Küba ablukasında sanatsal yaratıcılık

Dosya Haberleri —

Küba, Che ve sanat/foto:AFP

Küba, Che ve sanat/foto:AFP

  • ABD’nin altmış yılı aşkın ablukası, adanın her türlü teknoloji, ilaç ve temel malzemeye erişimini kısıtlıyor. 2026 itibarıyla bu durum daha da derinleşmiş durumda… Ancak Kübalılar için “yokluk” engelden çok, bir “icat et ve çöz“ pratiğinin başlangıç noktası. Bu, adanın kültürel DNA’sının ayrılmaz bir parçası.
  • Ablukanın ve yokluğun ortasında bir tiyatro oyunu sahnelemek, bir timba bestelemek ya da bir sabit diskte binlerce filmi elden ele dolaştırmak, Küba için sadece bir eğlence ya da zorunluluk değil; aynı zamanda egemen anlatıya karşı verilen gündelik bir bağımsızlık savaşı ve neşeyle örülmüş bir özgürlük pratiği.

Çeviri:Rewşan Deniz

Küba, on yıllardır süren ekonomik ablukanın, periyodik enerji krizlerinin ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin giderek zorlaştığı bir ülke. 2025 sonu ve 2026 başında yaşanan yoğun elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı, gündelik hayatı neredeyse felç etti. 2026 Mart’ında ülke çapında tam çöküş yaşandı. Buna rağmen adanın sanatçıları, müzisyenleri ve entelektüelleri durmuyor. Tam tersine, bu kıtlık ortamı, elindekiyle en iyi şekilde idare etme kültürünü yeni bir yaratıcılık ve teknolojik direniş biçimine dönüştürüyor. 

Lübnan’ın “krizler ülkesi” imajının aksine Küba, daha çok “alternatif bir medeniyet laboratuvarı” gibi. Burada soru şu: “Eğer kapitalist teknoloji ve pazar kuralları işlemiyorsa, insanlar nasıl iletişim kurar, nasıl üretir ve nasıl eğlenir?”

Abluka: Yaratıcılığın ana hammaddesi 

Küba’nın yaşadığı kriz, Lübnan’daki gibi bir iç çöküşten değil, dışarıdan dayatılan bir kuşatmadan kaynaklanıyor. ABD’nin altmış yılı aşkın ablukası, adanın her türlü teknoloji, ilaç ve temel malzemeye erişimini kısıtlıyor. 2026 itibarıyla bu durum daha da derinleşmiş durumda: yakıt kıtlığı nedeniyle ulaşım durma noktasına geliyor, internete erişim hâlâ pahalı ve sınırlı. 

Ancak Kübalılar için “yokluk” bir engelden çok, bir “inventar y resolver“ (icat et ve çöz) pratiğinin başlangıç noktası. Bu pratik, adanın kültürel DNA’sının ayrılmaz bir parçası.

İnternetin kısıtlı olduğu yerde El Paquete Semanal (Haftalık Paket) doğuyor: her hafta binlerce gigabaytlık dijital içerik (filmler, yazılımlar, dergiler, oyunlar) sabit disklerle elden ele, mahalle mahalle dolaşıyor. Bu sistem, resmî olmayan bir veri ağı, bir tür “offline internet” işlevi görüyor. 

Kübalı multimedya sanatçısı Nestor Siré, bu fenomeni yalnızca bir teknolojik zorunluluk değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel ekosistem olarak tanımlıyor. Siré, bu “el yapımı” altyapıların, kopyalamanın ve yeniden karıştırmanın (remix) yaratıcı bir eylem haline geldiği alanlar olduğunu belirtiyor. Ona göre bu kenar mahalleler, hegemonik medya-sanat söyleminde pek yer bulamayan, ancak dijitalin o coğrafyada nasıl yaşandığını ve yeniden icat edildiğini anlamak için hayati öneme sahip teknolojik tahayyül biçimleriyle dolu. 

Bu anlamda, Küba’daki kültürel üretim, “Biz teknolojiye sahip değiliz, teknoloji biziz” diyen bir anlayışın somut tezahürü. 

“La gozadera del socialismo”: Sosyalizmin neşesi ritim ve dans 

Küba kültürü dendiğinde akla gelen ilk şey kuşkusuz müzik ve dans. Bu alan, adanın en büyük “ihracatı” ve aynı zamanda en güçlü içsel direnç mekanizması. 2026, bu anlamda hareketli bir yıl olacak gibi görünüyor.

Ocak 2026’da düzenlenen 41. Uluslararası Jazz Plaza Festivali, bu direncin en çarpıcı örneklerinden biri. Festivalin görsel kimliği, 95 yaşındaki usta ressam Alfredo Sosabravo’nun eseri “El Guateque” (Şölen) ile oluşturuldu. Sosabravo’nun ikonik figürlerinin bir müzik şölenini anlattığı bu eser, aynı zamanda sanatçının uzun kariyerine bir saygı duruşu niteliğinde.

