Kadın kadına arkadaşlıkların filmi ve Greta Gerwig

Kadın Haberleri —

27 Kasım 2020 Cuma - 23:00

  • Greta Gerwig, sanki 70’lerin feminist sinemasına sırtını çok da yaslamıyor ama sektör içerisinde sahip olduğu kaynakları doğru kullanarak ana akıma yönelik başarılı feminist işler yapıyor.

NİLGÜN YELPAZE

İki hafta önce, içinde kürtaj geçen filmlerden bahsederken Claudia Weill’in yönettiği 1978 yapımı Girlfriends (Kız Arkadaşlar) filminden bahsetmiştik. Bu film iki yakın kadın arkadaşın arkadaşlıklarının seyri hakkındaydı. Erkek egemen sinemanın önde gelen özelliklerinden biri, gayet lineer ve amaç odaklı olay örgüsünün merkezine erkek karakteri koyması ve bu baş erkeğin etrafında şekillenen diğer karakterlerin pek azının kadın olması, bu kadınların da birbirleri arasında neredeyse hiç iletişim kurmamasıdır.
Alison Bechel isimli karikatür sanatçısının 1985 yılında ortaya attığı ve kendi ismiyle anılan ‘Bechel Testi’, işte bu bahsettiğimiz çok basit meseleyi, kurmaca filmlerde bir kadın temsiliyeti testi olarak ortaya koyar. Test basitçe şunu ölçer: Filmde birden fazla kadın karakter var mı, bu kadın karakterler bir erkek karakterle değil de kendi aralarında birbirleriyle konuşuyor mu, ve son olarak bu konuşma erkekler dışında bir konuda mı? Yani, ‘ne kadar da alçakgönüllü bir kriter’ diyebilirsiniz ama isterseniz evde film izlerken uygulayın, filmlerin yarısının bu testi geçemediği söyleniyor. Yani kadın karakterler o kadar erkeğin yörüngesindedir ki erkeğin olmadığı sahnelerde kendi aralarında konuşmalarına gerek olmaz, konuşurlarsa da ancak o erkek hakkında konuşarak onun hikayesini beslemeye devam etmek içindir bu konuşma.

Susan’ın rüzgar çanı

İşte buradan Girlfriends (Kız Arkadaşlar) filmine geri dönecek olursak; bu gibi kült filmler, kadın karakterleri ve onların arasındaki ilişkiyi bütün doğallığı ve estetiği ile ve hiçbir erkeğin bakışının dolayımına gerek olmadan film yaptıkları için hala hatırlanıyor. Mesela Girlfriends filminde arkadaşı evlendikten sonra normalde birlikte taşınacakları eve tek başına taşınmak zorunda kalan Susan, aylarca kutuları açmaz ve eşyalarını yerleştirmez. Ardından olaylar geliştikçe bir noktada bir kırılmanın sonucu evini istediği gibi yerleştirirken bir rüzgâr çanı takılır gözümüze, kendi hayatımın kontrolünü kendi elime almak istiyorum, bu ev benim, artık istediğim gibi döşeyeceğim ve yaşayacağım düşüncesinin sevgiyle yansımasıdır Susan’ın rüzgâr çanı. Ancak ileriki sahnelerde Susan’ın erkek arkadaşı eve geldiğinde bu rüzgâr çanını yine görürüz, ufak bir tartışma sahnesinde adam bir türlü kapılara sığamamakta, omuzlarıyla güzelim rüzgâr çanını rahatsız etmekte ve sürekli çarpmaktadır ona. Bu gibi minik ve basit detaylar bana, kadınların birbiriyle ve çevresiyle ilişkilerinin anlatıldığı hikayelerde, erkeklerin varlıklarının eğretiliğinin ne kadar estetik ve gündelik imgelerle anlatılabileceğini ve bütün hayatımızın böyle detaylarla dolu olmasına rağmen bunu görmenin ve göstermenin ne kadar büyük bir incelik istediğini hatırlatır. Mesela toplu taşımada bir kadının deneyimi ile bir erkeğinki ne kadar farklıdır, bir oturuş biçimi, bir el kol hareketi bile ne kadar çok şeyi söyler ama bunları filmlerde görmek için illa kadın yönetmen gerekir çoğu zaman.

