Kürtçe için bir Serhildan şart

Forum Haberleri —

2 Mart 2022 Çarşamba - 23:30

Koyê Üniversitesi

Koyê Üniversitesi

  • Bunu lingucide (Dil soykırımı) olarak adlandırmak mantıklı değil. Amaç Kürtlerin soykırımı ise Kürt dilinin yok edilmesi de Jenocid’dir. Dolayısıyla uluslararası hukuk alanında Kürtlere ve Kürtçeye karşı yapılan suçları doğrudan soykırım olarak adlandırabiliriz; ve zaten Birleşmiş Milletler'in soykırım tanımı buna izin veriyor.

LUQMAN GULDIVÊ / SILÊMANÎ
Koyê Üniversitesi Kürt Dili Bölümü ve Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Dil Komisyonu'nun ortak organizasyonu ile 21 Şubat Dünya Anadil Günü münasebetiyle Koyê'de Kürt Dilinin Durumu ve Mevcut Engeller başlıklı üç panelli bir konferans düzenlendi. Bu konferans, hem KNK hem de Koyê Üniversitesi için yeni bir ortaklığa işaret ediyor. KNK Dil Komisyonu daha önceleri de aynı eksende çeşitli konferanslar organize etmişti. Ancak bu defa konunun muhatabı bir üniversite ve çalışmada  ortak organizasyon üzerinden şekilleniyor. Koyê Üniversitesi, rektörün teşvikiyle, her dört parça Kürdistan’da yaşanan durumu ilk ele alan kurum oldu ve bunu KNK ile işbirliği içinde gerçekleştirdi. Bunun için de memnuniyet ve bu işbirliğinin devamını temenni ettiğimiz açıktır. 
Konferansa KNK Eşbaşkanı Zeyneb Murad ve Koyê Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Weli Mehmûd’un katılımcıları karşılaması ile başlandı. Yapılan ilk panelde her dört parça Kürdistan’da Kürt dilinin durumuna ilişkin sunumlar yapıldı. Bu makalelerde birkaç temel tespit ön plana çıktı. Bunlardan biri de her parçanın sorununun farklılaşmış olmasıydı. Başûr'un sorunu başka, Rojava'nın sorunu başka, Rojhilat'ın sorunu, Bakur'un sorunu başka bir sorundu.
Kürt dilinin Rojhilat Kurdistan'ındaki durumu hakkında Prof. Dr. Cafer Şeyhülislami konferansa, Kanada'nın Ottawa kentinden online olarak katıldı. Konuşmasının ana eksenini devletin dili ve politika üzerine kurdu ve bu politikaya göre bir azınlığın dilinin nasıl değiştiğini anlattı. Rojhilat Kurdistan'ındaki mevcut durumu, bir yandan Kürt diline dönük bir tolerans olsa da diğer yandan saldırı ve baskıların da sürdüğünü şeklinde tanımladı. Cafer Şeyhülislami’nin sözleriye “dil öyle bir şeydir ki onunla eğitim yapılır” diğer bir deyişle, Kürtçenin Rojhilat Kürdistan’ında eğitim dili olarak kullanılması, Kürt dilinin varlığı ve korunması için hayati önem taşımaktadır. 
Başûr Kurdistan'ının sorunu daha çok yabancı kelimelerin yaygınlaşması, yazı dilinin ortaklaştırılamaması ile ilgili konulardı. İkinci bölümde bu konular hakkında daha çok şey anladık, hissettik. Bu etapta Kerkûk Üniversitesi Kürtçe Bölümü'nden Dr. Azad Hawrê, Kerkûk'teki Kürtçenin durumunu ve Kerkûk'teki sorunları anlattı. Kerkûk'teki çok dillilik ve Kürtçenin diyalektik çeşitliliği onu Kurdistan'ın küçük bir dilsel modeli yapıyor tanımlamasını yaptı. (Tabi ki Kurmanci ve Kirmancki etkisi olmaksızın) Kerkûk’teki asıl meselenin okullar, öğretmenlere erişim ve Yüksek Öğrenimin Bağdat ve Bölge Hükümeti arasında kilitlenme durumdan kaynaklı olduğunu anlamış olduk. Mutluluk verici olansa tüm bunlara rağmen ailelerin büyük çoğunluğunun çocuklarını Kürtçe okullara göndermeyi tercih etmesiydi.

