Kobanê’de Kadın Devrimi

Elif KAYA yazdı —

14 Eylül 2020 Pazartesi - 23:00

  • Kadınlar öncülüğünde kazanılan Kobanê savaşından sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı, olamazdı da. Savaşa öncülük eden kadınlar, toplumsal ilişkilerin yeniden inşa edilmesini de üstlendi.

Dünya kamuoyu, Kürdistan kadın devrimini Kobanê savaşıyla tanıdı. DAİŞ, 14 Eylül 2014’te Kobanê’yi kuşattığında kadınlar ellerinde kalaşnikof, başında renkli kefiyeleriyle savaşın en ön saflarında çoktan yerini almıştı bile. Bu savaşta kadınlar, DAİŞ’e karşı olduğu gibi aynı zamanda binlerce yıllık gelenekle de savaştı. Büyük bir inanç, özgüven, sevgi, emek ve fedakarlıkla kadınların öncülüğünde yürütülen savaş kazanıldı. Bu salt bir zaman dilimi ve bir muharebenin kazanılması değildi. Binlerce yıllık ataerkil sistemle girişilen amansız bir kavga ve özgür yaşam kapılarını aralama savaşıydı. Kadın Kurtuluş İdeolojisi bu zeminde sınanıp, somutlaşma olanağı yakaladı.

Bu, bin yılda bir yakalanabilecek tarihi bir andı. Bu anı iyi değerlendiren Kürdistan kadın hareketi, bunu kadın devriminin gelişeceği zemine dönüştürmeyi başardı. Dünya kamuoyu kadınların savaşabildiğini, savaşırken güzelleştiğini, güçlendiğini, yaşamı koruyabildiğini büyülenmişcesine izlerken; kadınlar savaşın vahşi yüzünü insanileştirip, özgür yaşamla bağını kurdu. Devletlerin bile karşısında durma dirayeti gösteremediği bu vahşi örgüt karşısında tarihsel süreç boyunca tüm savunma olanaklarından yoksun bırakılmış kadınların, savaşma gücünü göstermesi, kuşkusuz bir anda ortaya çıkan ve kendiliğinden gelişen bir durum değildi. Her devrim anında olduğu gibi bunun da dayandığı tarihi bir arka planı vardı. Çok sayıda eşik ve engel aşılarak o güne gelinmişti. Rêber Apo’nun kadın özgürlüğünü eksen alan toplumsal özgürlük felsefesinden beslenmiş, o mücadele geleneğine sırtını dayamıştı.
Kadınlar öncülüğünde kazanılan Kobanê savaşından sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı, olamazdı da. Savaşa öncülük eden kadınlar, toplumsal ilişkilerin yeniden inşa edilmesini de üstlendi. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sistemiyle yaşamın her alanına kadının duygusu, fikirleri yansıdı.

Kobanêliler en zor koşullarda bile kadınların neler yapabildiğini görüp, tanıklık etmişti. Bu nedenle kadın etrafında gelişen bu yeni toplumsallığa inandılar ve katılım sağladılar.

Kızgın savaş koşullarında toplumsal inşanın yapıldığı bu altı yıllık zaman diliminde toplumsal ilişkilerin özgürleşmesinde büyük değişimler yaşandı. Kadınlar yaşamın her alanında belirleyici konumda yer aldı, yer alıyor. Asayişten eğitime, sağlıktan siyasete, savunmadan adalete her alanda yer alıp, özgün örgütlenmelerini oluşturmuş durumda.
Kadın sistemini kurmuş, kendilerine dair söz söyleyip kararlar alıyor, yargıda kadın kanunlarını uyguluyorlar. Her yerde örgütlenen Mala Jin’lar (kadın merkezleri) kadın devriminin toplumsal ayağının örülmesinde önemli sorumluluk üstlenmiş durumda. Kadınlara dair alınan her kararda Mala Jin’in fikri ve onayı yer alır.

Kadın akademileri tarihte bir ilk olma özelliğinde ve önemli fikirsel tartışmalara ev sahipliği yapıyor. Fikir-zikir-eylem birliğinin yakalandığı bu zeminde aile ilişkilerinde de ciddi değişimler gözleniyor. Kadınlar haklarının bilincine vararak, aile içindeki ikincil konumunu aşmanın zengin yol yöntemlerini geliştiriyor.

Egemenler en çok bir devrimin toplumsallaşması, kültürleşmesinden korkar. 23 Haziran 2020’de Türk devletinin Kobanê devrimi içinde yetişen ve öncüleşen üç kadını (Zehra Berkel, Hebûn Mele Halil, Emîne Weysî) katletmesi, bu derin korkunun yansımasıdır. Öncüleşen ve geleneksel statüsüne başkaldırıp değişimi dayatan kadın, ataerkil sömürgecilik açısından korku kaynağı olarak algılanıyor.

Ama Kobanê halkı, bir kez kadınların savaştaki gücünü görmüş, ona inanmış, onun mücadelesine katılmış.
Adeta akışını arayan su misali devrim kendi yolunu bulmuş. Kısa zamana çok şey sığdırılmış.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.