Cennetin düzenini bozmak

Meral ÇİÇEK yazdı —

1 Aralık 2020 Salı - 23:00

  • Bolivya’daki yeni bakanlık vesilesiyle liberal sistemlerdeki ‘eşitlik bakanlığı’ üzerine eleştirel bir tartışma başlatmak, kavramsal muğlaklıkları gündemleştirmek mümkün. Zira ataerkil zihniyeti hedef almadan cinsler arası eşitliği sağlamak mümkün olabilir mi?

 

Eduardo Galeano, Aynalar adlı kitabında Bolivya halklarının sömürgeciliğe en büyük meydan okuması niteliğinde olan 2003 ayaklanmasının şehitlerini şu sözlerle anıyor: “Ayaklanmada ölenler göğe gittiler. Orası onlara dünyadan daha yakındı. Şimdi Cennet’in düzenini bozmakla meşguller.”

Cennet dediği, ömrü boyu eziyet çeken insanı yeryüzündeki sömürüye razı kılma, başkaldırıdan uzak tutma ‘tesellisi’. Ki mazlumların öbür dünyadaki yeri cennettir, yeryüzünde çektikleri acıların ödülü bu. O yüzden bu dünyadan sonra ahirette de egemenin düzenini bozmak gerçek devrimcilerin işidir.

Geçtiğimiz günlerde Bolivya’da Luis Arce başkanlığındaki yeni hükümet bir ilke imza attı ve Kültürler, Dekolonizasyon ve Erkek Egemenliğini Ortadan Kaldırma Bakanlığı adında bir bakanlık kurdu. Bu göreve getirilen ilk kişi ise yerli Quechua halkından Sabina Orellana oldu. Orellana, Bolivya Yerli Köylü Kadınlar Ulusal Konfederasyonu’nu temsil eden bir siyasetçi ve feminist aktivist.

Dünyada bir ilki oluşturan bu bakanlığın görevi, “Sömürgeciliği ve erkek egemenliğini ortadan kaldırmak, milliyetler arasındaki olduğu kadar erkeklerle kadınlar arasındaki eşitsizliği tersine çevirmek, birini diğerine tabi kılan tek sesli bir dünya görüşünün hegemonyasını kırmak” olarak özetlendi. Yemin töreninde sağ elini kalbine götüren, sol elini ise yumruk yapıp havaya kaldıran Sabina Orellana da yeni görevine biçtiği anlamı şu sözlerle açıkladı:

“Kökleriyle gurur duyan bir kadınım çünkü ben bir Quechua’yım ve hepimiz gururlu hissetmeli ve yerli kökenimizle gurur duymalıyız. Sanat ve kültürle, doğu ve batıdan, kırsal ve şehirden hepimiz birlikte çalışacağız. Bolivya halkının faydası doğrultusunda kolektif ve çeşitlilik kazanmış bir kültürel yönetim için bana şans tanımanızı sizlerden rica ediyorum. Gururla var olacağız, eteklerimizi terliklerimizi giyeceğiz, şapkalarımızı, Ch’ullularımızı takacağız, bu çokuluslu ülkeyi oluşturan 36 milletin dili de konuşulacak zira bu bizim kökümüz.”

Bütün dünyaya örnek olması gereken bu yeni bakanlığın adı üzerinde biraz durmak gerekiyor. Adı tek başına Erkek Egemenliğini Ortadan Kaldırma Bakanlığı olsaydı da yeterince anlamlı olurdu. Fakat kültür, sömürgecilik ve ataerkillik arasında kurulan bu bağ, bakanlığın anlam ve önemini daha da büyütüyor. Zira sömürgecilik ile erkek egemenliği arasındaki kopmaz bağı sadece Bolivya gibi Güney Amerika ülkelerinde değil, kapitalist ulus-devlet sömürgeciliğin bulaştığı her yerde görmek mümkündür. Bununla birlikte sömürgecilik ve ataerkilliğin ortaklaşmasının kaçınılmaz sonucu olarak kültür kırımı karşımıza çıkıyor. Bolivya’dan Kürdistan’a, Filistin’den Güney Afrika’ya kadar bu gerçek istisnasız bir şekilde kendini gösteriyor. O yüzden de yerli kültürün korunması, yaşatılması ve yeniden inşa edilmesi adına yapılan her faaliyet, sömürgeciliği ve erkek egemenliğini de hedef almalı. Öbür türlüsü öz kültüre ancak müzelik bir varlık sağlar.

Son derece devrimci ve çağımızın gereklerine göre olan bu yeni bakanlığın ilan edilmesinden günler sonra, ABD’de başkan seçilen Biden Beyaz Saray iletişim ekibinin tamamının kadınlardan oluşacağını açıkladı. Bu, ilk etapta olumlu bir gelişme ve kadınlar adına bir kazanım gibi görünebilir. Ki toplumsal cinsiyetçiliğin son derece açık bir biçimde hüküm sürdüğü alanlarda kadınların giderek daha fazla yer bulması elbette ki kadın mücadelesinin bir sonucudur. Fakat ataerkil zihniyetin, özellikle de Batı devletlerinde kendini çok eşitlikçiymiş gibi gösterip, alttan alta kadın mücadelesinin ve taleplerinin içini boşaltmaya çalıştığını son dönemde daha çok görüyoruz.

Bu arada Bolivya’daki yeni bakanlık vesilesiyle liberal sistemlerdeki ‘eşitlik bakanlığı’ üzerine eleştirel bir tartışma başlatmak, kavramsal muğlaklıkları gündemleştirmek mümkün. Zira ataerkil zihniyeti hedef almadan cinsler arası eşitliği sağlamak mümkün olabilir mi?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.