İran'da çıkış Fars-Kürt-Azeri ittifakı

Dosya Haberleri —

Adnan Hasanpour

Adnan Hasanpour

Rojhilatlı Kürt gazeteci Adnan Hasanpour ile hem İran'daki son gelişmeleri hem de sosyolojisini konuştuk:

  • On yıllardır İran İslam Cumhuriyeti hükümeti ile İran halkı arasında giderek büyüyen bir savaş gelişmekteydi. Bu savaş, halka adalet ve özgürlük sağlayamayan dini hükümetin başarısızlığının bir sonucu. Şimdi artık kimse reform istemiyor. İslam Cumhuriyeti'nden çıkış ve yeni bir sistemin kurulmasını talep ediyor.
  • İran muhalefetinin bazı kesimleri, özellikle faşist ve erkek egemen bir şekilde monarşiyi yeniden kurmak isteyen monarşistler, mevcut rejimden çok farklı değil. ‘Jin, Jiyan,Azadî' Kürdistan'da ortaya çıktığı için, otoriter ve faşist kesimler Kürdistan'dan gelen ilerici söylemi kabul etmiyor.
  • Kürt hareketi, diğer ezilen ulusların hareketleriyle –özellikle Azerilerle– ve İran'daki demokrasi yanlısı gruplarla stratejik ittifak kurmaya çalışmalı. Halkın Mücahitleri Örgütü de böyle bir ittifakın parçası olabilir. Kuzey Kürdistan'daki barış süreci, Kürdistan ile Azerbaycan arasındaki yakınlaşmada çok önemli rol oynayabilir.

GÜLCAN DERELİ

Ortadoğu ve aslında dünyanın yüzyıllık düzeni çöküyor; yeni bir paylaşım savaşının tam içinden geçiyoruz. Yüzyıllık hayaller ve kabuslar canlanıyor; kimi emperyal hayallerin heveslerine kapılıyor, kimi de yüzyıllık özgürlük hayallerine kavuşmayı arzuluyor. Küresel ve bölgesel hesapların içinde yön bulmak güçleşiyor. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş tam da bu kavşakta yer alıyor. İran kadim bir tarihe, Fars, Kürt, Azeri, Beluç ve daha pek çok halka ve inanca ev sahipliği yapıyor. Güç merkezileştikçe ve topluluklar dışlandıkça dünyanın her yerinde olduğu gibi diktatörlükler yeşerir ve sonu hep acılarla dolu olur. İran için de durum aynı. ABD-İsrail hattı ile İran arasında başlayan yeni savaş, dönüşü olmayan bir yola işaret ediyor. İran içinde olup bitenlere dair gerçek bilgiye ulaşmak ise çok zor. Sahayı yakından takip eden Rojhilatlı Kürt gazeteci Adnan Hasanpour ile konuştuk. 

İran sosyolojisi ile rejimin uyuşmazlığı 

Adnan Hasanpour, şu anda İran'da olup bitenleri anlamak için yakın tarihe bakmak gerektiğini vurguluyor. Molla rejiminin dayattığı düzen ile İran'ın tarihten gelen sosyolojisinin uyuşmazlığına işaret ediyor. Adnan Hasanpour, "On yıllardır İran İslam Cumhuriyeti hükümeti ile İran halkı arasında giderek büyüyen bir savaş gelişmekteydi. Bu savaş, halka adalet ve özgürlük sağlayamayan dini hükümetin başarısızlığının bir sonucudur. Bir yandan İran hükümeti sivil ve sosyal özgürlükleri kısıtladı veya yasakladı; örneğin, kadınlara zorunlu başörtüsü taktı ve toplumu yönetmenin temeli olarak şeriat hukukunu benimsedi. Öte yandan, İran toplumuna otoriter bir teokrasi dayattı ve diğer seslerin duyulmasını engelledi; böylece demokrasi, gerçek bir yönetim yöntemi olmaktan ziyade sadece bir fantezi tiyatrosu haline geldi" diyor.

