Güney’in milyar dolarlık petrol geliri nereye gidiyor?

Dosya Haberleri —

30 Mayıs 2021 Pazar - 23:00

  • Yolsuzluk karşıtı bir aktivist olan Farman Raşad, 2020’nin ilk dokuz ayı için petrol satışlarına yönelik bir Deloitte denetimini analiz etti. “Petrol parasının yalnızca yüzde 29’unun hükümete geri gittiğini öğrendik” diyor.

CHLOE CORNISCH/HEWLÊR*

Çeviren: Serap Güneş

 

Kabus, Şêrwan Şêrwanî için Irak'ın Kürdistan bölgesinin başkenti Erbil'in eteklerindeki aile evinin önüne altı polis arabasının çekilmesiyle başladı. En az 10 memur evi bastı ve 38 yaşındaki serbest gazeteciyi üst kata kadar kovaladı ve sonunda onu kafasına bir tabancayla sıkıştırdılar. Tutuklanan adam daha sonra bölge başbakanı tarafından casusluk yapmakla suçlandı. 7 Ekim’de kocasının tutuklanmasına sekiz ve 12 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte tanık olan eşi Rûgaş Izzadîn Muhyeddin, bunu “korkunç ve acımasız” olarak nitelendiriyor. Kocasının tehlikeli bir işi olduğunu bildiğini de söylüyor.

Şêrwanî, yaklaşık 15 yıldır Irak'ın Kürt bölgeleri üzerinde yarı özerk yönetime sahip olan Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ni eleştiren yazılar yazdı. Karısının yazmayı bırakmasına yönelik önceki ricalarını geri çevirmişti ve ailesinin güçlü Barzani ailesi tarafından kontrol edilen iktidardaki Kürdistan Demokrat Partisi’ne verdiği geleneksel desteği görmezden geldi ve hükümet karşıtı protestolar, insan hakları ihlalleri ve yetkililerin toprak gaspları hakkında haber yapmaya devam etti. Ekonomi öğretmeni Muhaeiddin, “Yetkililer suç dedikleri eleştirilerin kaydını uzun süredir tutuyordu" diyor.

Şêrwanî, Kuzeybatı Irak Kürdistanı'nda Ekim ayında yakalanıp tutuklanan beş kişiden biriydi. Bunların ortak noktası, 2020'de ödenmemiş kamu sektörü maaşlarına ilişkin hükümet karşıtı protestoları organize etme ya da haberleştirme sürecine dahil olmalarıydı. Hepsi daha sonra ulusal güvenliği tehdit etmekle suçlandı. KBY Başbakanı Mesrur Barzani, Şubat ayında duruşmalarının başlamasından bir hafta önce gazetecilere verdiği demeçte, tutukluların “ne aktivist ne de gazeteci” olduğunu söyledi: “Bazıları casustu, başka ülkeler için casusluk yapıyorlardı.” 38 yaşındaki serbest gazeteci Şêrwan Şêrwanî’nin diğer dört adamla birlikte hapse atılması, uluslararası öfkeye yol açtı ve Irak Kürdistan devletinin otoriterleşmesine dikkatleri çekti. Şaşwar Mamê Beşî de daha sonra İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından "adil yargılama standartlarının ciddi ihlallerinin yanı sıra üst düzey siyasi müdahalelerle gölgelenen" bir davanın ardından casusluktan silahlı mücadele örgütlemeye kadar çeşitli konularda altı yıl hapis cezasına çarptırıldı.

 

