- Tıbbi ilerleme yalnızca insanların çektiği acılara göre değil, aynı zamanda paranın, iktidarın ve piyasanın kurallarına göre şekilleniyor.
DERSİM DAĞDEVİREN
Aşılar, antibiyotikler ve modern tedavi yöntemleri tıbbı dönüştürdü ve milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Ancak bu ilerleme herkese eşit şekilde ulaşmıyor. Bazı hastalıklar uluslararası araştırma programlarının merkezinde yer alırken, başka hastalıklarla yaşayan insanlar etkili tedavilerin geliştirilmesini yıllarca bekliyor.
Hangi hastalıkların araştırılacağına dair kararı tek bir yapı vermiyor. Araştırma öncelikleri, hükümetler, kamu fonları, üniversiteler, ilaç şirketleri, vakıflar ve uluslararası kuruluşların etkileşimi sonucunda belirleniyor. Sağlık çalışanları ve hastaları temsil eden kurumlar da bu süreçte etkili olabiliyor. Ancak bütün bu aktörlerin karar süreçlerine katılma ve yön verme olanakları eşit değil.
Araştırma öncelikleri belirlenirken hastalığın toplum üzerindeki yükü, yaşam kalitesine etkisi ve bilimsel açıdan tedavi edilebilirliği gibi ölçütler dikkate alınıyor. Ancak çoğu zaman belirleyici olan başka bir unsur daha var, o da ekonomik kârdır.
Yeni bir ilacın geliştirilmesi uzun yıllar, büyük yatırımlar ve ciddi bilimsel çalışmalar gerektiriyor. İlaç şirketleri, yaptıkları yatırımın gelecekte satış yoluyla geri dönüp dönmeyeceğini hesaplıyor. Satın alma gücü yüksek ve geniş bir hasta grubunu ilgilendiren hastalıklar daha fazla (ticari) ilgi görüyor. Buna karşılık, çoğunlukla yoksul toplumları etkileyen veya az sayıda insanda görülen hastalıklar, tıbbi ihtiyaç çok büyük olsa bile ekonomik açıdan yeterince cazip bulunmayabiliyor.
Bu eşitsizlik nadir hastalıklarda açıkça görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde 300 milyondan fazla insan 7 binden fazla farklı nadir hastalıktan biriyle yaşıyor. Bu hastalıkların önemli bir bölümü çocukluk döneminde ortaya çıkıyor. Ancak çok sayıda nadir hastalık için henüz onaylanmış, hastalığa özgü bir tedavi bulunmuyor. Hastalar çoğu zaman doğru tanıya ulaşabilmek için yıllarca bekliyor. Tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ise hem hastaları hem de ailelerini ağır bir yük altında bırakıyor.
Bir diğer önemli sorun, ihmal edilen tropikal hastalıklar. Bu hastalıklar özellikle yoksulluğun, yetersiz sağlık hizmetlerinin ve kötü yaşam koşullarının yaygın olduğu bölgelerde milyonlarca insanı etkiliyor. DSÖ’nün tahminlerine göre 2023 yılında yaklaşık 1,4 milyar insanın ihmal edilen tropikal hastalıklara yönelik tedavi veya koruyucu sağlık müdahalelerine ihtiyacı vardı. Bu rakam, sorunun küresel boyutunu ortaya koyuyor.
Haftaya konuyu işlemleye devam edeceğim.