KDP, Kürtler hiçbir şey kazanmasın diyor

Forum Haberleri —

13 Eylül 2021 Pazartesi - 23:00

  • Her Kürt adı gibi gerçeği anlamak ve buna göre düşmanlarıyla mücadele etmek zorundadır; KDP’nin Kürtlerin elde ettiği bu muazzam olanağı kullanmaması için gerillaya saldırdığını bilerek tutum almalıdır. 

CİHAN EREN

HPG Basını ve İrtibat Birimi, 3 Eylül 2021’de yaptığı açıklamayla, yedi kişilik bir gerilla grubunun Xelîfan mıntıkasında Zap suyunu geçerken KDP güçlerince pusuya düşürüldüğünü ve gerillaların şehit düşürüldüğünü açıkladı. Bu aynı bölgede KDP’nin gerillaya yaptığı ikinci saldırı oldu. Böylece Türk devletinin temel stratejisi olan Kürtleri kendi içinde çatıştırma amacı daha tehlikeli bir noktaya gelmiş oldu. Bu saldırıdan sonra, KDP ve Barzani ailesine çağrı anlamında söylenecek bir şey kalmadı. Tüm bu saldırıların Kürtler tarafından not edildiği kesindir. Fakat gelinen aşamada sadece not almak ve açıklama yapmak yetmemektedir. Süreç namus ve vicdan sahibi her Kürt’ün hayati görevlerine sahip çıkmayı emretmektedir. 

Kürt halkı, KDP içinde Türkler için çalışan ve bu partiyi kontrol eden ‘takımdan’ hesap sormak zorundadır. Zaman geçmeden bu adım atılmazsa Kürtler telafisi çok zor kayıplar yaşayacağını bilmek durumundadır. Kürdistan Özgürlük Hareketinin sabrını ve ödediği bedellere rağmen halen koruduğu sağduyulu yaklaşımını da herkes anlamalıdır. Çünkü yaşananlar Kürtlerin stratejik kazanma ve kaybetmesiyle ilgilidir. Özellikle de Başûr Kürdistan’daki aydınlar, siyasetçiler, sanatçılar, kadınlar, gençler ve din alimleri bu gerçeği daha derin görerek tavır almak zorundadır. 

Türk devleti Kürtlere stratejik kaybettirmek istiyor. Buna kendi başına gücü yetmediği için de KDP’yi kullanıyor. Çünkü Kürtler kazanırsa, kendisinin üzerine kurulduğu tekçi, faşist, soykırımcı zihniyet ve siyasetinin de kaybedeceğini çok iyi biliyor. Türk devleti çok ciddi bir dağılma içindedir. Sadece Erdoğan’ın yüzüne bakılarak bile bunu anlamak mümkündür. Halklara düşmanlık ve soykırım yaparak varlığını sürdürmeye çalışan bu devlet, Kürt halkının varlığını ve kimliğini kabullenerek demokratikleşeceğine çeteleşmiş bir güruhun elinde Kürdistanı kan gölüne çevirerek ömrünü uzatmaya çalışıyor. KDP’de böyle bir güruhun hizmetine girmiş olarak gerillaya arkadan saldırıp bunlardan aferin almaya çalışıyor. 

Kürtlerin I.Dünya Savaşı sürecinde ve sonrasında izlediği siyaset, kaybetmelerinin ve yok sayılmalarının temel nedeni oldu. Başka bir ifadeyle savaştan sonra Ortadoğu yeniden şekillendirilirken Kürtler önderlik sorunlarından kaynaklı gelişmeleri doğru okumayarak kaybetti. Türk devleti Kürtleri 21. yy’da KDP eliyle aynı hatanın içine sürüklemek istiyor; Gelişmelerden kopartmak, kazanmak için büyük imkanlar barındıran sürecin dışında bırakmak istiyor. KDP’nin anlamadığı, anlamak istemediği budur. Bilerek ve isteyerek saldırıyorsa tıpkı korucular gibi Türklere asker olduğunu kabul etmiştir. 