‘Casusluk’ tartışması

Casusluk suçlamaları, sanıklarla Alman ve ABD yetkililerinin yanı sıra Amerikalı avukatlar ve beş kişinin protestolarla ilgili bilgileri paylaşmak için kullandığı bir sosyal mesajlaşma grubu arasındaki bağlantılara dayanıyor. Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği, "davayı yakından takip ettiğini" ancak cihatçı grup IŞİD'in yenilgisinde çok önemli olan bölgesel müttefikini eleştirmekten imtina ettiğini söyledi. Yine de mahkumiyetler ender uluslararası kınamalara yol açarak bölgenin batısındaki Barzaniler ve doğuda Kürdistan Yurtseverler Birliği'ni kontrol eden Talabaniler olmak üzere iki ailenin egemen olduğu yarı-devletin otoriterleşmesine ışık tuttu. Bu iki ailenin nüfuzu, 5 milyonluk petrol zengini bir bölge olan Irak Kürdistanı'nın iş ve güvenlik aygıtının derinliklerine kadar uzanıyor. IKBY’nin yargının hükümetten bağımsız hareket ettiğinde ısrar ettiği geçen haftaki temyiz duruşmasında mahkumiyetler onandı. Ancak KBY ile ilgili nadir görülen bir öfke göstergesi olarak Erbil'deki Alman Konsolosluğu, temyiz mahkemesi kararını şiddetle eleştirdi. Konsolosluk tweet atarak "Gazetecilerle [ve] aktivistlerle fikir teatisi, bir diplomatın ve ayrıca @GermanyInKRI’ın günlük işlerinin ayrılmaz bir parçası," dedi. "Mahkemenin bugünkü göndermesi" - sanıkların Alman yetkililerle görüşmüş olması - "saçmadır [ve] [Almanya] ile [KBY] arasındaki yakın ve dostane ilişkilerimizin ruhuna aykırıdır." Almanlar, kararın “ortada cezalandırılabilir bir suç olduğunun kesin kanıtından” yoksun olduğunu söyledi. Bir insan hakları gözlemcisi olan Freedom House, 2020 raporunda, KBY yetkililerinin "özellikle ekonomik güçlükler ve yolsuzlukla ilgili KBY karşıtı protestoları takip eden medya kuruluşlarına ve gazetecilere yönelik zulmü ve tacizi yoğunlaştırdığını" söyledi. Yetkililer daha önce bu tür iddiaları yalanladılar. KBY sözcüsü Cotyar Adil, Kürdistan'ı "çalkantılı bir bölgede hoşgörü işareti" olarak nitelendirerek hükümetin "ifade özgürlüğüne bağlı olduğunu" söyledi.

 

Terörle mücadeledeki rolü

Irak Kürdistanı, 1991’de konan batı destekli uçuşa yasak bölge sayesinde Saddam Hüseyin'in Irak'ından yarı özerklik kazanmıştı. Uçuşa yasak bölge kararı, Irak diktatörünün 1980'lerin sonlarında Kürt savaşçıların ayaklanmasını bastırmak için yaptığı ve yaklaşık 200 bin kişiyi öldüren soykırım kampanyasını durdurmak için alınmıştı. Uçuşa yasak bölge, Kürt liderliğine - Barzani ve Talabani aşiretleri ile birlikte - Türkiye, Suriye ve İran'a sınırı olan enklav üzerinde bir tür özerk yönetim oluşturmaya yardımcı oldu. ABD merkezli Kürt meseleleri uzmanı Megan Connelly, bölgenin "30 yıldır bir şekilde bir hükümete sahip olduğunu" söylüyor ancak bir zamanlar Kürtler demokratik bir hükümet geliştirmeyi alenen taahhüt ederken bugünkü tabloyu şöyle anlatıyor: “Bu kuşak [liderler] otoriter yönetişim fikrine daha çok bağlı... demokrasinin önemli bir rolü olduğu fikrini kenara atıyorlar. "

Diplomatlar, İslamcı teröre karşı bir mevzi olarak Irak Kürdistanına bel bağladıkları için batılı ülkelerin açıkça eleştiride bulunmadığını söylüyorlar. 2014'te IŞİD, Suriye ve Irak'ı kasıp kavururken yüz binlerce mülteci kuzeye, Kürdistan'a kaçtı. Kürt yetkililer, kaosla harap olmuş orta Irak'a kıyasla göreli istikrardan zenginleşen bir bölgeyi korumak için Batı desteğinde bir direniş gücü topladı.

