Efrîn’i asla unutmam

Dosya Haberleri —

19 Ocak 2022 Çarşamba - 20:00

Efrîn

Efrîn

  • Efrîn'de 58 gün süren "Çağın Direnişi"nde yer alan İtalyan devrimci Gelhat: Saldırılar yoğunlaştığında Şedadi’deydim. “Enternasyonalistler Akademisi komutanı yaklaşarak ‘Kim Efrîn’e gitmek istiyor’ diye sordu. Tüm grup sabah araçta Efrîn’e doğru yol alıyorduk. 
  • Kantonun ilan ettiği seferberlikle birlikte halkın direnişe katılımı aklımdan asla silinmez. Bombalamalara, vahşice saldırılara ve sakatlanmalara rağmen kimse cesaretini kaybetmedi. Her gün bize 'Şehîd namirin' sesleri eşlik ediyordu. Efrîn bir gün mutlaka özgürleşecek. 

BARIŞ BALSEÇER/STRASBOURG

Sömürgeci Türk devleti ve desteklediği çetelerin uluslararası komployla Kürdistan’ın kadim kentlerinden Efrîn’e yönelik başlattığı işgal saldırılarının başlangıç tarihi olan 20 Ocak 2018 üzerinden dört yıl geçti. İşgal saldırılarına karşı elindeki kısıtlı olanaklarla sivil halk ve YPJ - YPG savaşçıları büyük bir direniş gösterdi. Gelişmiş savaş teknolojisine karşı kalaşnikoflarla tam olarak 58 gün süren direniş, insanlık tarihine “Çağın Direnişi” olarak kaydedildi. 

Uluslararası suskunluk ve ortaklıkla gerçekleşen işgal saldırılarına karşı Efrîn halkının desteğine tarihte olduğu gibi “Mevzimiz ezilenlerin yanıdır” diyen; halkların, ezilenlerin kurtuluşu için yeryüzünü arşınlayan dünya devrimcileri koştu. YPG bünyesinde yer alan Enternasyonal Tabur’a mensup savaşçılar 25 Ocak 2018 tarihinde yaptıkları basın açıklamasıyla “seferberlik” ilan ettiklerini duyurdu ve Kobanê’de olduğu gibi Efrîn’de de barbarlığa karşı savaşacaklarını deklare edip, Çağın Direnişi’nde yerlerini almak için harekete geçtiler. 

İtalya’dan Rojava’ya

Basın açıklamasında bulunan grup içerisinde yer alanlardan biri de İtalyan devrimcilerden Gelhat’tı. İtalyan ismini geride bıraktığını söyleyen Gelhat ile direniş dönemini konuştuk. Şu an da İtalya’nın kuzey doğusunda yaşadığını ifade eden Heval Gelhat (27) Bologna Üniversite’si Tarih Bölümü’nde okuduğu dönem olan Eylül 2017 tarihinde Rojava gittiğini belirtiyor. 

Kim Efrîn’e gitmek istiyor?

Rojava’ya saldırıların yoğunlaştığı dönemde Enternasyonel Tabur’da yerini alan Gelhat, Efrîn’e yönelik işgal saldırılarının başladığı dönem Şedadi’de olduğunu, Enternasyonalistler Akademisi komutanlarından birisinin yanlarına gelerek yaklaşan saldırılar konusunda bilgilendirmede bulunduğunu söylüyor. Komutanın “Kim Efrîn’e gitmek istiyor?” sorusu üzerine bir gün içerisinde karar vermeleri gerektiğini sözlerine ekleyen Gelhat, hemen o gece taburdaki diğer enternasyonalistlerle toplantı alırlar. 

Aralarında İtalyan enternasyonalist (soldan ikinci) Gelhat’ın da yer aldığı Enternasyonal Tabur, işgalin
6. gününde açıklama yaptı: Kobanê’de olduğu gibi Efrîn’de de barbarlığa karşı savaşacağız.

Savaşma kararı aldık

Gelhat o geceyi şu cümlelerle anlatıyor: “Olası çatışma senaryolarını tartışmaya, tartmaya yönelik düzenlediğimiz toplantı sonucu bazı arkadaşlar hemen yola çıkma kararı aldı. Bazılarımız tereddütte kalırken, diğer bir kısım arkadaş ise gitmeme kararı aldılar.” Gelhat devamında “Tüm bu tartışmaların sonrası diğer gün hepimiz araçtaydık ve Efrîn’e doğru yol almaya başlamıştık bile” diyerek, tüm Enternasyonal Tabur’un diğer gün savaşma yönünde karar aldıklarını belirtiyor. Gelhat, “Asimetrik savaş konusunda eğitim almadığımızı biliyorduk. Yine de, mümkün olan her türlü yardımı sağlamanın zorunlu ve yapılacak doğru şeyin bu olduğuna yürekten inanıyorduk” diyor. 

Fiziksel ve kültürel soykırım

Gelhat, işgal döneminde Ain Dara Tapınağı’nın, Kawa heykelinin yıkılışını ve Efrîn halkının binbir emekle yetiştirdiği zeytin ağaçlarının yakılmasını çok iyi hatırladığını belirtiyor ve işgalin ilk günlerinde işgalci Türk devletinin kilometrelerce alanda sivil veya askeri hedefleri vurmadığını, hafızada yara izi bırakmak için can damarını topraktan ve sanattan alan bin yıllık uygarlıkların hatırasına saldırdığını söylüyor. Gelhat, “Yaşanan ve yaşananlar sadece bir siyasi projenin boğulması değildi. Fiziksel ve kültürel soykırım devreye konuldu” diye belirtiyor. 

