Kürt güçleri seyirci kalamaz

Dosya Haberleri —

Hawzhin Baghali

Hawzhin Baghali

Dr. Hawzhin Baghali ile ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını, arka planını ve Rojhilat Kürtlerinin siyasi konumunu konuştuk

  • Hamaney'e yakın askeri yetkililerin öldürülmesi rejimi zayıflatmada etkili oldu ve suikast korkusu nedeniyle mevcut yetkililer arasındaki iletişim azaldı ve bu da kargaşayı artırdı. Ancak ABD'nin Ortadoğu'daki askeri müdahalesiyle hedeflediği sonucun bu olduğunu sanmıyorum.
  • İslam Cumhuriyeti, İran halkının kalbine kendisine karşı nefret tohumları ekmiş durumda. İran tarihinde hiçbir hükümet, halk tarafından İslam Cumhuriyeti kadar nefret görmemiştir. Buna rağmen insanlar savaştan, ülkenin altyapısının tahrip olmasından ve sivillerin ölmesinden korkuyor.
  • Kürtler kendi aralarındaki dayanışmayı güçlendirmeye odaklanmalıdır. Rojhilat'ta yüzyılda bir kez yaşanabilecek gelişmeleri seyirci kalarak izleyemezler. Taraflar hiçbir şey yapmazlarsa, İslam Cumhuriyeti'nin Kürdistan'da radikal İslamcılara alan açması riski ortaya çıkacaktır.

ROJHAT ABİ

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılar İran genelinde devam ediyor. İran İslam Cumhuriyeti ise Ortadoğu'da belirlediği hedefleri füze ve insansız hava araçlarıyla vuruyor. ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İsrail ile birlikte İran'a karşı başlattıkları saldırıda İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünü açıkladı. Hamaney'in öldürülmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Baş Yargıç Gholam-Hossein Mohseni-Ejei ile birlikte devlet işlerini yönetmek üzere üç üyeli geçici liderlik konseyine Ayetullah Alireza Arafi getirildi. Bunlar yaşanırken Rojhilat Kürdistan’ında faaliyet gösteren birçok Kürt partisi ise birleştiklerini deklare etti. Savaşın nereye evrileceği belirsizliğini korurken Kürtlerin nasıl etkileneceği ise gündemdeki yerini koruyor. École des Hautes Études en Sciences Sociales’te (EHESS) doktorasını yapan araştırmacı-sosyolog Dr. Hawzhin Baghali ile Rojhilat Kürtlerinin siyasi konumunu, diaspora ile İran toplum ilişkilerinin olası rejim değişikliğine nasıl yansıyacağını ve Kürt hareketlerinin, İran toplumunun farklı kesimleri üzerindeki etkilerini konuştuk.

İran'da Hamaney'in suikast sonucu öldürülmesi güç dengelerini nasıl etkileyebilir? Savaşın gidişatı ve rejimin çözülmesinde kritik bir dönüm noktası görülebilir mi?

Hamaney'in öldürülmesi, İslam Cumhuriyeti rejimine ağır bir darbe olsa da -öncelikle psikolojik bir darbeydi- siyasi yapıda büyük bir değişiklik yaratmadı. Elbette, Hamaney'e yakın askeri yetkililerin öldürülmesi rejimi zayıflatmada etkili oldu ve iç karışıklıklar veya suikast korkusu nedeniyle mevcut yetkililer arasındaki iletişim azaldı ve bu da kargaşayı artırdı. Ancak bu, rejimi devirmez ve ABD'nin Ortadoğu'daki askeri müdahalesiyle hedeflediği sonucun bu olduğunu sanmıyorum. Trump, yarın savaşın sona erdiğini ilan ederse, rejimin hayatta kalması onun için bir zafer, İsrail ve ABD için ise bir yenilgi olarak değerlendirilecektir. Bu nedenle, böyle bir şey yapacaklarını çok şüpheli buluyorum. Ancak bu iki ülkenin, aşırılık yanlılarının yerine daha ılımlı bir iç gücü hızla kurmak ve böylece savaşı daha erken sona erdirmek için iç güçlerle planlar yapmış ve bağlantılar kurmuş olmaları mümkündür.

Rojhilat’taki Kürt siyasi hareketleri arasında kurulan ittifakı nasıl değerlendiriyorsunuz?

PJAK savaştan birkaç gün önce diğer dört parti ile birlikte Rojhilat'ın siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde 6 ana parti ittifak kurdu. Bugün başka bir partinin de katıldığı bu ittifak, savaştan önce bile hedefini İslam Cumhuriyeti rejimini devirmek ve Rojhilat'ta demokrasiyi korumak ve İran'da demokrasinin ilerlemesi için çalışmak üzere demokratik bir halk örgütü kurmak olarak ilan etmişti. Bu ittifak, Rojhilat'taki halkla işbirliği ve iletişim halinde.

İran /foto:AFP

İran’da geçici Liderlik Konseyi yeni dini liderini henüz seçmiş değil. Bu belirsizlik sahadaki durumu nasıl etkileyecek?

