9 yıl geçti, 2 bin 700 Êzîdî kadın nerede?
Kadın Haberleri —

Feleknas Uca
- DAİŞ’in Şengal’e yönelik saldırısının üzerinden 9 yıl geçti. Bugün 2 bin 700 kadının esir olduğu tahmin edilirken, binlerce aile ise halen kamplarda yaşıyor. Feleknas Uca, fermanda kadın bedeni ve Êzîdî inancı üzerinden bir piyasanın kurulduğuna işaret ediyor.
DAİŞ’in Şengal’e saldırmasının üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, fermanın yaraları halen sarılmadı ve soykırıma ortak olanlar yargılanmadı. Êzîdîlerin 73’üncü Ferman olarak tanımladığı soykırımda tahminlere göre 2 bin 700 Êzîdî kadın DAİŞ tarafından esir olarak tutuluyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Feleknas Uca ve Êzîdî aktivist Azzat Alsaleem, DAİŞ’in soykırım saldırılarını, KDP’nin geri çekilmesi, Türkiye’nin saldırılardaki rolüne ilişkin MA’dan Berivan Kutlu’ya değerlendirmelerde bulundu.
‘Her bir kadın onlarca kez satıldı’
73’üncü Ferman’ın dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini dile getiren Feleknas Uca, bu katliamın Êzîdîler için derin bir yara olduğunu söyledi. DAİŞ’in esir aldığı binlerce kadının Musul pazarlarında satıldığını hatırlatan Uca, “Her bir kadın onlarca kez satıldı” dedi.
Êzîdîleri yok etme siyaseti
DAİŞ’in esir alarak kaçırdığı kadın ve çocukların başka kentlerde ortaya çıktığına dikkat çeken Uca, birçok kadının Almanya ve Türkiye’de satıldığını, birçok çocuğun Ankara ve Kırşehir gibi kentlerde ortaya çıktığını söyledi.
“Ankara nerede, Şengal nerede?” sorusunu soran Uca, şöyle devam etti: “Amed’den Êlih’e giderken, üç noktada aramalardan geçiyoruz. Bu kadınlar nasıl Ankara’ya kadar getiriliyor? Halen kayıp ve ellerinde olan Êzîdî kadınlar var, bizim mücadele ederek bunları kurtarmamız ve özgürleştirmemiz gerekiyor. Esir alınan Êzîdî kadınlar sadece Ankara, Suriye’de değiller, Urfa’da bile bazı kadınların alıkonulduğunu biliyoruz, yine Tunus, Mısır gibi ülkelerde de kadınların olduğunu biliyoruz. Kadın bedeni ve Êzîdî inancı üzerinden bir piyasa kuruldu. Êzîdî inancının ortadan kaldırılması ve yok edilmesi için ellerinden geleni yaptılar. Bu Êzîdîleri yok etme siyasetidir.”
Katiller kol kola
DAİŞ ve Türk devleti arasında işbirliği olduğunu, Kobanê’ye dönük saldırılar sırasında sınır hattında DAİŞ’liler ile Türk askerlerinin çekilen fotoğraflarını hatırlatan Uca, DAİŞ çetebaşları ve üyelerinin de Türkiye’de barındıklarını sözlerine ekledi.
Neden Êzîdî kadınlar yalnız bırakıldı?
Değerlendirmesinin devamında Şengal’a yönelik saldırılara işaret eden Uca,“Bu kadar zulüm görmüş bir halkın üzerine bombalar yağdırıyor, öncülerini öldürüyorlar. Şengal veKurdistan’ın boşaltılmasını Êzîdîliğin yok olması olarak görüyorlar. Şengal halkını bu süreçlerde yalnız bırakanların mutlaka yargılanmaları gerekiyor. Şengal’de o dönem binlerce pêşmerge vardı, neden silahlarını bırakıp gittiler? Neden Êzîdî kadınlar yalnız bırakıldı? Bu soruların cevaplanması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Binlerce aile çadırlarda
Katliamın üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen binlerce ailenin çadırlarda yaşadığını belirten Uca, “Bu ailelerin çadırda yaşamasından hepimiz sorumluyuz. Bu insanları Şengal’e geri götüremiyorsak, hepimizin sorumluluğu var. Êzîdîleri umutsuz, iradesiz, mücadelesiz bırakmak ve kendilerine bağlı bir şekilde yaşamalarını istiyorlar. Öncelikle Êzîdîlerin Şengal’e dönmeleri ve yeniden bir yaşam kurmaları çok önemlidir” dedi.
73 Fermana rağmen Êzîdîlerin boyun eğmediğini vurgulayan Uca, katliamın 9’uncu yılında DAİŞ’in elinde esir olarak tutulan kadınların özgürleştirilmesi için mücadelenin önemine değindi.
Geç kalmış adalet
Êzîdî aktivist Azzat Alsaleem ise bölgedeki çıkar çatışmaları nedeniyle Êzîdîlerin yaralarının sarılmadığını belirterek, Şengal halkının adalete ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Soykırım saldırısına neden olan güçlerin yargılanması gerektiğini söyleyen Alsaleem, “Êzîdîleri silahsızlandıran ve yüzüstü bırakan pêşmergeler, Hewlêr yönetimi tarafından ödüllendirildi. Şengal'in yeniden inşası için adalete ve hayatta kalanların hem psikolojik hem de fiziksel tedaviye ihtiyacı var. Irak hükümeti sorumluluğunu yerine getirmiyor. Hükümet, vatandaşlarını kurtarmak zorunda. Êzîdîleri koruyacak bir Êzîdî gücü ve özerkliği olmazsa, birkaç yıl içinde başka bir soykırım kaçınılmaz olacaktır. Êzîdîler ne KDP’ye ne de Irak hükümetine güveniyor” diye belirtti. WAN















