Gazi'den Zeynep Poyraz geçti!

Dosya Haberleri —

Zeynep Poyraz'ın ailesi

Zeynep Poyraz'ın ailesi

  • Gazi Katliamı'nda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz'ın mücadelesini, azmini ve 12 Mart 1995'i ailesinden dinledik. Özgür Gündem için abonelik çalışmaları ve gazetede köşe yazarlığı yapmış. Azadiya Welat gazetesinden Kürtçeyi öğrenmiş, kadınlar Newroz halayına katılsın diye ilk annesini teşvik etmiş...

DENİZ YILDIZ

İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995'te 5 kıraathane ve bir pastane aynı anda devlet güçlerince otomatik silahlarla taranması sonucu 17 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Mahallede üç gün boyunca devam eden çatışmalar daha sonra Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal (1 Mayıs) Mahallesi’ne sıçradı. Buradaki protestolara yönelik gelişen polis saldırısında ise 5 kişi daha yaşamını yitirdi, 14 kişi de yaralandı.

Gazi Mahallesi'nde katledilenlerden biri de 24 yaşındaki Zeynep Poyraz’dı. Poyraz hakkında çok bir bilgiye sahip olmadan Gazi’de katledilenlerden biri olduğunu bilerek yola koyulup ailesinin evine doğru gittiğimde o sokaklarda sanki ayrı bir hava esiyordu. Evlerinin olduğu sokağa girdiğimde gözüme çarpan ilk şey ailenin yaşadığı binanın adı oldu. Binaya Zeynep Poyraz ismi verilmişti. Aklım bir yandan bina ismindeyken merdivenlerden doğru yukarı çıktım. Poyraz ailesinin sıcak karşılaşmasıyla karşılaştım. Hemen sohbete koyuluyoruz ve babası Cemal Poyraz’dan çocuğunun çok çalışkan, atik ve derslerinde başarılı biri olduğunu söylüyor.

Sen girersen kadınlar da girer

Sadece çalışkan değil öncü kişiliğini de annesi Türkmen Poyraz’dan öğreniyorum. 1990’lı yıllarda katledilmeden önce mahalledeki Newroz kutlamalarını organize ediyormuş. Ablası Kibar Poyraz da akrabaları Songül de annenin dediklerini katılarak anılarını anlatmaya başladılar. Önce anne Poyraz anlatıyor: “Burada kimse Newroz ateşini yakmıyordu. Zeynep buna öncülük etti. Hatta bir Newroz’da işten dönüyordum bana ‘anne çantanı ver, gidip halaya katıl. Hep erkekler halay çekiyor sen girersen kadınlar da girer’ dedi. Yorgun olmama rağmen girdim. Bunu bildiği için kadınlar halaya girdikten sonra bana ‘tamam anne sen çık artık’ dedi. İşte Zeynep'im böyle biriydi.”

Cesur yanını çok seviyordum

Anne Poyraz, çocuğunun Kürtlere yapılanlara sessiz kalmadığını ve bunu tiyatro oyununa dönüştürerek halka anlattığını söylüyor. Anne ile sohbetimize akrabaları olan Songül dahil oluyor. Zeynep Poyraz anlatıldıkça onu tanıma isteğim daha da artıyor. Poyraz, Songül’den yaşça çok küçük olmasına rağmen onun gelişimine katkı sunmuş. İki yıl birlikte kalmış Zeynep ile. Bahsettiği yıllar 1992-1993 yılları. Songül, “Sosyal ilişkilerimi sorgulayan bir çocuktu. Cesur yanını çok seviyordum. Küçük bir yanlış gördüğünde kim olduğuna bakmadan müdahale ederdi. Gençlerle çok fazla ilgileniyordu” diye belirtiyor. 

Zeynep Poyraz'ın babası Cemal ve annesi Türkmen

Özel bir insandı

Poyraz'ın şekilciliği kabul etmeyen bir genç olduğunu söyleyen Songül, “Bazı insanlar vardır özeldir. İşte Zeynep o insanlardan biridir” diyor ve ekliyor: “Derleyen toplayan bir kişiliği vardı. Benim küçük oğlum orta parmaklarını emerdi doğal olarak kurt işareti çıkıyordu. Kızıyordu. Zafer işareti yaptırıyordu. Oğlum küçük olmasına rağmen Zeynep’in cenazesine geldiğimizde hemen zafer işareti yaptı. Bebekti ama hissetmiş olmalı. Herkes çok şaşırdı. Zeynep yaşıyor olsaydı Kürt hareketinin içinde mükemmel bir yerde olurdu diye düşünüyorum.”