Yeni dini liderin kim olacağı hâlâ belirsiz. Başlangıçta öldürüldüğü sanılan Hamaney'in oğullarından Mücteba Hamaney'in bu göreve seçildiği yönünde söylentiler vardı ancak İran medyası bunu yalanladı. Bence bir halef seçildi ancak güvenliği sağlanamadığı için adı açıklanmıyor. Ayetullah Alireza Arafi veya Mücteba Hamaney eski liderin halefi olursa, bu İslam Cumhuriyeti'nin herhangi bir iç değişiklik geçirmediği ve savaşı sürdürme niyetinde olduğu anlamına gelir. Ancak Batı'ya karşı nispeten daha ılımlı bir tutum sergileyen eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gibi birinin -cumhurbaşkanlığı döneminde protestolar sırasında iki büyük katliam meydana gelmiş olsa da- seçilmesi, İslam Cumhuriyeti'nin Batı'ya, özellikle de ABD’ye açılmaya başladığının bir işareti olabilir.

ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında İran ve Rojhilat halklarının tutumu nedir?

İçerideki insanlar böyle bir durumda çok az seçeneğe sahip; öncelikli çabaları bombardıman altında hayatta kalmak. Ancak farklı duygular içindeler. Çoğu insan bu saldırıları uzun süredir beklemekte. İslam Cumhuriyeti, İran halkının kalbine kendisine karşı nefret tohumları ekmiş durumda. İran tarihinde hiçbir hükümet, halk tarafından İslam Cumhuriyeti kadar nefret görmemiştir. Buna rağmen insanlar savaştan, ülkenin altyapısının tahrip olmasından ve sivillerin ölmesinden korkuyor. Öte yandan, ABD ve İsrail’in İran’ın refahı ve demokrasisi için bu kadar çaba harcamadığını çok iyi bilmekteler. Yine de kalplerinde değişim umudu uyanmış ve askıda kalma ile çıkmaza girme durumundan çıkmışlardır. İran ve Kürdistan halkını çelişkilerle örülü, ucu bucağı olmayan ve sayısız duyguya sahip bir topluluk olarak tanımlamak mümkündür.

Bu saldırılar özellikle Rojhilat Kürdistan'ını nasıl etkileyebilir?

Geleceği tahmin etmek zor, çünkü Trump gibi belirsiz ve öngörülemez aktörleri öngörmek her zaman zordur. İran ve Rojhilat’ın kaderi şu anda bir dereceye kadar ABD ve İsrail’in elindedir. Olası saldırılar altyapıyı tahrip edecek, İran’da istikrarı yıllarca bozacak ve çok sayıda can kaybına yol açacaktır. Ancak bu durum, tüm siyasi gruplara ve güçlere rol alma ve belki de nihayetinde demokratik bir siyasi yapı oluşturma fırsatı sunabilir.

Kürdistan’da etkili güçler daha belirgindir. Bunun nedeni, bölgenin uzun ve köklü geçmişe sahip siyasi partilere ev sahipliği yapmasıdır. Bu partiler net bir yapıya ve fikir sistemine sahiptir; bazıları silahlı güçleriyle savaş zamanında aktif rol alabilir. Bu nedenle kriz anında kendileri için bir rol belirleyebilirler. Ancak bu aynı zamanda daha fazla sorumluluk ve risk üstlenmek anlamına gelir.

Kürtler nasıl pozisyon alacak?

Bahsettiğim gibi, Kürtlerin İran dışında uzun bir geçmişi olan siyasi partileri var ancak Rojhilat'ın içinde de çok güçlü ve canlı bir sivil toplumla karşı karşıyayız. Rojhilat'ın çeşitli şehirlerinde, yıllar boyunca tüm zorluklara, baskıya ve zulme rağmen çalışmalarını sürdüren düzinelerce aktif halk örgütü ve derneği var. Bana göre, bu sivil toplum öncelikle halkın hayatını korumaya ve bu durumda kendi aralarındaki dayanışmayı güçlendirmeye odaklanmalıdır. Koşullar uygunsa, Amerikan ve İsrail güçlerinden yeterli koruma alırlarsa, partilerin İran topraklarına girip bu iki ülkeyle birlikte rejime karşı savaşmaktan başka seçeneği kalmayabilir. Rojhilat'ta yüzyılda bir kez yaşanabilecek gelişmeleri seyirci kalarak izleyemezler. Taraflar hiçbir şey yapmazlarsa, İslam Cumhuriyeti'nin Kürdistan'da radikal İslamcılara alan açması riski ortaya çıkacaktır. Ya da Trump merkezdeki bir grupla anlaşmaya varırsa ve Kürt partiler hiçbir şey yapmazsa, iktidara gelen grup büyük olasılıkla Kürtlerin yıllar boyunca kazandıkları az sayıdaki haklarını da ellerinden alacaktır.

Rıza Pehlevi'nin Kürt ittifakı karşısındaki tutumunu nasıl yorumluyorsunuz? Amerikan rejimi için Pehlevi bir seçenek olabilir mi?

