Kontrgerilla aklı sahnede!

Dosya Haberleri —

2 Haziran 2022 Perşembe - 20:00

Türkiye'de devlet terörü

Türkiye'de devlet terörü

  • Hak savunucuları itiraz ettikleri hak ihlallerinin mağduru olduklarını söyleyen Hafıza Merkezi Hukuk Çalışmaları Program Koordinatörü Özlem Zıngıl: "Çözüm için güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç var."
  • Hafıza Merkezinde Projeler Koordinatörlüğü görevini yapan Burcu Bingöllü: "İnsan hakkı savunucularının rahat çalışabileceği koşulların oluşması için hükümetin acil adımlar atması gerekiyor."
  • Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyaları ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan: "Türkiye’de gördüğümüz en büyük sıkıntılardan biri yasaların kötüye kullanılması ve bazı tanımların muğlak bırakılması."
  • İHD Eşbaşkanı Eren Keskin: "AKP-MHP ya da AKP-derin devlet uzlaşmasından sonra 90’ların bütün aktörleri Mehmet Ağar, Tansu Çiller, Korkut Eken, Aladdin Çakıcı yani o dönemin kontrgerilla aklını oluşturan kişiler yeniden sahneye çıktılar."

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

Türkiye'de insan hakları savunucuları, devletin hedefi olmaya devam ediyor. Hak savunucularının faaliyetleri çeşitli yasa ve yönetmeliklerle engelleniyor. İnsan hakları savunucularına karşı kullanılan bu yasa ve yönetmelikler arasında “Terörle Mücadele Kanunu”, kamu düzenine ilişkin yasalar, dernek ve vakıflarla ilgili yasalar ile basın yasaları bulunuyor. Bu yasalarla birlikte hak savunucuları dernek kurma özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü ile ifade özgürlüğüne ilişkin haklar tamamen baskı altına alınmış durumda. 

Mevcut yasa ve yönetmelikler hak savunucularının özgürlük, kişi güvenliği ve adil yargılanma gibi haklarının ihlal edilmesiyle sonuçlanırken, hak savunucularının faaliyetlerine ilişkin yasalardaki geniş kısıtlamalar devlet görevlilerine, keyfi olarak gözaltına almak, kovuşturmak ve faaliyetlerini yasaklamak gibi baskı uygulamak için birçok bahane yer alıyor.

Türkiye’deki insan hakları savunucuların mücadelesini ve maruz kaldıklarını Hafıza Merkezi Hukuk Çalışmaları Program Koordinatörü Özlem Zıngıl, Hafıza Merkezi’nde Projeler Koordinatörlüğü yapan Burcu Bingöllü, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyaları ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Eren Keskin ile konuştuk. 

Özlem Zıngıl

Mağdur ediliyorlar

Türkiye’de hak savunucularının en temel haklarının bile hiçe sayıldığını dile getiren Özlem Zıngıl, Türkiye gibi baskıcı rejimlerin olduğu ülkelerde hak savunucuları ayrı bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Hakları ihlal edilen insanlar için ayağa kalkıyorlar yaşanan haksızlıklara itiraz ediyorlar. Ancak kendileri yoğun hak ihlaline maruz kalıyorlar. Hak savunucuları itiraz ettikleri hak ihlallerinin mağduru oluyorlar” dedi.

Siyasi iradeye ihtiyaç var

Türkiye’de hak savunucularının yaşadığı hukuki zorluları had safhada olduğuna dikkat çeken Zıngıl, “Yargısal süreçler çok yavaş ilerleyen uzun zamana yayılan süreçlerdir. Bir hak savunucusu tutuklanıp birinci derece mahkemede ceza aldığında istinaf, Yargıtay süreçleri yıllara yayılıyor. Buradan karar çıkana kadar hak savunucusuna verilen cezada ya bitmiş oluyor ya da çok az bir süresi kalmış oluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) süreci de böyle ilerliyor. Burada önemli olan insan haklarına daha fazla değer verilmesiyle bir çözüm elde edilebilir. Bunun içinde güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç var” diye konuştu.

Burcu Bingöllü 

Acil adımlar atılmalı

Uzun yıllardır Hafıza Merkezinde Projeler Koordinatörlüğü görevini yapan Burcu Bingöllü ise hak savunucularının taciz, gözdağı ya da kovuşturma endişesi duymadan meşru eylemlerini yapabilmeleri gerektiğini söyledi. İnsan hakkı savunucularının rahat çalışabileceği koşulların oluşması için hükümetin acil adımlar atması gerektiğini söyleyen Bingöllü, ancak hükümetin daha çok yasalar yoluyla sivil alanın daraltılması hak savunuculuğunun faaliyetlerinin engellenmesine dönük müdahalelerde bulunduğunu ifade etti. 

Yargı, polis, medya kıskacı

Hak savunucularının bir yandan yargı eliyle kıskaca alındığını söyleyen Bingöllü, öte yandan da çalışma yaşamında sicilinin bozulması, çalıştığı yerden bir şekilde ilişiğinin kesilmesi, gayri meşru bir şekilde takip edilme, taciz ve tahdit gibi yöntemlerle susturulmak istendiğini dile getirdi. Bingöllü, hak savunucularının sahada en çok yaşadığı sorunları şöyle sıraladı: “Toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının kullanımında ortaya çıkan yasaklamalar, kamu makamlarının hassas bulduğu konularda yapılacak toplanmaların engellenmesi, polis ve jandarma tarafından müdahale edilmesi, kamu otoriteleri tarafından karalama kampanyaları, medya organları üzerinden hedef gösterilme gibi öne çıkan ihlaller bunlar.”