foto:AFP

İran içinde çok boyutlu çatışma

Molla rejiminin İslam devrimini, hegemonya için Müslüman ülkelere yayma fikrinin hem bölgesel hem de küresel bir rekabeti tetiklediğini belirtiyor Hasanpour. Bu hegemonya hevesinin küresel güçlerin hamleleri ile karşılık bulduğunu kaydeden Hasanpour, rejimin tek ulus, tek mezhep dayatmasının zayıf karnı haline geldiğini şöyle ifade ediyor: "Bu durum, kapsamlı ekonomik yaptırımlara yol açtı ve sonuç olarak, on yıllar boyunca İran ekonomisi kademeli olarak çöktü. 1979 devriminden önce bile, hükümet yapısı Fars ulusu ve Şii İslam'a dayalı tek uluslu ve tek dinliydi. Sonuç olarak, İran sınırları içindeki diğer uluslar tamamen dışlandı ve zenginlik ve güç Farsların eline geçti. Tüm bunlara, sistematik ekonomik yolsuzluğu da eklemek gerekir. Tüm bunlar iki büyük iç krize yol açtı: Meşruiyet krizi ve verimlilik krizi. Dış politikada kriz o kadar şiddetliydi ki, bölgedeki vekil güçlerin yok edilmesinin yanı sıra, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ile 12 günlük bir savaş çıktı. İran'da şu anda cinsiyet, ulusal, dilsel, sınıfsal, kültürel ve sosyal olmak üzere çok sayıda ve çok ciddi boyutlarda çatışma yaşanıyor. Bu çatışmaları çözme isteği artık bu hükümetin elinde değil. Bu nedenle son 20 yıldır sürekli olarak protesto ve ayaklanma dalgaları yaşanıyor ve her seferinde daha da büyüyerek daha ciddi bir hal alıyor."

Artık bu rejimle yürünemez

Gazeteci Adnan Hasanpour, İran'daki halk toplulukları ile rejim arasındaki açının artık kapatılamayacak bir boyutta olduğuna işaret ediyor. Reform ve geçici önlemlerin hiçbir etkisinin olmadığına dikkat çeken Hasanpour, halkın talepleri ile rejim arasındaki uçurumu şu sözlerle anlatıyor: "Önceki on yıllarda halk, yönetim yapısını reforme etmeye çalıştı. Çeşitli seçimlerde oyların çoğunluğunu reform yanlıları aldı ve bu kesimden birçok cumhurbaşkanı seçildi. Ancak hükümetin teokratik kesimi, özellikle İran'ın Yüksek Lideri Ali Hamaney, güçlerinin tehdit edileceğinden korkarak tüm bu girişimleri engelledi. Şimdi artık kimse reform istemiyor ve toplumun büyük bir kısmı İslam Cumhuriyeti'nden çıkış ve yeni bir sistemin kurulmasını talep ediyor. Tek net talep bu rejimin sona ermesi oldu."

Adnan Hasanpour’a dair…

Rojhilat'da gazetecilik, sivil toplum ve siyasi faaliyetlerle ilgilenen Hasanpour, İran'da birkaç kez tutuklandı. Kürt gazeteci rejim karşıtı gösterileri izlediği ve haberleştirdiği için, 2007 yılında, İran İslam Cumhuriyeti Devrim Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Bu hüküm daha sonra bozuldu, ancak toplamda 10 yıl hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra, faaliyetlerine devam ettiği için İran rejim ve yargı güçleri tarafından tekrar hedef alındı. Sonrasında mecburen Rojhilat Kürdistan'ı terk etmek zorunda kaldı. Şimdi Paris'te yaşıyor ve ‘Kürdistan İnsan Hakları Ağı’nda çalışmalarına devam ediyor.

