Erdoğan’ın Batı ile Rusya arasındaki gelgitleri

Fehim IŞIK yazdı —

11 Nisan 2021 Pazar - 23:00

  1. Ortadoğu'da emperyalist güçler arasındaki çelişkileri Kürt düşmanlığını yaşama geçirmede sonuna kadar kullanan Türk devletinin, Ukrayna krizi ile birlikte zor bir tercihle karşı karşıya kalacağı görülüyor.

Rusya'nın 2014 yılında Kırım'ı ilhak etmesi sonrasında Ukrayna da Moskova'nın Donbas bölgesindeki Rusya karşıtı isyancılara destek vermeye başladı. İki ülke arasında gerilimi artıran bu etken 26 Mart’ta 4 Ukrayna askerinin Rus güçleri tarafından Donbas'ta düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğinin açıklanmasının ardından çatışma riskini yeniden gündeme getirdi.

Bu gelişmelerin hemen ardından önce NATO ve ABD, ardından ise Avrupa Birliği, Ukrayna'yı desteklediklerini açıkladılar. Moskova'dan gelen karşı açıklamada ise Rusya'nın güvenliği için ek askeri önlemler almaya mecbur kalınacağı dile getirildi. Rusya'nın bu açıklaması, savaş resti olarak okundu.

ABD'nin yeni Başkanı Joe Biden'in Trump döneminden farklı olarak Rusya'yı yeniden karşı cepheye almasının bu gelişmelerde etkisinin olduğu vurgulanıyor.

Ukrayna krizinin yeniden baş göstermesiyle birlikte konuşulan başlıklardan biri de Türk devletinin rolü...

Rusya'dan S-400 alarak ABD ve NATO ile karşı karşıya gelen, Suriye'de İdlib başta olmak üzere birçok bölgede Rusya ile birlikte hareket eden, bu ülke ile milyon dolarlık enerji projeleri yürüten Türk devletinin, aynı zamanda NATO üyesi olması tutumunun ne olacağı tartışmalarını beraberinde getirdi.

Bir başka durum ise Türk devletinin 2021 yılının başında Polonya’dan devraldığı ve yıl boyunca devam ettireceği NATO görevi. Bu görev ile Türk devleti, NATO’nun Mukabele Kuvveti olarak adlandırılan Ukrayna'daki gelişmelere müdahil olmak için kurulmuş “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü”nün komutasını devraldı. NATO adına 6 bin 400 askere komuta edecek Türk devletinin, bu kuvvette 4 bin 200 askeri yer alıyor. Bir diğer anlatımla, olası bir Ukrayna-Rusya çatışmasında, bölgeye NATO adına müdahil olacak gücü Türk devleti yönetecek ve bu gücün önemli bir kısmını da Türk askeri oluşturacak. Bu aynı zamanda, birçok alanda işbirliği içinde olan Rusya ile Türk devletini, sıcak çatışmanın aktif tarafları yapacak yeni bir durum.

Türk devletinin Ukrayna üzerinden yürüttüğü bir başka NATO politikası daha var. NATO üyesi olmayan Ukrayna bu birliğin stratejik ortağı olarak kabul görüyor. Ukrayna’nın NATO üyesi olma talebi var, ancak bu talebin yerine getirilmesinden önce bu ülkenin savunma sistemlerinin NATO standartlarına uyumlu hale getirilmesi gerekir. Ukrayna'nın savunma sistemlerini NATO'ya uyumlu hale getirme görevini de Türk devleti yürütüyor. Bu nedenle Ukrayna ile birçok askeri anlaşma da imzalanmış durumda.

Tüm bu olgular bir araya getirilerek değerlendirildiğinde, Ortadoğu'daki yayılmacı politikayı yaşama geçirmek için pervasızca Kürt düşmanlığını yapan, emperyalist güçler arasındaki çelişkileri Kürt düşmanlığını yaşama geçirmede sonuna kadar kullanan Türk devletinin, Ukrayna krizi ile birlikte zor bir tercihle karşı karşıya kalacağı görülüyor.

Emekli amiraller bildirisinde olduğu gibi iktidar destekçisi güçler arasında baş gösteren iç krizin de bu gelişmelerden bağımsız olduğunu düşünmek gerekmiyor. Ayrıca dikkat çekmek gerekir ki Türk devletinin hem Rusya, hem de ABD ile karmaşık sorunlar içeren bir ilişkisi var. Buna Avrupa Birliği ile yaşadığı sorunlar da eklenmiş durumda.

Türk devletinin insanlık dışı suçlarına gayri ahlaki bir biçimde göz yuman Batılıların, bunu sadece Türk devletine Ortadoğu'da jandarmalık görevi verdikleri için yapmadıkları, Türk devletini soğuk savaş döneminde olduğu gibi bugün de Rusya'ya karşı rezervde tuttukları bu gelişmelerle birlikte okunduğunda daha rahat anlaşılıyor.

Türk devletinin bu işten en az zararla çıkması için Kuzey ve Doğu Suriye politikası başta olmak üzere ABD ve Avrupa Birliği ile krize neden olan tüm politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor. ABD ve Avrupa Birliği ile kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklarda kriz nedeni olan başlıkların da masada olduğu konuşuluyor.

Hal böyleyken Türk devletinin Rusya ile ilişkilerini dengeleyememesi durumunda yaşanacakların, Suriye'de düşürülen Rus uçağını da aşacak yeni bir krizin başlangıcı olacağı da dile getirilen konular arasında.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.