Güney, Kürdistan’ın yeni Dersim’i

Ava Neşe KALP yazdı —

14 Eylül 2022 Çarşamba - 09:00

  • KDP elitleri, ellerinden ne varsa alınacak ve cesetleri dere yataklarında kurda kuşa yem edileceği bir zaman dilimine doğru kendi elleriyle yol çalışmalarında bulunmaktadırlar.
  • İş birliği yaptıkları KDP kadrolarını da -tıpkı Kuzey’de, Dersim’de yaptıkları gibi- zamanı gelince verdikleri tüm paralarını misliyle geri alarak ve ağırca imha ederek kendilerinden kurtulacaklardır. 
     

TC’nin yeniden güncellenmesi için senaryolar ve planlar devam ediyor. Büyük bir ihtimalle Mansur Yavaş planının deşifre olmasıyla, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı güçleniyor. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının bu yeniden güncellemede kullanılması da sanırım alternatifler arasında. 
 
Bir yandan TC devletinin genetiği olan Türk ve Müslümanlık kodları devam ettirilirken, öte taraftan Kürdistan’ın tamamen ilhakı ile ilgili planlar da yoğun ve hızlandırılmış bir biçimde devam ediyor. Kılıçdaroğlu muhtemeldir ki bu süreçte en önemli muhalif güç olan Kuzeyli Kürtlerin ve Alevilerin dengelenmesinde kullanılabilir. Riskli dönemler atlatıldıktan sonra tıpkı Lozan’da olduğu gibi eski Türkçü ve İslamcı kodlarına dönülür, Kılıçdaroğlu’ndan da kolaylıkla kurtulunur, Diyap Ağa’ya yapıldığı gibi. 
 
Bu planın önemli kısmını, bilindiği için Ulusolcular, İslamcılar, sağcılar AKP’nin ortaklığında 2023 yılına kadar, 1923’te halledemedikleri Kürtleri “hallederek,” bölgeyi tamamen ‘Türk’ toprağına çevirmek oluşturmaktadır. Bu yolla Erdoğan “yeni bir Atatürk” olacağını hayal ederken, diğer ulusalcı ve dinci çete de varlıklarını bir elli yıl kadar garanti altına almış olacaklardır. 
 
Bu nedenle tıpkı 1919-20’lerde Kurtuluş Savaşı’nı Kuzeyli Kürtlere yaptırdıkları gibi, şimdi de Güneyli Kürtleri hem kendi halkına hem de diğer olası rakiplerine karşı kullanarak Güneyin işgalini Kürtler eliyle cebe atmanın peşindeler. Bu nedenle Güney’in yönetsel mekanizmasının uzun zamandır tamamen MİT’in kontrolünde adeta sömürge valiliği gibi kullanıldığına dair ciddi veriler var. Şimdi de kurdukları karakollar, yeni yapılan yollarla Kürt topraklarını adım adım işgal ediyorlar. Gelişmeler gerçekten de 1937-38 Dersim sürecine çok benziyor 
 
Yaklaşık on yıl önce kendisi de Türkiye’deki KDP çizgisinde olan bir arkadaşım, Güney otonom bir sürece evirildiğinde, biraz da milliyetçi duygularla, orda iş kurma için girişimlerde bulunmuştu. KDP’nin üst düzeyinde ilişkileri olmasına rağmen, taleplerinin nasıl engellendiğini, kendi bağlantılarının dahi bir şey yapamadıklarını ve buna dair ciddi hayal kırıklıklarını anlatmıştı. Bunu anlatırken aynı durumda olan başka arkadaşlarının da olduğunu belirtmiş ve sanki “Türkiye’deki güvenlik soruşturmasından geçirildiklerini” şaka yollu söyleyerek aslında bir gerçeği ta o zaman dillendirmişti.
 
Aynı şekilde akademisyenlerin Güney’deki üniversitelere başvuruları da enteresan olaylara sahne olacaktır. Mesela KDP bölgesindeki üniversitelere başvuranlar arasında, önce kabul edilip sonra aniden ilişkinin kesildiği, bunu soran maillere cevap bile verilmeyerek bu kabullerin başlamadan fiilen sona erdirildiği, bunun da muhtemelen MİT’in güvenlik soruşturmasıyla ilgili olduğu bilgisi paylaşılmıştı. Bunun Gülenciler’in marifeti ile yapıldığı o zaman söylense de her durumda bölgenin fiili olarak Türk devletinin kontrolünde olduğu ve bu yolla Kuzeyli Kürtlerin politik yapılarına göre kabul ya da reddedildikleri anlam kazanmaktadır. 
 
Bu Güney’in, özellikle önemli kamusal alanların tamamen MİT’nin denetiminde olduğunu çok net olarak teyit etmektedir. Güneydeki havaalanlarında Kuzeyli Kürtler, özellikle Kurmanci konuşanlara yönelik ciddi bir dışlayıcı tutumun varlığından söz eden pek çok insan var. 
 
Bu, TC’nin KDP üzerinden Kuzey Kürtlerine yönelik bir nefret dili oluşturarak, bu iki kesimin asla yan yana gelmeyecekleri şekilde çok sert ayrıştırma hatları oluşturduğunu göstermektedir. Bu, Osmanlı’dan bu yana Türk devletlerinin en mahir oldukları alandır. Devşirmeleriyle kendilerini sürekli olarak bütünleştirirken, diğer halkları sürekli olarak zehirli dil ve ortamlarla yavaş yavaş yutacakları küçük parçalara bölüp çatıştıracak ortamlarda tutacak mekanizmalar geliştirmektedirler. Bu nefret dili şimdi etkili olarak sosyal medyada da kullanılmaktadır. 
 
Güneyde köylüler/halk arasında bu dilin Türkler tarafından yayılması mümkün değildir. Dolayısıyla belli ki Güney’deki bir merkezden yayılmakta ve bunun oradaki yönetimin bilgisi dışında olması ise hiç mümkün değildir. 
 
Bunun amacı çok açık. Belli ki fiilen işgal edecekleri Kürt topraklarındaki büyük Kürt nüfusunun kontrolünü şimdiden planlıyorlar. Bunun için “böl ve yönet”le kontrol ederek zamanla orayı da Türkleştirmenin alt yapısını hazırlıyorlar. Şu an iş birliği yaptıkları KDP kadrolarını da -tıpkı Kuzeyde, Dersim’de yaptıkları gibi- zamanı gelince verdikleri tüm paralarını misliyle geri alarak ve ağırca imha ederek kendilerinden kurtulacaklardır. Kürtler, kendi tarihlerini bilmemelerinin ya da ders çıkarmamalarının bedelini bir kez daha ağır ödeyecek gibi görünüyorlar. 
 
Gelinen noktada, ciddi demografik bir mühendislik çalışmasının, KDP’nin önemli bir yönetici elitinin yozlaşma ve çürümesi üzerinden rehin alarak yapıldığı, bu nedenle bu konuda artık ciddi mekanizmaların geliştirilmesinin elzem olduğu açıktır. 
 
Aksi halde, şu an Türkiye içine akıtılan, başta Özbekler olmak üzere, ciddi bir Türk nüfusun Kürdistan coğrafyasına akıtılacağı zamanı bekliyor. KDP elitleri, ellerinden ne varsa alınacak ve cesetleri dere yataklarında kurda kuşa yem edileceği bir zaman dilimine doğru kendi elleriyle yol çalışmalarında bulunmaktadırlar. Dersim’de de Dersimliler eliyle yol yapılmıştı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.