Milliyetçilik ve monarşi çıkmazı

İran'da halkın, rejimin sona ermesi konusunda net olduğunu vurguluyor ancak yerine ne konulacağı konusunda çok sayıda soru işareti olduğunu söylüyor. Hasanpour, bunun nedeninin Fars milliyetçiliği, monarşi hevesi ve erkek egemen tahakküm eğiliminin varlığı olduğunu kaydediyor. Ve şöyle devam ediyor: "Ne yazık ki, gelecekteki sistemi açıkça tanımlayan olumlu ve yapıcı bir işaret henüz yok. İran muhalefetinin bazı kesimleri, özellikle faşist ve erkek egemen bir şekilde monarşiyi yeniden kurmak isteyen monarşistler, mevcut rejimden çok farklı değil. Bu yönler, demokrasi talebinin güçlü oluşmasını engelledi. Ne yazık ki, İran'daki sağcı kesimler, özellikle de medyayı bir ölçüde kontrol eden monarşistler, 'Jin, Jiyan, Azadî' ve ataerkillik karşıtı harekete karşı çıkıyorlar. Bu hareket Kürdistan'da ortaya çıktığı için, otoriter ve bazen faşist kesimlerin Kürdistan'dan gelen ilerici bir söylemi kabul etmesi zor. 'Jin, Jiyan, Azadî' söylemi her türlü ataerkil düzene karşıdır, ancak İran monarşizmi ve milliyetçiliği tarihsel erkek egemenliğinin devamıdır. Bu yüzden bu harekete ilk günden beri karşı çıktılar. Sol ve demokratik güçlerin zayıflığı da bu kesimlerin egemenliğine katkıda bulundu."

Yaralılara son kurşun!

Hasanpour'a ABD-İsrail saldırısı öncesi halk isyanını ve ülke içindeki hak ihlallerinin boyutlarını soruyorum. Bu konuda ürkütücü bir tablo olduğunu şu sözlerle anlatıyor: "Haftalardır devam eden internet ve telefon kesintileri nedeniyle şiddetin boyutunu hala doğru bir şekilde belirleyemiyoruz. Ancak bize ulaşan bilgi ve belgeler, son ayaklanmada büyük bir katliamın gerçekleştirildiğini gösteriyor. Protestoculara karşı askeri silahlar yoğun bir şekilde kullanılmış ve bu da kurban sayısını büyük ölçüde artırmıştır. Bazı durumlarda, aileler öldürülen yakınlarının kolluk güçleri mensubu olduğunu belirtmeleri ve protestocular tarafından öldürüldüğünü söylemeleri için baskı altına alınmıştır. Bazı aileler de cenazelerini geri almak için devlet kurumlarına büyük miktarda para ödemek zorunda kaldılar. Bazı yaralıların 'son kurşunla' vurularak hastane yataklarında veya sokaklarda kasten öldürüldüğüne dair haberler var. Rejim güçleri cenaze törenlerine kısıtlamalar getirdi ve bazen özel yerlerde defin yapılmasına izin vermedi. Ayrıca halka açık yas törenlerini de engellediler. Genel olarak, hükümetin protestoculara verdiği yanıt, önceki protesto dalgalarına göre daha şiddetli ve yaygındı."

Katliamın boyutları büyük

Hasanpour'a nasıl bir bilançodan bahsedildiğini soruyorum. Bu konuda kesin veriler olmadığını ama katliamın boyutlarının ağır olduğunu anlatıyor: "İran içindeki iletişim kısıtlamaları nedeniyle, toplam kurban sayısı henüz belirlenemedi ve gerçek sayılara uzun süre erişemeyebiliriz. İran hükümeti yaklaşık 3 bin 100 kişinin öldürüldüğünü açıkladı, ancak tüm tahminler gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 10 bin kişinin öldürülmüş olması mümkün ancak bazı medya kuruluşları çok daha yüksek rakamlar bildirdi. Tahmin yapmak çok zor ve şu anda neredeyse imkansız."

foto:AFP

Günlük yaşamda kriz

Hasanpour'a günlük yaşamın nasıl sürdüğünü soruyorum: "Halk büyük ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Enflasyon hızla yükseldi ve durma belirtisi göstermiyor. Aynı zamanda işsizlik artıyor, imalat sektörü geriliyor ve altyapıya yapılan yatırımların yetersizliği nedeniyle su ve elektrik gibi temel ihtiyaçlar da kriz durumuna düştü. Yıllarca süren kuraklık yağışları azalttı ve çevre krizini daha da kötüleştirdi. Günlük yaşam her zamankinden daha zor hale geldi."

