Afrika’nın enerji sektörüne de çöktü
Dünya Haberleri —

Güney Afrika doğal maden/foto:AFP
- Türk devleti, Afrika’da enerji santralleri ve maden sahaları açarak kıtaya çöküyor. 2025’te imzaladığı 20 anlaşmayla özellikle Etiyopya, Gine, Nijer ve Sudan’daki doğal kaynakları kontrol altına almaya çalışıyor.
- Mali, Nijer, Burkina Faso, Etiyopya, Libya, Somali, Çad ve Senegal’e rekor düzeyde Bayraktar TB2 ve Akıncı tipi İHA’lar satan Türk devleti, eğitim, lojistik ve istihbarat desteği de vererek ülkeleri kendine bağımlı hale getiriyor.
Afrika Birliği’nde 2005 yılında “daimi gözlemci” statüsüne getirilen Türk devleti, o tarihten bu yana Afrika ülkelerinde diplomasiden, askeri ve ekonomi alanlarına kadar kalıcılaşmaya çalışıyor. Bu kalıcılaşmayı ise kaynak zengini Afrika ülkelerine silah satışı üzerinden yapıyor. Bayraktar TB2 İHA’ları üzerinden yürütülen silah satışları, artan büyükelçilik sayıları ve savunma anlaşmaları, Türk devletinin sömürgeci politikasını ortaya koyuyor. Afrika’daki büyükelçilik sayısı 44’e ulaşan diplomatik ağ, Türk Hava Yolları’nın 60’tan fazla Afrika destinasyonuna uçuşlarıyla desteklenirken, devasa silah satışları daha çok dikkat çekiyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Türk devleti, 2024’te Batı Afrika’da Rusya ile birlikte üçüncü büyük silah tedarikçisi konumuna yükseldi. Kıta geneline silah ihracatı 2020-2024 arasında ciddi artış gösterdi. Nijer, Somali, Nijerya, Angola, Libya, Burkina Faso, Mali ve Togo ise alıcı ülkeler olarak öne çıkıyor. İHA’ların özellikle iç savaşlarda sivillere karşı kullanıldığı kaydediliyor. Bugün Afrika’da yaklaşık 71 askeri ataşesi bulunan Türk devleti, İHA ve ekipman satışlarıyla birlikte ülkeleri hızla silahlandırıyor. Yine Türk Cumhurbaşkanı, her Afrika turuna çıktığında kobalt ve uranyum zengini ülkeleri “yatırım” adı altında sömürge pazarına çevrilmesini destekleyen açıklamalarda bulunuyor.
Mısır, Fas, Libya başlıca pazar alanları
Öte yandan, Atlantik Konseyi’nin “Redefining power systems: Turkish electric-sector engagement in Africa” başlıklı raporuna göre, Türk firmaları Afrika genelinde enerji, emtia ve altyapı alanlarına çöktü. 2003’ten bu yana kıtada 2 binden fazla proje tamamlandı. Bu projelerin toplam değeri 2024 yılı itibarıyla 100 milyar dolar olarak belirtiliyor.
Rapora göre Türk devletinin Afrika’daki doğrudan yatırımları yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine ulaşırken, Türkiye-Afrika ticaret hacmi 2003’teki 5,4 milyar dolardan 2025 itibarıyla yaklaşık 40 milyar dolara yükseldi. Bu artış yüzde 700’ü aşmış durumda. 2025’in ilk beş ayında Türk ihracatının 8,4 milyar dolar, 2024 genelinde ise 19,4 milyar dolar olduğu kaydedildi. Mısır (3,5 milyar dolar), Fas (3,1 milyar dolar) ve Libya (2,5 milyar dolar), Türk devletinin başlıca pazarları arasında yer alıyor.
Enerji açığını fırsata çeviriyor
Raporda Afrika’da yaklaşık 600 milyon insanın elektriğe erişemediği ve kıtanın 2030’a kadar enerji ile altyapı yatırımları için 400 milyar dolarlık ek kaynağa ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Afrika, dünya güneş enerjisi potansiyelinin yüzde 60’ına sahip olmasına rağmen küresel kapasitenin yalnızca yüzde 1’ini kullanabiliyor. Türk EPC firmaları bu alanda “rekabetçi” konumda gösterilirken, Çinli şirketlere alternatif olarak sunuluyor. Kuzey Amerika ve Avrupa şirketleri sahada kalıcı varlık kurmakta zorlanırken, Türk devleti bu enerji açığını, kıtanın kaynaklarını kontrol altına almak için fırsat olarak değerlendiriyor.
Enerji ve maden sektörüne de çöktü
Türk devleti, 2025’te 20 büyük anlaşma imzaladı. Bu anlaşmalar özellikle Etiyopya, Gine, Nijer ve Sudan’da yoğunlaşıyor ve erken aşama maden keşif faaliyetlerini kapsıyor. Türk devleti bunları “ticari ortaklık” diye sunsa da aslında enerji güvenliği ve kritik mineraller üzerinden sanayi politikasını Afrika topraklarında da gerçekleştirmeyi hedefliyor. 2024-2028 Kalkınma Planı’nda kritik minerallerin önceliklendirilmesi de bu sömürü stratejisinin bir parçası.
İHA satışları arttı
Bunun yanı sıra Türk devleti, Afrika’nın en büyük “İHA tedarikçisi” oldu. Baykar üretimi Bayraktar TB2 ve Akıncı SİHA’lar Mali, Nijer, Burkina Faso, Etiyopya, Libya, Somali, Çad ve Senegal’de aktif olarak kullanılıyor. Türk devleti bu ülkelere sadece silah satmıyor aynı zamanda eğitim, lojistik ve istihbarat desteğiyle birlikte “güvenlik aktörü” rolüne bürünüyor. Özellikle Sahel bölgesinde ABD ve Fransa’nın işgalinin gerilemesiyle Türk devleti boşluğu doldurmak için her fırsatı kolluyor. Mali, Nijer ve Burkina Faso’nun Sahel İttifakı ile savunma iş birliğini derinleştirdiği belirtiliyor.
Türk devleti artık varlığını yalnızca büyükelçilik sayısı veya uçuş seferleriyle değil; enerji santralleri, maden sahaları, iletim hatları ve İHA üsleri üzerinden ölçtürüyor. Bu yatırımlar, Afrika halklarının yoksulluğunu ve enerji/maden ihtiyacını kullanarak kaynaklarını kontrol altına alma, siyasal ve askeri bağımlılık yaratma projesidir. Türk devleti aslında “kazan-kazan” ve “yardım” söylemleriyle Afrika’da yeni bir sömürgecilik dönemi açıyor. Bu rakamlar ve anlaşmalar, kıtanın zenginliklerinin Ankara’daki saray rejimi ve bağlı şirketler tarafından sistematik olarak yağmalanmasının göstergesi olarak da okunuyor. HABER MERKEZİ