BM, Türk işgalciliğinin ortağı

Efrîn işgalindeki uluslararası ortaklığı anlamak için kapitalizmin ortak çıkarlarına bakılması gerektiğini dile getiren Gelhat, “Neden kendilerine zarar versinler ki!” diyerek, işgaldeki ortaklığın temel nedenini özetliyor. Gelhat, “Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, batının erdemli 'demokratik' ülkeleri ve Birleşmiş Milletler’in işgal dönemindeki sessizliği Türk işgalciliğinin ortağıdır” diyor.

 Ruslar, Amerikalılar kaçıyordu

Gelhat, direniş döneminden bir anısını ise şöyle anlatıyor: “Kasabaya gelip cepheden talimat beklediğimiz ilk günlerden biriydi. Televizyon haberlerini dinlediğimizi hatırlıyorum. Aslında gezegenin geri kalanının işgalle karşı nasıl bir tavır aldığına dair bir fikir edinmeye çalışıyorduk. Sonuç çok karışık duygulardı. Bir yandan sivil halkın yürüyüşleri, seferberlik ilanına katılımı bizlere heyecan ve sevinç katıyordu. Öte yandan iktidar saraylarının halklardan korunan çölde katedraller olarak kaldığını fark ettik. Ruslar saldırılar için hava sahasını terk ediyordu, Amerikalılar darbeden kaçıyordu. Geride her zamanki gibi sadece insan haklarını savunan ve bankaların midesinden çıkan Avrupalılar kalmışlardı. Bir kez daha anladık ki kurtuluşumuzun mimarları patronlar değildi. Ve ezilenler asla onlardan medet ummamalıydılar."

Kimse cesaretini kaybetmedi 

“Kantonun ilan ettiği seferberlikle birlikte halkın direnişe katılımı aklımdan asla silinmez” diyen Gelhat, renkli renkli bayrakları, koroları, ufukta sonsuza kadar uzanan araba kuyruklarını, her gün her yaştan ve cinsiyetten cepheye koşan binlerce insanın yüzlerindeki kararlı gülümsemeyle saldırıya karşı direnişini sevinç ve şaşkınlık içerisinde izlediklerini belirtiyor. Gelhat, “Bombalamalara, vahşice saldırılara ve sakatlanmalara rağmen kimse cesaretini kaybetmedi. Berxwedana Serdeme'yi özel yapan ise direnişte olan herkesin asla ölmeyeceğini bilmesiydi. Bu fikirlerimizi öldüremeyeceklerinin farkındalığıydı. Çünkü mücadelede her gün bize 'Şehîd namirin' sesleri eşlik ediyordu” diyor.

Şarkı söylemenin terapötik gücü

Direniş döneminde tanıştığı bir kaç yoldaşı hala unutamadığını söyleyen Gelhat, bu iki kişiden birisinin Asya diğerinin ise Armanc olduğunu ifade ediyor. 

O günlerden unutamadığı anıları da var. Kendisi ve üç arkadaşı cephede savaşırken küçük bir kız çocuğu ona ve üç arkadaşına nergis çiçeği getirmiş. “Bunu unutmam” diyor. Bir diğer anısı ise mağaralardayken herkes marş ve kilam söylüyor.  Gelhat, “Kilam söyleyen herkesin yüzüne baktığımda endişeden eser yoktu. O an’a kadar toplu şarkı söylemenin terapötik bir gücünün olduğunu anlamamıştım” diyor. 

Dayanışmayı arttırmalıyız

Gelhat, Efrîn’in özgürleştirilmesi için her yerde örgütlenmek, yaratıcı çözümler üretmek, ideolojik bir eğitim sürecini geliştirmek gerektiğini söylüyor. “Hayal gücünü iktidara getirmek için dayanışmayı arttırmalıyız” diyen Gelhat, kibarca sormadan ve izin almadan uluslararası kurumlara baskı uygulamak, medya ve medya dışı platformlar aracılığıyla  tiranları, suça ortak olanları ifşa etmek ve kınamak gerektiğini de sözlerine ekliyor. “Pratikte savaşmak gerekiyor” diyen Gelhat, “Bizi küresel olarak bağlayan bir şey varsa, o da zincirlerimizin ta kendisidir” diyor.

Efrîn mutlaka özgürleşecek

“Daha gidilecek çok yol ve kurulacak ittifaklar var” diyen Gelhat, Lenin'in “vadiye geri dönmesi gereken dağcı” örneğinin aklına geldiğini söylüyor: “Dağcı zirveye giden yol kapanınca geri dönmek zorunda kalıyor. Yavaşlıyor, tökezliyor, yolunu değiştiriyor daha da uzun bir yol alıyor.” Gelhat örneği baz alarak bize, işgale uğrayan Efrîn’de yaşananlara ve de dünya devrimcilerine şu soruyu soruyor: “Peki tekrarladığımız hatalarımız nelerdi? Ne için özeleştiri vermemiz gerekiyor?” 

Ve sözlerini şöyle noktalıyor: Efrîn bir gün mutlaka özgürleşecek. An Serkeftin an Serkeftin."