Olası seçenekler neler

Hasanpour'a Ali Hamaney'in öldürülmesini ve Şah Pehlevi'nin oğlunun öne sürülmesini soruyorum: "Amerika Birleşik Devletleri'nin politikası, İran'ın nihayetinde Çin'in etki alanından tamamen çıkarılması ve Amerika'nın müttefiki haline gelmesidir. Ancak İran'ın lideri Ali Hamaney, bunun önündeki en büyük engeldi. Amerika şimdi onu öldürdü ve savaşın devam edip etmeyeceği, Hamaney'in haleflerinin Amerika ile nasıl bir ilişki kuracaklarına bağlı. Amerika'nın taleplerini kabul ederlerse savaş sona erecek; kabul etmezlerse ise rejim tamamen çökene kadar savaş devam edecek."

Monarşistler kaybedecek

Hasanpour, İranlı monarşistlerin yenilmeye mahkum bir zihniyette olduğunu ve geleceği olmadığını ifade ediyor: "İranlı monarşistler faşist ve pan-İrancı bir kanada sahiptir; tek bir dil, bayrak ve devleti vurgulayan 'İran ulusu'nun dar tanımını yeniden yaratmaya çalışıyorlar. Kürt hareketi, bu faşist grubun önündeki en önemli engeldir; bu nedenle, Kürdistan'a savaş ilan etmişlerdir. Ancak bu, onlar için ölümcül bir stratejik hatadır. İran, yüz yıl öncesine göre daha çoğulcu ve çeşitlidir ve artık tüm bu çeşitlilikleri eskisi gibi dar bir çerçeve içinde tutamazlar. Öte yandan, İran'ın marjinalleşmiş ulusları, 1979'a kıyasla, artık çok daha yüksek bir öz farkındalık düzeyine ulaşmıştır. 1979'da sadece Kürt ulusu İslam rejimine karşı ayaklanırken, şimdi hiçbir totaliter gücün tek hakim güç olmak için ezemeyeceği birçok ulus ve sosyal grup bulunmaktadır. Basitçe söylemek gerekirse, Kürdistan otoriterlik, faşizm ve totalitarizme karşı muhalefetin sembolü haline gelmiştir. Bu nedenle, İranlı monarşistlerin en büyük düşmanlığı Kürdistan'a yönelmiştir."

Kürt-Azeri ittifakı

Hasanpour'a alternatifleri ve çıkış yollarını soruyorum: "Kürt hareketi, diğer ezilen ulusların hareketleriyle –özellikle Azerilerle– ve İran'daki demokrasi yanlısı gruplarla stratejik bir ittifak kurmaya çalışmalıdır. Halkın Mücahitleri Örgütü de böyle bir ittifakın parçası olabilir. Nitekim Kuzey Kürdistan'daki barış süreci, Kürdistan ile Azerbaycan arasındaki yakınlaşmada çok önemli bir rol oynayabilir. Kuzeyli siyasetçiler ve sivil toplum aktivistleri bu konuda çok ciddi bir çaba göstermelidir. İranlı Azeri siyasi gruplar Türk devletinin etkisi altındadır; bu nedenle Kuzey'deki siyasetçiler ve sivil toplum aktivistleri, Rojhilat'daki partiler ile Azerbaycan'daki siyasi grupları bir araya getirmede önemli bir rol oynayabilirler."

 

* * * 

Rojhilat'ta risk ve avantajlar

Rojhilat Kürdistanı'nda durumun nasıl olduğunu, ulaşılan bilgileri soruyorum, şöyle yanıtlıyor Adnan Hasanpour: "Genel olarak Kürdistan, diğer bölgelere göre daha iyi bir siyasi durumda, çünkü son 100 yıldır Kürdistan içinde ve dışında siyasi ve sivil partiler ve örgütler her zaman mevcut olmuştur. Bu nedenle, Kürt toplumu nispeten tutarlı bir siyasi söyleme sahiptir ve daha iyi örgütlenmiştir. İran'da herhangi bir değişiklik olursa, Kürdistan hızla örgütlenip yeni bir düzene doğru ilerleyebilir. Ancak Kürt ulusu aynı zamanda İran'ın milliyetçi ve faşist bölgeleri tarafından da tehdit edilmektedir. Bunların çoğu herhangi bir Kürt hareketine karşı çıkıyor ve tek etnikli, Fars merkezli bir ulus devlet kurmayı hedefliyor. Bu koşullar ve hızlı bölgesel değişimler göz önüne alındığında, Rojhilat önümüzdeki aylarda ve yıllarda zorlu bir gelecekle karşı karşıya kalabilir."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.