren tanınmış bir çağdaş siyah filozof olan Grant Farred örneği, basit bir yanlış anlama vakası olarak, ret mi edilmeli?

Farred'in kısa kitabı 'Martin Heidegger Hayatımı Kurtardı' ırkçı bir karşılaşmaya tepki olarak yazılmıştı. 2013 sonbaharında, evinin önünde yaprakları toplarken, beyaz bir kadın durup ona "Başka bir iş ister misin?" diye sormuş. Besbelli onu evde yaşadığını varsaydığı ailenin tuttuğu bahçıvan sanmış. Farred alaycı bir şekilde cevap vermiş: "Cornell’in bana verdiği maaşı geçebilirseniz niye olmasın?" Farred, neler olduğunu anlamak için Heidegger'e dönmüş: "Heidegger beni kurtardı çünkü bana ırk hakkında daha önce hiç yazmadığım bir şekilde yazacak dili sağladı. Heidegger bu şekilde yazmamı sağladı çünkü bana nasıl düşünmem gerektiğini düşündürdü."

Heidegger'de çok yararlı bulduğu şey, bir "varlık evi" olarak dil kavramıydı. -bilimin ve devlet yönetiminin soyut-evrensel dili değil- Belirli bir yaşam biçiminde kök salmış dil, gerçekliği bize tarihsel olarak özgül bir şekilde ifşa eden her daim eşsiz yaşam deneyimi.

Böyle bir duruşun, bir öznenin küresel bir teknolojik tahakküm evreni tarafından yutulmaya karşı direnmesini nasıl sağladığını anlamak zor değil.

Ancak, genellikle hayatımızın "Amerikanlaşması" olarak adlandırılan şeyle savaşmanın yolu bu mu? Bu soruyu cevaplamak için, düşünmek zorundayız-ve Farred'in tekrar tekrar belirttiği gibi, Heidegger'den öğrendiği şey bu-sadece düşünmek değil, düşünmek hakkında düşünmek.

Açık söyleyeyim, ben bir Heideggerci değilim. Ama kesin bildiğim bir şey varsa, o da düşünmenin aciliyetini doğuran eşsiz bir anda yaşadığımız.

Bu, dünyadan rahatça el etek çekmeye imkan veren barışçıl bir zaman değil, insanlar olarak hayatta kalmamızın farklı yönlerden tehdit altında olduğu bir zaman: zihnimizi işgal etmeyi planlayan total dijital denetim olasılığı ("kablolu beyin"), kontrol edilemeyen viral enfeksiyonlar, küresel ısınmanın etkileri. Hepimiz-ve 'sıradan insanlar' denilenler diğerlerinden özellikle fazla-bu tehditlerden etkileniyoruz.

Bu yüzden Chen Zi'nin parçası olduğu bu mucizeyi kutlamalıyız. Felsefenin akademik bir disiplinden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor bu tür mucizeler-birdenbire günlük hayatımızın akışını sekteye uğratabilecek ve bizi şaşırtabilecek bir şey felsefe.

Fransız filozof Alain Badiou, 'Gerçek Hayat' kitabını, Sokrates'ten itibaren felsefenin işlevinin, "gençleri yoldan çıkarmak" ve onları hakim ideolojik-politik düzenden uzaklaştırmak olduğu kışkırtıcı iddiasıyla açar.

Böyle bir "yoldan çıkmaya" bugün ihtiyaç var; özellikle de çoğu insanın, müesses nizamın onları tam da en özgür göründükleri anda aslında nasıl da denetim altında tuttuğunun farkında bile olmadığı liberal, müsamahakar Batı'da.

Ne de olsa en tehlikeli esaret, özgürlük olarak deneyimlediğimiz esarettir.

Alışkanlıklardan örülü bir toplumsal ağı yok etmeye çalışan "özgür" bir popülist, gerçekten özgür müdür? Mao Zedong, 1950'lerde şunları söylemişti: "Yüz çiçek açsın. Yüzlerce düşünce ekolü rekabet etsin."

Bugün şunu söylemeliyiz: Yüz Chen Zi felsefe çalışsın; çünkü ancak bu şekilde üzücü çıkmazımızdan bir çıkış yolu bulabiliriz.

Kaynak: RT.com. Çeviri: Serap Güneş

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.