Kürtler için acil önlemler

Ava Neşe KALP yazdı —

4 Ocak 2022 Salı - 23:30

  • Türk devletinin içerideki bütün ırkçı politikalarını devşirme sivilleri harekete geçirerek yaptığını hatırlarsak, Devlet Bahçeli ve Süleyman Soylu’nun son dönemdeki açıklamaları ve Erdoğan’ın söylemlerinin anlamını buradan çözebiliriz.

AKP’yi de ele geçiren devşirme-Türkçü çete yani derin devlet, fena halde deşifre olduğundan, darbelerin ömrü ve sayısının da çözüm olamadığı, dolayısıyla da ciddi bir kan dökme krizine girildiği bir aşamadayız.  Elbette kimin kanının bu ülkede dökülebileceği de bilindiğinden, başta Kürtler olmak üzere kanı dökülme potansiyeli yüksek olan kesimlere yönelik ciddi kışkırtma faaliyetlerine odaklanıldığı anlaşılmaktadır.

Eskisi gibi sınır dışında at koşturma ve dron pazarlama kabiliyetini kaybeden kan bağımlısı bu devlet geleneği, içeride Kürt katliamları ile hayatta kalma niyetini iyice göstermektedir.

Aralık ve Ocak ayları geleneksel devlet katliamlarının sergilendiği aylar olarak, HDP binasına tam de Deniz Poyraz’ın duruşmasının bir önceki gününe denk getirilmesini ve daha sonra silahlı bu saldırganın "serbest bırakılmasını" tam da buradan okumak gerekir. Alenen Kürtlerin sinir uçlarıyla oynayarak onları kışkırtmak, buradan da bir katliama girişerek tekrar on yıllık bir sindirme eylemini gerçekleştirme ve  Erdoğan ölmeden onun gücünü devam ettirecek bir çözümün peşinde.

Daha da önemlisi, son günlerde dillendirdikleri, "İBB’de teröristler çalışıyor. Bunlar İstanbul suyuna zehir koyabilirler" diyen Bahçeli, uzun yıllardır devleti ele geçirmiş bu ideolojik ve mafyatik çetenin niyetini açıkça söylemektedir. Suya zehir koyma argümanının, 1909’da Adana’da Ermenilere karşı yapılan pogromda, 1978’de de Maraş’ta Kürt Alevi pogromunda kullanılmış bir argüman olması bir tesadüf değildir elbette. Bu yolla bir yandan tüm toplumu tehdit ederken, öte yandan "terörist" olarak tanımlayacakları Kürtler, Aleviler, Solcular, Hıristiyanlar, Yahudiler için ciddi bir imha altyapısı oluşturmaktadırlar. Bu yolla sivillerin aktive edileceği bir iç kıyım planını hedefledikleri anlaşılmaktadır.

Türk devletinin içerideki bütün ırkçı politikalarını devşirme sivilleri harekete geçirerek yaptığını hatırlarsak, Devlet Bahçeli ve Süleyman Soylu’nun son dönemdeki açıklamaları ve Erdoğan’ın söylemlerinin anlamını buradan çözebiliriz.

Kutuplaştırma kapasitesinin sonuna gelindiğinden ve başka da bir çözüm de kalmadığından, bir an önce harekete geçilip bir katliamla halkın sindirilmesi ve bu yolla seçimlerden tekrar çıkmanın yollarını aradıkları açıktır.

Soykırımın önemli aşamalarından biri olan insanlıktan çıkarma denilen "dehumanization" aşamasında olduklarını da burada belirtelim. Zira 'terörist' olarak işaret edecekleri kitleler, "şehir suyuna zehir koyacak kadar insanlıktan çıkmış yaratıklara" şimdiden dönüştürülmektedir. Bu insanlıktan çıkarmanın amacı, işaret edilen kitlelere saldırılırken, onların insan olarak algılanmaması dolayısıyla saldırganların daha rahat ve kolay suç işlemeye teşvik edilmesi anlamına geliyor. Deniz Poyraz ve HDP Bahçelievler saldırganlarına davranışın sembolik anlamı burada devreye giriyor. Bu yolla topluma, "siz öldürün, sizi koruruz, size bir şey olmaz" mesajı verilmektedir.

Bu çerçevede özellikle Kürt illerinde radikal İslamcı çeteleşmenin hızlandırıldığı da ayrıca not edilmelidir. Bingöl’deki olay aslında Kürtleri tehdit etmenin bir başka formu. Bu arada yandaş Türkler silahlandırılırken, Kürtler ise ciddi anlamda silahsızlandırılıyor. Yasa dışı silahlandırmanın yanında, yasal, yani ruhsatlı silahlanmayı da bunun için kullanılmaktadırlar. İstediklerine, -Türk ırkçılarına- silah verilip Türk ve ırkçı olmayanların kendini savunmak için silah alımını engelleyerek bu alan da kontrol edilmektedir.

Bu nedenle Kürtlerin kendilerini koruyacak önemli mekanizmalar oluşturması lazım. Dolayısıyla, Kürtlerin acilen "Kurdish Wacth" tarzında uluslararasında görünürlüğünü sağlayacak online bir platform oluşturma ve günlük olarak hak ihlallerini kaydetme ve raporlamaya geçmesi gerekir. Başta BM olmak üzere uluslararası kurumlar ve insan hakları kurumları ile sürekli olarak bu risk için acilen temaslarda bulunacak mekanizmalara ihtiyaç vardır.

Özellikle haberleşme ve gerektiğinde birlikte hareket etme, arama kurtarma faaliyetleri, ekonomik dayanışma ağları, savunma sistemleri, gerekirse bireysel savunma teknikleri, yurt dışı ile ve özellikle yukarıda bahsettiğim Kurdish Watch portalına ciddi bilgi akışını sağlayacak ağlar, özellikle de insan hakları örgütleri ile yakın ilişkiler sağlayacak mekanizmaların acilen oluşturulması lazım. Suç işleyenlerin isim isim not edilmesi ve görünür kılınması da son derece önemlidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.