En az son iki yüz eli yıldır Kürtler ilk defa, zihniyet ve siyaset olarak bölgesinde öncü konuma gelmiştir. Özellikle DAİŞ’e karşı savaştan sonra Kürtlerin insanlık içinde artan bir itibarı vardır. Kürtler sadece Ortadoğu'da değil tüm dünyada bilinen, izlenen ve hayranlık duyulan halk olmayı başarmıştır. I.Dünya Savaşından sonra Kürtlerle ilgilenen dönemin modernist güçleri, ‘Kürtler aşiret, kabile ve tarikatlar arasında bölünmüş, millet değil, uluslaşmaktan çok uzaktır’ tespitinde bulunarak, modern çağın siyasi haklarından mahrum bırakmışlardı. Doğru ya da yanlış, gerekçeler böyle oluşturulmuştu. İçinden geçtiğimiz dönemde ise 20. yüzyılın modernitesine ayak uydurabilirler denilip Kürtlerin teslim edildiği güçler, 21. yüzyılın gelişmelerinden kopmuştur. Her Kürt adı gibi bu gerçeği anlamak ve buna göre düşmanlarıyla mücadele etmek zorundadır; KDP’nin Kürtlerin elde ettiği bu muazzam olanağı kullanmaması için gerillaya saldırdığını bilerek tutum almalıdır. 

Bilindiği gibi 21. yy. demokrasi çağıdır. Kürt halkı kadın özgürlük çizgisiyle, ekolojik ve demokratik toplum bilinciyle çağ atlamıştır. Kürdistanı sömürge altında tutan devletler bir bir dağılmıştır. Bölgemizin en anti demokratik yapıları haline gelmiştir. Bunların başında da sömürgeci Türk devleti gelmektedir. Sömürgeci Türk devleti AKP-MHP faşizmi iktidarı altında yüz yıl geri gitmiştir. Ekonomisi iflas etmiştir. Dincilik ve mezhepçilik halkı bölmüştür. Tam olarak çete, mafya devletine dönmüştür. Dışarıda teşhir ve tecrit olmuştur. İran, Irak ve Suriye hakkında bir şey belirtmeye gerek yoktur. Sömürgeci devletlerde bölünme, iflas, yıkım, dağılma ve faşistleşme hakimken, Kürtler demokratik ulus siyasetiyle adeta şaha kalkmıştır. İşte sömürgeci soykırımcı Türk devleti bu gerçeği gördüğü için Kürtleri kendine kurban etmek istemektedir. Ne askeri, ne siyasi, ne diplomatik ne de ekonomik olarak Kürtleri yenecek gücü kalmadığı için KDP’yi Kürtlerle savaşa sürmektedir. Böylece bir kez daha dünya ilerici insanlığına ve yasal siyasi alanda, ‘bakın Kürtler aşiretçi, parçacı, bölgecidir, bunlardan bölgeye istikrar gelmez, demokratik siyasetle sorunlarını çözecek yetenekleri de yok’ diyerek Kürtlerin kazandığı itibarı baltalamak ve ‘PKK Kürtlere saldırıyor’ tezini işleyerek soykırımcılığını meşrulaştırmak istiyor. Ayrıca bu yolla Kürt halkının gücünü bölerek daha kolay tasfiye etmeyi hesaplıyor. İşte KDP gerillaya saldırarak sömürgeci soykırımcı Türk devletinin bu politikasına destek vermektedir. 

Türk sömürgeciliği Kürt halkının özgürlük mücadelesi karşında yenilmiştir. Uçaklarla saldırıdan başka elinde imkanı kalmamıştır. Kürtlere pervasızca saldırısının nedeni yenilmiş olmasıdır. Bu saldırılarla ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki Osmanlı da ‘hasta adam’ olarak ömrünü uzatmayı başarmıştı. Sonunun tahminlerin de ötesinde kötü olması, uzatılan ömründen kaynaklanmıştı. Gelinen aşamada Türk devletinin Kürt inkar ve imha zihniyetine dayalı faşist sisteminin ayakta kaldığı her gün, daha büyük kaybetmesine yol açacaktır. Bu da Kürt halkının ve bölge halklarının büyük kazanması demektir. 

Unutmamak gerekir ki bölgemizde 20. yy’da yaşanan sorunların da temel nedeni ve kaynağı Türk egemenlerin ‘hasta adam’ olarak başa bela olmasıydı. Bugün de bölgenin sorunların demokratik çözümü önünde temel engel AKP-MHP rejimidir. Osmanlı sorun yaratarak varlığını bitirdi. Bunlarda sorunların demokratik çözümünü engelleyerek çözülecek ve yok olacaklardır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.