 

Amerikalıların ‘iyi Kürtler’i

Londra Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda öğretim görevlisi ve aslen Irak Kürdistanı'ndan olan Dara Salam, Iraklı Kürtlerin Amerikalılar tarafından “iyi Kürtler” olarak görüldüğünü söylüyor. "Bu iki parti [KDP ve KYB] hiçbir zaman Amerikan karşıtı olmadı ve bu nedenle Amerika hala bu siyasi liderlere aşina." Iraklı Kürtlerin 2000'li yılların başlarında Saddam'ı devirmelerine yardım eden işgalci Amerikalılarla iyi ilişkileri, onlara petrol sözleşmelerini merkezi hükümetten ayrı olarak müzakere etme gücü ve resmi özerklik kazandırdı. Bağımsız bir devlet değillerdi ve para ve güvenlik meseleleri yüzünden sürekli Bağdat'la çekişiyorlardı. Yine de Kürtlerin uzun zamandır değer verdiği özyönetim hayalleri şekil aldı ve girişimci dostu yeni bir demokrasi olarak pazarlandı: Buna da "öteki Irak" dendi. Ancak muhalefetteki Goran partisi milletvekili Ali Hama Salih, Batı'nın himayesinde gelişen çoğulcu bir demokrasiden ziyade bugün aslında "her biri kendi bölgesini yöneten iki aşiretten ibaret” bir durum olduğunu söylüyor. Salih, “Parlamento, bakanlar, gördüğünüz her şey, sadece şov için” diyor. KBY Başbakan Yardımcısı Qubad Talabani, hükümette Talabani veya Barzani aileleri ile ilgisi olmayan başka büyük siyasetçilerin de bulunduğuna ve kendisinin ve diğer üst düzey parti üyelerinin seçimlerle mevkilerini kazandıklarına dikkat çekiyor. “Aşiretlerin ne kadar önemli olduğu ve son 60, 70 yıldır Kürt siyasi direniş hareketlerine ne kadar yoğun bir şekilde dahil oldukları göz önüne alındığında, bu bize kapıları açtı” diye ekliyor: “Ama bu kapılardan geçip yürümeye devam etmemiz gerekiyordu."

 

Netameli iktidar paylaşımı

Bölge, Celal Talabani'nin ortak kurduğu popülist KDP ile sol görüşlü KYB arasında 1994 yılında yaşanan iç savaşla ikiye bölündü ve iki parti o zamandan beri birleşik bir bölgesel hükümet kurmuş olsa da pratikte her ikisi de hala bölgenin kendi yarısını yönetiyor: Bölgenin batısı, KDP bayrağındaki baskın renkten dolayı "sarı bölge" olarak adlandırılırken KYB’nin baskın olduğu doğu "yeşil bölge"dir. KYB, parlamentodaki 111 sandalyenin 21’ine, KDP ise 45’ine sahip. Barzani aşiretinin üyeleri, KBY’de başbakanlık gibi görevlerde bulunuyor.

Salam, 2000'lerden bu yana iki partinin “bölgenin ekonomik kaynaklarına hâkim olmasının”, onların “hem baskıcı yollarla hem de [iş yoluyla] sadık bir parti kitlesi yaratarak nüfuzlarını kullanmalarına” izin verdiğini söylüyor. Bu kaynaklar kayda değer ölçüde: Süleymaniye Amerikan Üniversitesi Bölgesel ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü tarafından yapılan analize göre bölgeden brüt ham petrol satışları 2020'de 4,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyor ancak yolsuzlukla mücadele edenler ve muhalefet milletvekilleri, petrol parasının nereye gittiğini soruyor. Yolsuzluk karşıtı bir aktivist olan Farman Raşad, 2020'nin ilk dokuz ayı için petrol satışlarına yönelik bir Deloitte denetimini analiz etti. "Petrol parasının yalnızca yüzde 29'unun hükümete geri gittiğini öğrendik" diyor. Başbakan yardımcısı Talabani, KBY'nin "maliyetleri düşürmek için elimizden gelen her şeyi" yaptığını söylüyor. Petrol sözleşmelerinin baş müzakerecisi eski başbakan ve şimdi de aşiretin uluslararası yüzü olan Cumhurbaşkanı Neçirvan Barzani idi. Rusya'nın en büyük petrol üreticisi Rosneft, KBY'nin ana petrol boru hattının yüzde 60'ını kontrol ederek Kürdistan'daki diğer petrol devlerinden daha fazla yatırım yaptı. ExxonMobil, Total ve Chevron gibi diğer gruplar Kürdistan'ın petrolünü taşıdı. Bağdat, KBY'nin federal bütçeden pay karşılığında petrol ihracatını paylaşması konusunda ısrar ederken gelirlerin dağılımı konusunda daimi bir anlaşmazlık var.