Son yıllarda, Rıza Pehlevi siyasete ciddi bir şekilde girdiğinden beri, hiçbir zaman bir örgüt, grup veya parti kuramadı. Esasen, bireyler arasındaki işbirliği ve dayanışmaya inanmıyor. Herkesin etrafında toplanmasını istiyor ve gerçekten İran'ın kralı olduğuna inanıyor. Bu meşruiyeti, yıllardır büyük miktarlarda para karşılığında onun reklamını yapan medya sayesinde kazandı. Rıza Pehlevi, aslında son derece baskıcı ve militarist fikirlerini ortaya koyan bir acil durum kitapçığı yayınladı. Kürt partiler ittifak kurduktan sonra, Rıza Pehlevi ittifakı şiddetle eleştiren bir açıklama yaptı, Kürtleri ayrılıkçı olarak nitelendirdi ve soykırımla tehdit etti. Bu kişi daha iktidara gelmeden herkesi kendinden uzaklaştırmışken, İslam Cumhuriyeti rejiminden sonra İran'da hızlı bir şekilde istikrarı yeniden sağlamak isteyen ABD için neden uygun bir seçenek olsun ki? Hayır, bunun mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Rıza Pehlevi, İran gibi büyük ve çeşitlilik arz eden bir ülkeyi bu tür fikirlerle yönetemez.

Yurt dışındaki İranlılar ile ülke içindeki İranlıların ülkeleri için gelecek tahayyülleri aynı mı? Ortaklıkları ve farklılıkları neler?

İslam Cumhuriyeti rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle, İran içindeki ve dışındaki kişiler arasındaki iletişim ve yurt dışında yaşayanların İran'a sürekli ve korkusuzca geri dönme olasılığı sınırlıdır. Bu nedenle, İran'daki birçok İranlının bağlantılarının koptuğunu ve bazen yanlış anlamalara maruz kaldıklarını söyleyebilirim. Öte yandan, tüm bu yıllar boyunca, içeridekilerle organik bir ilişki kurabilecek güçlü bir muhalefet örgütü kurmayı başaramadılar. Bu nedenle, farklılıkların ortak noktalardan daha fazla olduğunu düşünüyorum. Rejimi devirmek, hem içerideki hem de dışarıdaki tüm insanlar arasında en belirgin ortak hedef olabilir ve bu devrimin yabancı müdahale olmadan gerçekleşemeyeceği fikri de çoğu insan tarafından bir şekilde paylaşılmaktadır. Diğer bir konu ise laiklik fikridir. Hem ülke içindeki hem de dışındaki çoğu insan, bir sonraki hükümetin laik olması gerektiği konusunda hemfikir görünüyor. Ancak genellikle üst sınıftan olan ülke dışındaki insanların (alt sınıftan bireyler genellikle ülkeyi terk edecek imkânlara veya bütçeye sahip olmadıkları için) daha sağcı siyasi görüşlere sahip olma eğiliminde olduklarını, ülke içindeki insanların ise çok daha çeşitli ve merkezci olduklarını tahmin edebiliyorum.

Yurt dışındaki İranlılar İran’ın geleceğine nasıl katkıda bulunabilirler? Olası bir rejim değişikliği durumunda, diasporadaki İranlılar ülkelerine geri dönerler mi?

Bu aşamada, ülke dışındaki diasporanın yapabileceği en önemli şey, ülke içindeki insanların görüşlerine saygı duymak ve kendi temsilcilerini ülke içindeki insanlara dayatmamaktır. Onlar adına kararlar almamalıdırlar. Rejim değişikliği ve İran'a dönüş durumunda, onlar da büyük yardımda bulunabilirler. Ülke dışında, İran'a dönerek İran'ın donmuş ekonomisine kesinlikle önemli bir katkı sağlayabilecek büyük bir vasıflı işgücü bulunmaktadır. Ayrıca, yurt dışında, özellikle Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan birçok İranlı önemli yatırımlara sahiptir ve İran'da yatırım yapmaya başlayarak önemli bir yardım sağlayabilirler. İran, Ayetullahların rejiminden sonra istikrarı bulursa, birçok insanın geri döneceğine inanıyorum, ancak bu istikrarın yakında gerçekleşmesi biraz olası görünmüyor.

 

* * *

İran'daki halklar

İran'da farklı din ve mezheplere sahip 10’dan fazla etnik grup bulunmakta. Bu etnik gruplar arasında Persler, Türkler, Kürtler, Beluciler, Araplar, Lurlar, Gilaklar, Talishiler ve diğerleri sayılabilir. Dinler arasında İslam (Şii ve Sünni), Hristiyanlık, Yahudilik, Zerdüştlük, Bahailik, Yarsanlık vb. bulunmaktadır. Bu gruplar uzun yıllardır bir arada yaşamaktadır ve İran'da bu etnik gruplar arasında iç savaş yaşanmamıştır. Ancak bazı etnik gruplar ile merkezi hükümet arasında çatışmalar olmuştur. Birbirine yakın yaşayan etnik gruplar arasında her zaman farklılıklar olsa da, bu gruplar arasında istikrarlı bir siyasi yapı ortaya çıkmamıştır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.