Festivalin duyurusu sırasında, organizatörlerden Víctor Rodríguez, etkinliği “tarihi” olarak nitelendirdi. Bunun nedeni sadece sanatsal programın zenginliği değil, aynı zamanda ülkenin doğusunu vuran büyük bir kasırganın yaralarını sarmaya çalışırken festivali “her koşulda” düzenleme kararlılıklarıydı. Rodríguez, “bu büyük kasırganın neredeyse Doğu Küba’yı tamamen yok ettiğini” belirterek, festivale ev sahipliği yapacak şehirlerden biri olan Holguín’de bile etkinliklerin süreceğinin altını çizdi. Bu sözler, Kübalı sanatçıların ve kültür yöneticilerinin doğal afetlere ve krizlere karşı takındığı “ne olursa olsun devam” tavrının net bir ifadesi. Programda, aralarında yurtdışında yaşayanların da bulunduğu 220’den fazla yabancı sanatçı yer alırken, Roberto Fonseca’nın Bobby Carcassés, Alain Pérez, Issac Delgado gibi isimlerle hazırladığı “La Rumba me llama” şarkısı festivale damgasını vurdu.

Timba ve casino: Toplulukla neşeyi bulmak 

Küba’nın en popüler müzik türü Timba ve ona eşlik eden dans Rueda de Casino (bir grup insanın eş zamanlı ve koordineli figürler yaptığı bir dans türü), sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda güçlü bir topluluk oluşturma pratiği. 

2026 Eylül ayında yayınlanacak olan “Buscando la gozadera / Seeking Pleasure” adlı kitap, tam da bu fenomeni mercek altına alıyor. La gozadera, kabaca “neşenin doruk noktasına ulaşmak” anlamına geliyor. Yazar Sarah Town’a göre timba ve casino, Küba için adeta bir dayanıklılık ve direniş biçimi. Müzik ve dans sayesinde insanlar, kıtlık anlatılarını reddederek, kendilerini toplumsal bir neşeye bırakıyorlar. Bu pratik, ırk, cinsiyet ve neoliberal ekonomi politikaları gibi konuları dans pistinde yeniden tartışmaya açıyor. 

Plastik sanatları, edebiyat ve bilimsel çalışmalar

Müzik kadar parlak olmasa da Küba’nın plastik sanatları ve edebiyatı da derin bir dönüşüm ve sorgulama içinde. 

Nestor Siré, günümüz Küba sanatının en ilginç isimlerinden biri. Onun işleri, El Paquete Semanal gibi “gri bölge” pratiklerini sanat nesnesine dönüştürüyor. LI-MA (Living Media Art) tarafından düzenlenen Transformation Digital Art 2026 sempozyumunda konuşan Siré, bu tür “a-yasal” (a-legal, yani illegal/legalin, yasanın karşısında değil, legalin dışında, ondan bağımsız) uygulamaların aslında teknolojinin nasıl sömürgesizleştirilebileceğine dair ipuçları sunduğunu savunuyor. Ona göre, güven temelli bu insan altyapıları (trust-based human infrastructures), kurumsal platformlara bağımlılığa bir alternatif oluşturuyor. SNET (Havana’daki tamamen çevrimdışı bir oyun ağı) örneğinde olduğu gibi, gençler birbirlerine güvenerek kendi sunucularını kurmayı, ağ yapılandırmayı ve dolayısıyla teknoloji üzerinde söz sahibi olmayı öğreniyorlar. 

Edebiyat cephesinde ise, sürgün ve hafıza temaları öne çıkıyor. Küba ve Meksika edebiyatının önemli seslerinden Odette Alonso’nun şiir koleksiyonu Old Music Island, Ağustos 2026’da İngilizceye çevriliyor. Alonso, 1992’den beri Meksika’da yaşıyor; şiirleri sürgünün, arzunun ve hafızanın ıssız ve bir o kadar da duygu yüklü alanlarında dolaşıyor.  

Küba’da kültür, sadece sokakta ve galerilerde değil, aynı zamanda ciddi bilimsel ve politik platformlarda da üretiliyor. 

Ekim 2026’da Havana ve Artemisa’da, “Cuba 2026: Anti-Racist Thoughts and Actions“ başlıklı uluslararası bir konferans düzenlenecek. Bu konferans, Fidel Castro’nun doğumunun yüzüncü yılına denk getirilerek, Küba devriminin vaat ettiği eşitlik ideali ile günümüzde hâlâ varlığını sürdüren ırkçılık ve ayrımcılık pratikleri arasındaki gerilimi masaya yatıracak. 

Kıtlığın icada ve sanata dönüştüğü ada 

Lübnan’daki “kriz anında hayatta kalma” refleksi, Küba’da yerini daha yapısal ve dönüştürücü bir dinamiğe bırakıyor. Küba, krizleri ve yoklukları bir kısıtlılık değil, yaratıcılığın hammaddesi olarak gören bir kültür inşa etmiş. “Inventar y resolver” kültürü, bir zorunluluktan doğarak, dünyaya örnek olabilecek alternatif bir medeniyet tasavvuruna dönüşüyor. 

Nestor Siré’nin dediği gibi: “Büyürken Küba bana teknolojinin evrensel bir kader olmadığını, aksine eşitsizlik, politik kararlar ve güç ilişkileri tarafından şekillendirilen bir alan olduğunu öğretti.” 

İşte bu yüzden, ablukanın ve yokluğun ortasında bir tiyatro oyunu sahnelemek, bir timba bestelemek ya da bir sabit diskte binlerce filmi elden ele dolaştırmak, Küba için sadece bir eğlence ya da zorunluluk değil; aynı zamanda egemen anlatıya karşı verilen gündelik bir bağımsızlık savaşı ve neşeyle (gozadera) örülmüş bir özgürlük pratiği. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.