 

Petrol gelirinin yüzde 40’ı petrol şirketlerine gidiyor

KBY'nin petrol üretim sözleşmeleri, petrolü bir Türk limanına götüren boru hattı ücretini ve şirketlere olan borcu ödemek dahil, gelirin çoğunun yabancı ve yerel petrol işletmelerine gittiği anlamına geliyor. IRIS çalışması, 2020'de toplam petrol gelirlerinin yüzde 40'ının petrol şirketlerine ödendiğini ve bunun da yüzde 21'inin nakliye masraflarına harcandığını ve 4,5 milyar dolarlık brüt satışların tahmini 1,6 milyar dolarlık kısmının Hazine'ye kaldığını hesapladı.

Barzani destekçileri, aşiretin zenginliği artarken Kürdistan'ı da güvende tuttuğunu söylüyor. Eleştirenler, güvenliğin çok yüksek bir fiyata geldiğini söylüyor: "[Barzani] aşiretinin kendisinden bahsetmiyorsunuz" diyor, ikinci adı Financial Times’ta saklı bir sağlık görevlisi olan Namık. "Partiyi eleştirebilirsin ama aşiret kutsaldır." Bölgenin güvenliği, KDP veya KYB'ye bağlı askeri ve istihbarat teşkilatları tarafından denetleniyor. Mesrur Barzani, onlarca yıl istihbarat şefiydi. KBY, askeri destek için batılı güçlere güveniyor ve IŞİD'e karşı mücadelenin yavaşlamasına rağmen ABD'den -2020'de Peşmerge savaşçıları için 126 milyon dolar ödenek ayırdı-  Şubat ayı gibi yakın bir tarihte resmi olarak tanınan milisler için fonları artırmasını istiyor. Kürdistan'ın askeri üslerini kullanan Batılı güçler için istikrar her zaman birinci öncelik olmuştur. Connelly, bu koşulsuz mali destek göz önüne alındığında, yolsuzluk ve insan hakları konularında "gerçekte olduğumuzdan biraz daha fazla nüfuza sahip olmalıyız gibi görünüyor" diyor.

 

Yolsuzluk yeni değil

Yaygın yolsuzluk iddiaları büsbütün yeni değil. 2006 tarihli bir ABD diplomatik notu, iki partiyi besleyen ve yabancı yatırımcıları caydıran bir "aşırı yolsuzluktan” bahsediyordu. WikiLeaks tarafından ifşa edilen not, ekonominin "KDP ve KYB'nin pençesinde olduğunu" söylüyordu - diplomatların ve iş insanlarının özelde hala tekrarladığı düşünceler. Bölgede şirketlerin sahibi olan Lübnanlı bir işadamı, Kürdistan'da neden iş yapmayacağı sorulduğunda, "Yolsuzluk Bağdat'tan daha kötü" diyor. "Bu kurallara göre oynamayacağım." Saddam'ın düşüşünün ardından Kürdistan'a akın eden yabancı yatırım, IŞİD çatışmasının 2014'te yoğunlaşmasından bu yana toparlanmadı. Bölgenin Yatırım Kurulu tarafından yayınlanan rakamlar, lisanslı projelere yapılan yabancı yatırımın ertesi yıl sadece 25 milyon dolara düşmezden önce, 2013 yılında 2,4 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. 2015 ve 2016'da biraz toparlandı ancak 2017'den beri Yatırım Kurulu herhangi bir yabancı sermaye yatırımı kaydı göstermiyor. KYB sözcüsü Sadi Ahmed Pire, “Yolsuzluğu Kürtler icat etmedi" diyor ama ekliyor: "Devlet ve siyasi parti kurumlarında yolsuzluğun varlığının farkındayız ve bununla yüzleşmeye ve onu en aza indirmeye kararlıyız."

 

Sokaklara taşan tepkiler

IŞİD tehdidi azaldı; Erbil'e bu yıl en büyük dış güvenlik tehdidi, İran destekli Iraklı Şii milislerin ABD askerleri ve Türk askerlerini barındıran üsleri hedef alan roket saldırıları oldu. Ancak bölgenin iç düzeni, yaşam standartlarına yönelik sık protestolarla kesintiye uğruyor. Yerel haberlere göre KYB yönetimindeki Süleymaniye'de geçen yılın sonlarında gösterilere yönelik ağır baskılar, en az sekiz kişinin ölümüne yol açtı. KDP ve KYB'nin sokak protestolarıyla ilk karşılaşması değil bu, ancak son huzursuzluğun kıvılcımı ödenmemiş memur maaşlarıydı.