Frances Ha

Tabii ki bu argümana karşı çıkanlar olacaktır ve erkek yönetmenlerin de çok güzel kadın filmleri yapabildikleri doğrudur. Bu az sayıdaki filmler ödüllere boğulurken kadın filmleri ise gölgede kalabilir çoğunlukla. İşte Girlfriends filminin bir ardılı olarak adlandırabileceğimiz 2012 yapımı Frances Ha da erkek yönetmenden kadınlar hakkında bir film. Filmin yönetmeni Noam Baumbach, 2019 yılında da Netflix üzerinden yayına giren Marriage Story (Evlilik Hikayesi) filmini yaptı en son. Aynı zamanda başrol oyuncusu olan Greta Gerwig ise bu filmde senaryoyu yönetmenle birlikte yazmış. Frances Ha ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, iki kadının gençlikten yetişkinliğe geçerken yollarının ayrılması ve ilişkilerinin farklı yönlere evrilmesine, Frances karakterinin bu hayatta kendine bir yer açmaya çalışması ve bir türlü sığamamasına odaklanıyor. Frances Ha biraz hüzünlü bir film, çünkü Frances’in yakın arkadaşı Sophie ile ilişkilerinin en gergin olduğu anlarda beklediğimiz ve umduğumuz şefkati bize vermekte gecikiyor. Öte yandan Sophie’nin erkek arkadaşı ile ilişkisi yoğunlaştıkça Frances’i arkada bırakması, Girlfriends filminde olduğu gibi bir yüzleşme ve ardından dayanışma ile takip etmiyor. Yine de garip bir benzerlik var: Çünkü tıpkı kürtaj olan ve bunu yakın arkadaşı Susan’a itiraf edip destek isteyen Anne gibi, Sophie de Japonya’dayken düşük yaptığını ve ilişkisinde mutsuz olduğunu ‘eski arkadaşı’ Frances’e itiraf edebilir yalnızca. Bu filmde beni en çok etkileyen şey Frances’in kendisine, evrene, arkadaşlarına bir şey kanıtlamak istercesine gittiği ve hiçbir şey yapmadan döndüğü tek kişilik Paris seyahati. Yine filmin tamamına uygun bir şekilde olamamak ve sığamamak durumu, herkesin geçtiği yaş krizleri, hayatla ve kendisiyle ne yapacağını bilememe, istese de yapamama halinin güzel bir özetidir aslında.
Daha evvel dediğim gibi, karşı çıkanlarının bol olacağı argümanımı takiple Noam Baumbach’ın erkek yönetmen olarak kadın filmi yapma konusunda biraz başarısız olduğu kanısındayım. Bunu da kendisinin erkek olmasına bağlamayacaksak o zaman filminin Girlfriends filmi ile taşıdığı ‘şaşırtıcı’ paralelliklere veya kendisinin (burada detaylarına girmeye hiç niyetimiz olmadığı ancak hakkında açıkça istismar beyanları bulunan) Woody Allen’a yönelik hayranlık açıklamalarına bağlayalım.

Gerwig’in yönetmen yanı

Şimdi gelelim Frances Ha’daki oyunculuğu ile Altın Küre ödüllerine aday gösterilen Greta Gerwig’e ve kendisinin yönetmen yanına. Dediğimiz gibi Frances Ha’nın eş yazarlığını üstlenmişti Greta Gerwig. 2017 yılında da Altın Küre en iyi film ödülünü kazanan Lady Bird (Uğur Böceği) filminin yönetmenliğini yaptı. Greta Gerwig, aslında ana akım sinemanın içerisinde beyaz bir kadın olarak kadın karakterler ve filmler yapma konusunda emin adımlarla ilerliyor. Lady Bird filmi de geniş kesimlerce çok beğenildi ve 2010’lu yılların en iyi on filminden biri olarak anıldı sık sık. Kendisi bu emin adımlarından en sonuncusunu, birçok dile çevrilen ve birçok genç kadın ve kız çocuğu tarafından sevilerek okunan ‘Küçük Kadınlar’ kitabının 2019 yılı sinema uyarlamasını yaparak attı. Lady Bird de yine bir yaş ve dönüm noktası krizi ama bu sefer 20’lerin sonu ve gerçek hayat şoku değil, ergenlik ve genç kadınlığa adım atmaya odaklanıyor. Bu filmde de Lady Bird ile arkadaşının, yine erkeklerle ilişkiler, ailevi farklar ve her ergenin hayatında büyük rol oynamış zorbalık nedeniyle kesintiye uğrayan ilişkisi ve bu ilişkinin toparlanması ama ana karakter olarak Lady Bird’ün ergenlik krizinin ardından kendi hayatında bir yön bulması var. Anne kız ilişkileri de tuzu biberi.