Üç yoldaş bir karede

Yer yer duygu dolu anlar yaşanıyor, yer yer ise anlatılan anılar yüzümüzü gülümsetiyor. Ablası Kibar Poyraz ile sohbetimizi sürdürüyoruz. Evin duvarına asılı 3 kişinin olduğu bir fotoğrafı gösteriyor bize. Biri Zeynep, diğerleri ise Zeynep’in amca çocukları Rıza ve Murat. İkisi Zeynep’ten sonra sığamamışlar bir yere ve mücadelenin bir yerlerinde yer almışlar. Rıza, 19 Aralık 2000 yılında "Hayata Dönüş" adı altında yapılan katliamda yaşamını yitirmiş, Murat ise gerillada bir çatışmada 2003 yılında şehit düşmüş. Üç koca yürekli arkadaş sohbetimizde yaşıyor. 

Onu son kez göremedim

Abla Poyraz, anlatmaya devam ediyor: "Liderlik özellikleri vardı. Genç olmasına rağmen her şey onun kontrolünde oluyordu. Sempatik bir yanı vardı. İnsanlar onu çok seviyordu. Her yapıyı bir araya getirebilme gücü vardı. Ben Mersin’e gidecektim. Benimle gelmesini istedim. Ancak 12 Mart’a 8 Mart’ı kutlayacaklardı. Zeynep olmasaydı yapılmayacaktı, o yüzden benimle gelmedi. 12 Mart’a Gazi olayları başlayınca oraya gidiyor ve katlediliyor. Onu son kez göremedim.”

Zeynep Poyraz ve amca çocukları Rıza ile Murat

Kürtçe'yi Azadiya Welat ile öğrendi 

Abla Poyraz, anlattıkça Zeynep Poyraz'ın başka yönünü keşfediyoruz. Özgür Gündem için abonelik çalışmaları ve gazetede köşe yazarlığı yapmış. Abla Poyraz, “İstanbul’da büyüdük. Kimliğimizi hep saklamak zorunda kaldık. Zeynep ile Azadiya Welat gazetesinden Kürtçeyi öğrendik. Kürtçe alfabeyle başladık ama benden küçük olmasına rağmen hep önden giden abla gibi yol gösteren bir pozisyondaydı” diye anlatıyor ve Poyraz'ın dergi ve gazetelerde yazdığı yazılarında genç işçi sorunlarını ele aldığını aktarıyor.

Adı yeni doğan bebeklere verildi

Baba Cemal Poyraz'a dönüyoruz bu sefer. Önce binanın isminin ne zaman Zeynep Poyraz konulduğunu soruyorum. Bunun üzerine baba Poyraz, “Aslında bizim sokağımızın da ismi Poyraz. Burada sokak isimleri orada kalan insanların soy isimleri verildi. Biz binaya eşimin ismini vermeyi düşünüyorduk ama Zeynep katledilince onun ismini verdik” diyor. Tabi sadece binaya değil Poyraz katledildikten sonra doğan birçok bebeğe de çocuğunun adı verildiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor baba Poyraz: “Bir Zeynep’i öldürdüler, 17 Zeynep daha doğdu. Bu sadece bizim bildiklerimiz tabi.”

Gazi'ye akın vardı

Poyraz'ın öncü kişiliğine dikkat çeken baba Poyraz, “O zaman mahalleye su tanklarla geliyordu. Zeynep herkesi sıraya koyarak onların su almasını sağlardı. Öncü bir kişiliği vardı. Akşam işten döndüğümüzde saat 20.30 civarıydı. Zeynep ‘baba Gazi Mahallesinde bir saldırı olmuş. Hasan amca da yaralanmış. Bizim Gazi’ye gitmemiz gerekiyor’ dedi. Politik bir yanı vardı Zeynep’in. Onu kendimizle götürmek istemedik ama o ısrarcı oldu ve birlikte gittik. Gittiğimizde insan seli vardı resmen. Herkes Gazi Mahallesi'ne akın etmişti. Bir ara Zeynep’i kaybettik. Annesi onu bulmamı istedi. Onu bulup annesinin yanına geri döndüğümüzde saat epey geç olmuştu. Her ne kadar Zeynep orada kalmak istese de birlikte eve geri döndük. Saat 04.00 olmuştu artık” diyerek yaşadıklarını anlatıyor.

