9 yıl önce sığındığı yeri terk etmedi
Kadın Haberleri —

Xezal Huseyn
- 74’üncü Ferman’dan sağ kurtulan Xezal Huseyn, 9 yıl önce sığındığı evi terk etmiyor. Şengal’de her vadide sahipsiz cenazelerin olduğu günleri unutmayan Xezal, fermana karşı tek yolun Êzîdîlerin birliği olduğunu söylüyor.
DAİŞ’in Şengal’e yönelik saldırısının üzerinden 9 yıl geçti ama o dönem yaşananlar hala unutulmadı. 74’ünü Ferman’a tanıklık edenler gittikleri yerlerde bir yandan yaşamını yeniden inşa etmeye çalışıyor bir yandan ise yaşadıklarını unutmaya çalışıyor.
Ferman sırasında 17 kişiyle birlikte Şengal Dağı’na sığınan ve dağın eteklerinde bulunan evde yaşamaya başlayan Xezal Huseyn (90) fermanda yaşadıklarını MA’dan Zeynep Durgut’a anlattı.
Her vadide sahipsiz cenazeler
Şu anda Kolka köyünde yaşayan Xezal Huseyn, “Şengal’de her vadide cenazeler vardı. Cenazeler sahipsizdi” sözleriyle katliam gününü şöyle anlatıyor: “Ya ölecektiniz ya da kaçacaktınız. Peşmergeler de bizi korumadı. Peşmergeler askeri elbiselerini çıkartıp kaçmışlardı. Biz DAİŞ’ten kendimizi kurtarmak için günlerce yürüdük. En sonunda bu eve ulaştık. Gelinimin ailesi de bizimle birlikteydi. Onun ailesiyle birlikte biz 17 kişi bu evde saklanıyorduk. Sayımız çok fazlaydı ve yerimiz çok dardı. Üst üste uyuyorduk. Ev de toprak evdi, o yüzden çok zorluk çektik. Bu kadar insan vardık ve elimizde sadece iki tane kuru ve sert ekmek vardı. Her gün bir parça yerdik ve parçayı 17’ye bölerdik. Açlıktan ölmemek için günlerce bu ekmeği yedik. DAİŞ’ten kaçtığımız zaman sadece üstümüzdeki elbiseler vardı. Yanımıza hiçbir şey almamıştık. Daha sonra DAİŞ, Sinune’ye saldırdı. Herkes kendi canını kurtarmakla uğraşıyordu. Bu yüzden yokluk başlamıştı.”
Günlerce yürüyerek Rojava’ya geçtiler
“DAİŞ bizi öldürmese açlıktan ölecektik” diyen Xezal, “Terk ettiğimiz evin hemen yukarısında mısır vardı. Oğluma o mısırları getirmesini istedim. Oğlum ve birkaç kişi gidip o mısırları getirdi ve günlerce onlarla beslendik. Birçok insan bu olanlara dayanamıyordu ve ölüm de olsa yürüyerek Rojava’ya geçmeye çalışıyordu. Çocuklarımla, torunlarımla birlikte günlerce aç ve susuz kaldım. Daha sonra biz de Rojava’ya geçmeye karar verdik. Bu yolculuk günlerce sürdü ama en sonunda Dêrîk’e ulaştık” ifadelerini kullandı.
Nasıl unutabilirim ki?
Ortalık sakinleştikten sonra çocukları ve torunlarıyla tekrardan Kolka köyünde sığındıkları eve dönen Xezal Huseyn, “Binlerce Êzîdî katledildi, cenazeleri toplu mezarlara atıldı. Bizim bu gördüklerimiz, şahitlik ettiklerimiz vahşetti. Ben nasıl unutabilirim ki?” diye sordu.
Birlik olma zamanı
Êzîdîleri saldırılara karşı koruyacak tek gücün birlik olduğunun altını çizen Xezal, “Êzîdîler hangi partiden, hangi görüşten olursa olsun kendi birliklerini sağlamalıdır. Bu topluma her kim ihanet ederse ve her kim bu yiğitlerin kanını dökerse Allah affetmesin. Eğer ki Êzîdîler birlik olursa her zorluğun üstesinden gelebilir. Bu gözlerle çok fermana, zulme, baskıya şahitlik ettik. Artık düşmanı içimize almamamız gerekiyor. İttifak olduğumuz ve topluma öncülük ettiğimiz zaman herkese gücümüz yetecektir. Bu toplumun düşmanlarını kendi içimizde barındırmamamız gerekiyor. Bizi bu saldırılardan koruyacak olan tek şey birliğimizdir” diye konuştu. ŞENGAL