Kürtçe’nin Rojava’daki dirilişi
Eğitim sistemin oturtulması Rojava’daki sorunun doruk noktasıydı. İlk günkü tartışmalarda, 2000'li yıllardan bu yana Kürtçe eğitimde kaydedilen kayda değer ilerleme ortaya kondu. Belirleyici olanın okulların evlerde açılması olduğundan; 2007'de, yani Devrim'den önce bile bu adım başlangıç ​​noktası olmuştur.
Rojava Üniversitesi eğitim görevlisi ve Kürt Dil Kurumu Eşbaşkanı Zekiye Nayif Hesen, Kürtçe eğitimin Rojava'da en ince detaylarına kadar örüldüğünü anlattı. Devrim ile ilkokullardan üniversitelere adım adım ilerlenirken, bugün Kürtlerin tüm eğitimi Kürtçedir. Şu anda 800 binden fazla öğrenci Kürtçe eğitim görüyor. Buradaki asıl sorun rejimden geriye kalan müfredatın aşılması durumudur ki bu da sistemli bir şekilde aşılıyor. Kürt öğrencilerin yalnızca yüzde 10’nun velilerinin ikna olmamalarından kaynaklı Kürtçe okullara gönderilmediğini de Zekiye Nayif Hassan’dan öğrendik. Hassan ilgili kurumların velileri ikna etmek için çabaladığını da sözlerine ekledi.

Neden Bakurê Kurdistan’da evlerde okul açılmadı?
Bakur’un dertleri, sorunları bir örnek niteliğindeydi. Wan Med-Der’den öğretmen Hamid Dilbehar, Kürtçe kullanmamanın mevcut koşullarda yarattığı tehlikelere dikkat çekti. Dilbehar çok olumsuz bir tablo çizse de Kürdistan'ın her yerinde imkanı olan herkesi ve Kürdistani tüm çevreleri Kürt dil mücadelesini sahiplenmeye çağırdı. Esas olarak konuşmasının içeriğinde, Kürtlerin artık eskisi gibi dillerinden utanmadıklarını da belirtti ve bunu da olumlu bir değişiklik olarak nitelendirdi. Artık Hakkari ve Gever gibi kentlerde evlerde, pazar ve mahallelerde Kürtçe konuşmanın azalmasının dilimiz açısından varlık yokluk sorununa dönüştüğünü de aktardı. Bu kara tabloda binlerce Kürtçe öğretmeninin imkansızlıklardan kaynaklı hizmet veremediklerinden de bahsetti. Sonunda gözümün önünde canlanan tablo ile şu soru aklıma geldi: Kürdistan Özgürlük Hareketi bu binlerce öğretmeni neden evlerde ve sokaklarda çocuklara Kürtçe öğretmek için seferber etmiyor? Bu Rojava’da 2007'de mümkün olurken o zamandan beri Bakur’da neden mümkün olmadı? Kanımca bu sorunun cevabı Kürtçenin durumu hakkında oldukça karamsar konuşsa da eğitimci ve yazar Hamid Dilbehar’ın, ‘Kürtçe için bir Serhildan gereklidir’ sözünde gizlidir. Yukarıdaki sorunun cevabını vermek ancak bununla mümkündür.