Görkemli bir kalabalık vardı

Ertesi gün çocuğuyla yemek hazırladıktan sonra tekrar Gazi Mahallesi'ne gidiyor. Akşama doğru gelen bir telefon ile sarsılıyor. Kızları Zeynep yaralanmış. Apar topar hastaneye koşuyorlar ve Poyraz’ın yaşamını yitirdiğini öğreniyorlar. Baba çocuğunun şehadet haberini “O an dünyamız yıkıldı” diye anlatıyor. Ertesi gün yakınlarını ve çocuklarını kaybeden ailelerle bir araya gelen Poyraz ailesi, tüm engellemelere rağmen cenazelerini Gazi Mahallesi'nde defnettiklerini söylüyor. Cenaze merasimi için ise, “Çok büyük bir kalabalıkla cenazelerimizi defnettik” diyor.

Birliktelik çağrısı 

Katliamın planlı olduğunu düşünen baba Poyraz, “Sıradan bir katliam değildi” diyerek suçsuz insanların neden öldürüldüğünü soruyor. Baba Poyraz, “Artık bu acılar son bulsun. Omuz omuza verelim. Öleceksek birlikte ölelim kalacaksak birlikte kalalım. Paramparça olmakla birbirimizi seyrederek bu katliamların önüne geçilmez” diyerek birlik çağrısında bulunuyor. 11-12-15 Mart’a yapacakları çeşitli anmalara da çağrı yapan baba Poyraz, “Bizi yalnız bırakmayın. Omuz omuza olalım birlikte acılarımızı paylaşalım” diyor.

18 polise beraat!

Gazi Mahallesi’nde yaşananlara ilişkin Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 polis hakkında “Müdafaa ve zaruret sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürme” iddiasıyla dava açtı. Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava, daha sonrasında kamu güvenliğinin sağlanamayacağı iddiasıyla Trabzon’a taşındı. 11 Eylül 1995'te Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılama süreci, 5 yıl içinde 31 duruşma yapılarak 3 Mart 2000'de karara bağlandı. Davada yargılanan 20 polisten 18’i beraat etti, sadece 2 polis hakkında ise toplam 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Mahkemeden çıkan bu karar Yargıtay tarafından 11 Temmuz 2002’de onandı. 

Dava AİHM taşındı

Yakınlarını kaybeden 22 kişi, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu. Mahkeme, 27 Temmuz 2005'te açıkladığı kararında Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) aykırı davrandığı gerekçesiyle mahkum etti. AİHS’in 2. maddesinde düzenlenen “Yaşama hakkı” ve 13. maddesinde düzenlenen “iç hukuk yollarının kapatılması” hükümlerine aykırı davrandığı gerekçesiyle Gazi Mahallesi'nde hayatını kaybeden 17 kişi ile Ümraniye'de öldürülen 5 kişinin ailelerine ayrı ayrı 30 bin Euro tazminat ödenmesine karar verdi.

Zaman aşımına uğratılmak isteniyor 

AİHM’den çıkan kararla birlikte avukatlar Ümraniye'deki saldırıya ilişkin soruşturma açılması talebiyle yeniden Ümraniye Başsavcılığı’na başvurdu. Dosya 10 yıl bekletildikten sonra 2015'te soruşturmanın zaman aşımına uğramasına 5 gün kala yaşanan savcı değişikliğiyle kabul edildi. Ancak İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi zaman aşımından dosyanın düşürülmesi kararı verdi. Mahkeme, kararını iddianamenin mahkemece kabul edilme tarihine dayandırdı. Yapılan temyiz başvurusunu değerlendiren Yargıtay, iddianamenin mahkemece kabul tarihi değil, hazırlandığı tarihin esas alınması gerektiğini ifade ederek, zaman aşımının dolmadığını belirtti ve kararı bozdu. Bu karar üzerine ilk duruşması 14 Aralık 2018'de yeniden görülmeye başladı. 

14 Mart'ta duruşma

Davanın duruşması 14 Mart 2022’de görülecek. İki yüzün üzerinden polisin yargılandığı davada birçok delilin karatıldığını söyleyen dava avukatlarından Gülizar Tuncer, davanın zaman aşımıyla sonuçlandırılmak istendiğini söyledi. Tuncer, 2025’te zaman aşımı sürecinin dolabileceğini ifade ederek, “Bu davaların cezasızlık sonuçlandırılmak istendiği başından beri belli” dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.