Kadının yeri devrimdir - II

Dosya Haberleri —

5 Mart 2021 Cuma - 23:00

  • Kürdistan’da üniformalı erkeklerin başvurduğu taciz-tecavüz-fuhuş ve uyuşturucu özel savaş kapsamında geliştirildi ve devlet tarafından çöktürme planının bir parçası olarak uygulandı.

SONGÜL ÖMÜRCAN

 

Ortadoğu’da da kadının başlıca gündemi eşitlik ve özgürlüktü. Tunuslu kadınlar eşitliği savunan anayasanın 46.maddesinin korunması ve uygulanması için kampanyalar düzenledi. Kadınlar siyasi alana yeterli düzeyde katılamıyor, katılan kadınlar da erkek şiddetinin hedefi haline geliyor. Aktif siyasete katılmak şiddet nedeni olurken bu ülkede de kadınlar ‘Zamanı Geldi’ inisiyatifiyle cinsler arası eşitsizliğin tartışılacağı bir kampanyaya ayrıca cinsel taciz ve tecavüzü teşhir eden ‘Ben de’ kampanyasına öncülük ediyorlar.

Kadınlar İran’da uygulanan kadın düşmanı politika ve yasalara karşı yıl boyu toplumsal muhalefet ile birlikte birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdi. Kadınlar sokakları bırakmadı.

‘Zamanı Geldi’ ve ‘Ben de’

Mısırlı kadınlar ise ‘Ben de’ kampanyasının yanı sıra 2008 yılından beri yasaklanan kadın sünnetinin yasalara rağmen yüzde 80 oranında uygulanmasına karşı mücadeleyi daha fazla görünür kılmaya çalışıyor. Devletin bu konuda önleyici politikaları devreye koymaması, yine sivil toplum alanları ile kadın örgütlerini desteklememesi kadınların gündeminde. Bu sorun sadece Mısır’da değil 27 Afrika ülkesinde de en temel sorundur. Hem Sudan’da hem de birçok ülkede yasak olmasına rağmen halen kız çocukları sünnet ediliyor. Irak’ta son 10 yılın en yüksek şiddet oranına ulaşılmış olmasına rağmen, Irak meclisi Ağustos 2020’de erkek şiddetine karşı hazırlanan yasa tasarısını askıya aldığını açıkladı. Mecliste temsil edilen partilerin muhalefeti sebebiyle bu yasa tasarısı pratikleşemiyor.

İddianameler, savunulan-uygulanan eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sistemine dönük bir saldırı aracı haline getirildi. Kürt kadınlarının kadın özgürlüğü ve kadın kurtuluş ideolojisi ile ataerkil sistemi sorgulamaları ana soy istiyorlar hezeyanları ile yargılanmalarına ve ceza almalarına yol açtı.

İran’ın değişmeyen kadın düşmanlığı

Kadınlar İran’da uygulanan kadın düşmanı politika ve yasalara karşı yıl boyu toplumsal muhalefet ile birlikte birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdi. Kadınlar sokakları bırakmadı. Gözaltına alındılar, işkence gördüler ve cezaevine gönderilmiş olsalar da birçok kadın demokratik taleplerini dile getirmekten vazgeçmedi. İran’da kadın olarak yaşamak çok ağır bir kuşatma anlamına geliyor. Kadınlar ülke dışına çıkamıyor, bu tür bir seyahat için eşleri veya babalarının onayı gerekiyor. Bu nedenle spor müsabakaları başta olmak üzere kültürel ve sanatsal çalışmalara katılamıyorlar.

 

Kürt kadınlarının oluşturduğu müzik Grubu Glaris hakkında açılan dava buna bir örnek. Bu grup daha önce de ‘ahlak polisi karakoluna’ götürülmüş ve sanatsal faaliyetleri hakkında sorgulanmıştı. Sanatçılar, öğrenciler, aktivistler, çevreciler ve kadınlar İran rejiminin hedefinde. Kürt kadınlarına dönük baskı yoğun ve çok yönlüdür. Kürt çocuklarına anadillerinde eğitim verdiği için Zehra öğretmene 5 yıl hapis cezası verildi. Yine en çarpıcı örneklerden biri Kürt varlığını inkar etmediği, kadın haklarını savunduğu ve aktif mücadele yürüttüğü için hapis cezası ağırlaştırılan Celaliyandır. Pişmanlık göstermesi ve itirafçı olması karşılığında sağlık hizmeti alabileceği ve ailesine yakın bir cezaevine götürülebileceği dayatması ile karşı karşıya kalan Zeynep Celaliyan işkence ve baskı altında tutulmaktadır. İstihbaratçı olan eşinin şiddetine karşı öz savunmada bulunan İranlı bir kadının, idam sehpasına götürülmeden önce kalp krizi geçirip ölmesine rağmen yinede idam edilmesi kadınlara yönelik baskının dozajını gösteren bir başka örnek.