Bahçeli, Erdoğan’ı sultan yapsa

Forum Haberleri —

2 Nisan 2021 Cuma - 22:30

  • “Çöktürme Planı” konseptiyle Kürt soykırımını tamamlamak istediler. Esasında AKP, MHP, Ergenekon ittifakı bu amaçla kurulmuştu. Kürtlere soykırım planlayan yönetim Ankara ve İstanbul’a demokrasiyi sunamazdı.

ZEKİ AKIL

Türkiye, AKP-MHP elbirliğiyle faşizmi inşa etmeye devam ediyor. AKP 7 Haziran 2015’teki seçimleri kaybedince MHP’nin ipine sarıldı. AKP’nin içine düştüğü çıkmazı ve iktidarı kaybetme korkusunu MHP ve arkasındaki güçler iyi değerlendirdi. 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle birlikte AKP-MHP saldırılarını hızlandırdı ve kapsamını genişletti. Erdoğan’ın deyişiyle bu darbe bir “Allah’ın lütfu” oldu. On binlerce insan tutuklandı. Yüz binden fazla insan görevlerinden uzaklaştırıldı. Hiçbir yasaya ve hukuka dayanmayan idari bir tasarrufla bunlar yapıldı. Bu insanların hak arama yolları da kapatıldı. Devleti Kürtlerden, demokratik eğilimlerden ve farklı düşünenlerden arındırmak istediler. Ayrıca bir taşla birden fazla kuş vurdular. Görevlerinden kovulanlar, kovulmayanlar için de somut ve etkili bir gözdağıydı.

Demokrasilerin olmazsa olmaz kriterleri örgütlü toplumun ve kurumların varlığıdır. AKP ve MHP demokrasiyi hedeflediğinden bütün örgütlemeleri ve kurumları hedef tahtasına koydu. YÖK, RTÜK gibi kurumları ya ele geçirdi ya da etkisizleştirip tasfiye ettiler. “Çöktürme Planı” konseptiyle Kürt soykırımını tamamlamak istediler. Esasında AKP, MHP, Ergenekon ittifakı bu amaçla kurulmuştu. Kürtlere soykırım planlayan yönetim Ankara ve İstanbul’a demokrasiyi sunamazdı. Doğal olarak hem Kürtlerin bütün kazanımlarını hem de demokratik mevzilerin tümünü hedeflerine koymuşlardı. Bahçeli, Erdoğan’a kayyım olarak atanmıştı. En üstte kayyım atandıktan sonra HDP’nin kazandığı bütün belediyelere kayyım atadılar. Hem de ikinci belediye seçimi sonrasında da aynısını yaptılar.

Tarih ve sosyal bilimlerle ilgilenenler Hitler ve Mussolini faşizminin ve yönetim tarzının AKP ve MHP uygulamalarıyla ne kadar uyumlu olduğunu göreceklerdir. Mussolini ve Hitler de iç muhalefete karşı son derece agresif, düşmanlaştırıcı ve ötekileştirici davrandılar. Milliyetçilik ve ırkçılığı köpürterek toplumun vicdanını körelttiler. Toplumu düşünemez hale getirdiler. Şiddet ve terör kıskacında tüm demokratik yapılanmalar ortadan kaldırıldı. Kurumları ve yasaları işlevsizleştirerek içerde ve dışarıda sürekli bir kriz ve savaş hali içinde oldular. Aynı şeyi şimdi Bahçeli ve Erdoğan ikilisi yapıyor. Kürtleri düşmanlaştırarak, demokrasi güçlerini hatta CHP’yi bile ötekileştirerek, savaşı da Libya’dan Ermenistan’a kadar yayarak sürekli bir kriz ve çatışma ortamında Türkiye halklarını düşünemez, tercih yapamaz hale getirdiler.

Bahçeli, Alaattin Çakıcı gibi mafya artıkları ve çeteleriyle basın ve siyaseti dizayn ediyor. HDP’yi kapatmada geç hareket ettiği için Anayasa Mahkemesinin kapatılmasını istedi. Bahçeli’nin görüşlerini emir kabul eden savcılar nihayetinde kapatma davası açtı. Ancak Anayasa Mahkemesi hazırlanan iddianameyi düzeltmek için iade edince Bahçeli anında müdahale etti. Henüz hukukçular tartışmadan ilk tepkiyi veren Bahçeli oldu. Aslında Bahçeli uzun süreden beridir direktifleriyle Türkiye’yi yönetiyor. Erdoğan da aynı tıynette olmakla beraber karşı çıkacak bir iradeye de sahip değildir. AYM’nin yaptığı hukuki formaliteler tamamlamaktır. Ancak Bahçeli bunu bile kabullenmiyor. İadenin HDP’ye zaman kazandırdığı için feveran ediyor. Ne acelesi varsa!

Daha bu tartışmalar sıcağını korurken 1 Nisan’da aynı hukuksuzluk, bir nevi darbe parlamentoda yaşandı. Güvenlik soruşturması kanun teklifi yapılan oylamada ret edildi. Yasaya göre bir yıla kadar aynı yasa mecliste oylanamaz. Ama Erdoğan’ın verdiği talimatla parlamentonun oylaması geçersiz sayılmış, 1 Nisan’da tekrar oylanarak kabul ettirilmiştir. Türkiye’de adli sistemin yerlerde sürüldüğü, iktidarın elinde muhalefeti tasfiyenin sopası haline getirildiği herkes tarafından biliniyor. Rejim için en gözde kurumlardan olan Anayasa Mahkemesi ve parlamento çok açık ve pervasızca dünyanın gözü önünde etkisizleştiriliyor, itibarsızlaştırılıyor ve içi boşaltılıyor. İşin özü var bu kurumlar artık tümden biçimseldir. Faşizmin ayıplarını örten asma yaprağı gibi duruyordur.

Türkiye’de demokrasiden ve özgürlükten yana olan bütün kesimlerin artık silkinmesi gerekir. Nasıl ki Avrupa’da Hitler gibileri büyük yıkımlara ve felaketlere yol açtılar ve onları tasfiye etmek için çok büyük bedeller ödendiyse aynı şeyi Türkiye’de tekrarlamamak gerek. AKP ve MHP faşizmi gösterdikleri gibi güçlü de değildirler. İçerde ve dışarıda teşhir olmuşlardır. İnandırıcılıkları kalmamıştır. Halka verecekleri ve vaat edecekleri bir şey de yok. Adli sistem iflas etmiş. Basınları tarihinin en itibarsız dönemini yaşıyor. Ordu bile her gün operasyonlar altındadır. Ekonomi dibe vurmuş. Yolsuzluk, çürümüşlük diz boyu. İktidarın demagoji ve zorbalık dışında tutunacağı bir dalı kalmamıştır. O dalı da kırmak zor değildir. Bir bedeli olsa da Kürtler, Aleviler, kadınlar, yoksullar ve diğer ezilenler birleşir ve harekete geçerlerse ne onların kayyım sistemi kalır ne de kendileri. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.