Irak'ın demokrasi hayalleri, gazetecilerin tutuklanmasıyla yok oldu. Kürdistan'da tahminen 1 milyon kişi - nüfusun yaklaşık beşte biri - memur maaşı veya emekli maaşı alıyor. Analistler, 2000'li yılların ortasında her iki partinin de işe alımları etkilemek için hükümetteki pozisyonlarını kullanmasıyla başlayan işe alım patlamasının siyasi destek satın almak için tasarlandığını söylüyorlar. Eski bir istihbarat görevlisi olan Raşo, "Bir kez fayda elde ettiğinizde sadık olmanız gerekir" diyor. Diğerleri, siyasi bağlantılar olmadan devlet istihdamına erişemeyeceğinizden şikayet ediyor. İlk olarak 2014 petrol fiyatındaki düşüş sırasında ortaya çıkan ödeme sorunları, 2020 yılında salgın nedeniyle ham petrol fiyatlarında bir başka düşüşle tekrar vurdu. Şubat ayına kadar hükümet, kamu sektörü ücretlerini yüzde 21 oranında düşürdü ve Bağdat'ı petrol gelirlerini paylaşmamakla suçladı. Tüm ekonomi maaşlara bağlı olduğundan tüccarlar, işlerin düştüğünü söylüyor ancak başbakan yardımcısı Bağdat'la yeni bir bütçe anlaşmasının "maaş durumunu istikrara kavuşturmaya" yardımcı olması gerektiğini söylüyor.

 

‘Şikayet etme özgürlüğü’

Öğretmenler ve doktorlar da dahil olmak üzere kamu sektörü çalışanları gösteriler düzenledi ancak aktivistler taciz ve gözdağıyla karşı karşıya olduklarını söylüyor. Bir doktor olan Şayan Askarî, Erbil'de 2018'de düzenlenen ücret protestosundan internette yayınladığı bir video nedeniyle yargılandı. Askarî, Goran milletvekili olarak meclise seçildiğinden beri bir adamın elinden bir telefon çaldığını gösteren video nedeniyle KDP üyelerinden dolaylı tehditler aldığını iddia ediyor. Davasını kaybeden ve cezası para cezasına çarptırılan Askarî, "[Güvenlik yetkilileri] haklarımızı elimizden alıyor ve bu haklarla ilgili şikayette bulunma özgürlüğümüzü de sıfırlıyor" diyor.

KBY, çalışmayan "bankamatik memurlar" olarak tanımladığı, devletten herhangi bir görevi yerine getirmeden maaş alan insanları ayıkladığını söylüyor. Kamu sektörünü küçültmek, temel hizmetlerin yönetimini özel sektöre aktarmak ve vergi tahsilatını artırmak için tasarlanmış bir reform programının bir parçası. Partilerin işlere erişim üzerindeki kontrol iddialarına atıfta bulunan Raşad, "Geçmişte bu durumdan kazanç sağlayan iki ana taraf Barzani ve Talabani aileleridir" diyor. "Bazıları reform yapmak için doğru insanlar olup olmadıklarını sorguluyor."

Yolsuzluğa seslenmeye çalışanlara gelince, Muhaeiddin, kocası Şêrwanî’yi susturmak için uzun süredir girişimlerde bulunulduğunu söylüyor: Sadece yazılarını durdurmak için [yetkililer tarafından] maaş teklif edildi. . .Onları dinleseydi belki Dream City'de yaşıyor olurduk.” (Dream City: 300 milyon dolarlık bir Erbil konut projesi.) Şêrwanî, gazetecilik dışında bir iş bulmaya çalışıyordu ancak karısı başvurularının başarısız olduğunu söylüyor. Şimdi tek başına dört çocuk yetiştirirken hala Şêrwanî’nin yayın yapmaya devam etmekte haklı olduğunu düşünüyor ve bir Kürt sözünü hatırlatıyor: "Baskıya uğramak, zalim olmaktan iyidir.”

 

* Yazı, ilk olarak Financial Times gazetesinde İngilizce yayımlandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.