Gazi katliamı!

Demir ÇELİK yazdı —

11 Mart 2021 Perşembe - 23:00

  • Gazi katliamı Alevilere karşı yürütülen sistematik katliamlardan biri olma özelliği ile öne çıkar. Bu katliam sonrasında, iktidar İslam'ın ideolojik aygıtları devreye girmiş, hızlı Türkleştirme ve İslamlaştırma operasyonları ile Aleviler her geçen gün inanç değerlerinden uzaklaşmaktadırlar.

İstanbul Gazi Mahallesinde Alevilere dönük yaşatılan katliamın 26. yıldönümüdür. Ulus devletin Alevilere dönük onlarca katliamdan biri olan Gazi katliamı, kendi özgünlüğünde incelendiğinde, devletin planlı müdahalesi ile karşılaşıyoruz.

12 Mart 1995 yılında paramiliter güçler ile devletin askeri ve polislerince gerçekleştirilen katliam, dört gün sürmüş, 17 kişi polis kurşunu ile olmak üzere, kırk insanımız katledilmişti. Gazi'de başlayan saldırılar, ikinci gününden itibaren Alevilerin yoğun yaşadıkları diğer mahallelerde sürdürülmüş, sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı uygulanmıştı. Farklı mahallelerde sürdürülen bu uygulamalar sonundan, birçok Alevi önderi fişlenmiş, evleri işaretlenerek hedef gösterilmişlerdir.

Gazi Mahallesi olarak bilinen yerleşke; 1970'ler sonrasında Kürdistan'dan gerek zoraki göçertme ile, gerekse sistemin bölgeler arası eşitsiz gelişme yasası sonucu yoksul bıraktırdığı Alevilerin gelip yerleştikleri bir mahalleydi. Köyünü, kentini terk etmek zorunda kalan yoksul Kürt Alevilerin yerleştiği bu mahalle, İstanbul'da özgün ve özerk yaşam alanları ile farkındalık yaratan bir çekim merkezi konumundaydı.

Ağırlıklı olarak Dersim, Maraş, Erzincan, Sivas, Kars, Varto-Hınıs yöresinden Alevi Kürtler, gelenekçi toplumun ortaklaşmacı kültürü ile oluşturdukları bu mahallede, kapitalist modernitenin insanı tüketen, yok edici politikalarının aksine, burada inançlarının komünal değerlerini yaşatmaya çalışıyorlardı. Aşiretler konfederasyonuna dayalı olarak dilsel, kimliksel ihtiyaçlarını karşılıyor, bağlı bulundukları Ocax Pîrlerinin öncülüğünde Raya Heqî-Alevi inancının sosyal ve kültürel değerlerini yaşatıyorlardı.

Köklerinden koparıldıkları halde, İstanbul'un bu varoşun da etnik ve inansal kimliklerini yaşatıyor olmaları, tekçi ulus devlet tarafından kabul edilmez görüldü. Zaten ulus devlet 1925’te Alevilerin Ocaxlarına müdahale etmiş, Pîrlerin tarihsel misyonlarını sürdürmelerine engel olmuştu. Kürdistan'da engellediği, müdahale edip başkalaştırdığı inancın sosyal kültürel değerlerinin, tekçi sisteme rağmen, İstanbul'da sürdürüyor olmaları Kemalist devleti ürkütmüş, dağıtılması kararlaşmasına neden olmuştu. Ulus devletin tekçi ve ırkçı zihniyetine karşın burada toplumun çoklu kimliği ve çoklu kültürü yaşatılıyor, liberalizmin bireyci, bencil ilişkilerine karşın ise burada paylaşma, dayanışma ve ortaklaşmaya dayalı insan toplumsallığı yaşanıyordu.

Gazi Mahallesinde yaşayan Alevi Kürtler, kendi içlerinde yaşadıkları sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik sorunları başta olmak üzere, her tür sorunlarını sistemin şatafatlı adliye saraylarına götürmeden, sistemin hakimine, savcısına ve polisine muhtaç olmadan cem ve cemaatlarında çözüme kavuşturuyorlardı. Sistemin antidemokratik uygulamalarına itiraz eden, onun hukuku yerine kendi etik kuralları ile sorunlarını çatıştırmadan, barışçıl yollarla çözme iradesi gösteren bu toplumsallığa müdahale edip dağıtmak, sistem kendi bekası için zorunlu görmüştü. Tarih boyunca zındık, sapkın mezhep diyerek katli vacip görülen Alevilerin, yüzyıllar boyunca Osmanlı’ya başkentlik yapmış İstanbul’da inançlarını sürdürmeye kalkışmaları katliamlarına fetva olmuştu. Bu fetva bireysel, tesadüfü, bilinmez kişi ve kişilerin çıkardığı ve uygulamaya aldıkları bir fetva da değildi. Tekçi, inkarcı ve katliamcı ulus devlet zihniyetinin kararı ve onun denetimli kontrolü ile uygulanan bir katliamı olduğunu öncelikle görmek gerekir. Bu anlamda Gazi katliamı Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas soykırımlarının devam olup mega kentlere inanç değerlerini toplumsallaştıran Alevilerin iradesini kırmak, tekçi sisteme biata zorlamanın katliamıdır.

Gazi katliamının yaşandığı dönemde; Kürdistan'da 4.000 köy yakılıp yıkılmış, 18.000 faili meçhul cinayet işlenmişti. Bu dönemin Başbakanı Tansu Çiler, Emniyet Genel Müdürü, “Devletim için bin operasyon yaptım” diyen Mehmet Ağar, İstanbul valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü ise Necdet Menzir’dir. Derin devlet ve Ergenekon'nun birlikte iktidarda olduğu, Kürtler, Aleviler ve demokrasi güçlerine karşı siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel kırımın yanı sıra kadın ve ekoloji kırımının da yaşatıldığı bu dönemde; Gazi katliamı Alevilere karşı yürütülen sistematik katliamlardan biri olma özelliği ile öne çıkar. Yıldırma, sindirme, asimilasyona açık hale getirme, Türk ve Sünni İslam'a ikna etmenin yolunu açmaya hizmet etsin istenen bu katliam sonrasında, Alevilerin hızla dönüştürülmelerinin önü alınmaz olur. Bu katliam sonrasında, iktidar İslam'ın ideolojik aygıtları devreye girmiş, hızlı Türkleştirme ve İslamlaştırma operasyonları ile Aleviler her geçen gün hızla kendi hakikatine yabancılaşmakta, inanç değerlerinden uzaklaşmaktadırlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.