Çözüme dönük tartışmalar 
Koyê Üniversitesi Kürtçe Bölümü'nden Dr. Emer Mehmûd Kerîm, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin dil politikalarının hazırlanmasından bahsetti. Burada vilayetler düzeyinde Soranice’nin standartlaştırılması, Kürtçenin içerisinde yabancı kelimelerin yaygınlaşmasının önlenmesi konuları öne çıktı.
Çözümü için öne çıkan başlıca öneriye göre, hükümetin dil politikasını tanımlamaya yönelik yeni bir çalışma yapmasının gerekliliğidir. Bir sorun üzerinden fark ediyoruz ki hem hükümet hem de Dr. Emer Mahmud Karim her azınlığın (özellikle Süryaniler) ilköğretimde anadilde eğitim yapmasını destekliyor. Ancak orta ve yüksek öğrenimde bu imkanları yok sayıyor. 
Ben de daha önceki tartışmaların ayrıntılarına girmeden Bakurê Kurdistan üzerinden temel bir konu hakkında sunum yaptım. Eğer sorunumuz varlık yokluk sorunuysa Kürt siyaseti bunun adını koymalı: Türk devletinin Kürtçeyi yok etme politikası, cumhuriyetin başından beri devam eden Kürtlere yönelik soykırım politikasının bir parçasıdır. Bu yüzden bence bunu lingucide (Dil soykırımı) olarak adlandırmak mantıklı değil. Amaç Kürtlerin soykırımı ise Kürt dilinin yok edilmesi de Jenocid’dir. Dolayısıyla uluslararası hukuk alanında Kürtlere ve Kürtçeye karşı yapılan suçları doğrudan soykırım olarak adlandırabiliriz; ve zaten Birleşmiş Milletler'in soykırım tanımı buna izin veriyor. Şu anda Türkçe de Kürtçeyi ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanılıyor. Başka bir deyişle, Türk dili dilsel anlamda masum olabilir, ancak Kürtlerin soykırımı ile ilgili olarak bir silahdır. 
Bu tespitin ardından ben de çözüm için Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin bir aktör olarak Kürtçenin siyasi ve toplumsal arenada Kürt toplumuna geri dönüşü açısından dil politikasını tam olarak geliştirmesini önerdim. Onlarca kampanyaya ve her yıl Kürtçe için sürekli bir uğraş olmasına rağmen, Bakur'daki Kürtçe dil çalışmaları hala Kürt siyasetinin ana politik yaklaşımlarından biri olamadı. Kürtçenin Bakurê Kurdistan’da hayatta kalabilmesi, korunması ve gelişmesi için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler önüne koyan kapsamlı bir politika hayati önem taşıyor.
Bu mesajımın ne kadarının muhataplarına ulaştığından emin değilim. Kürtçe konusunda en duyarlı ajanslardan olan Rojnews’de bile yayınlanan haberde ne başlıca sorunlardan ne ana tespitlerden nede çözüm önerilerimden bahsedilmemişti.  Nihayetinde HDP Milletvekili Dersim Dağ da konferansın dinleyicileri arasındaydı ve umarım yaptığım sunum ile yazımı bir eleştiri ve öneri olarak anlamış ve sorumlu siyasi aktörlere iletmiştir.
Dr. Kamuran Berwari, kapsamlı sunumu ardından Maxmur'un Hewlêr'de verilen eğitimden mahrum bırakılmasını eleştirdi. Bana göre bu önemli bir konudur. 
Maxmur'dan iki öğretmen arkadaşımız da konferansta konuk olarak bulunuyordu, PDK'nın kamptaki eğitim çalışmaları dönük yarattığı zorlukları anlatarak, Maxmur’daki liselerden mezun olan öğrencilerin Hewlêr ve Duhok üniversitelerinde eğitim görmelerine izin verilmediğini dile getirdiler. Dr. Kamran Berwarî’nin sözleriyle, ‘bu durum utanç vericidir.’ Hiç bir neden Kürt mülteci çocuklarının Kürdistan toprakları üzerinde yararlanması gereken eğitim hakkından mahrum bırakılmasını makul ve meşru gösteremez.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.