Lozan kırımdan başka bir şey getirmedi

Dosya Haberleri —

4 Ağustos 2022 Perşembe - 20:00

Ahmed Karamus

Ahmed Karamus

  • Konferans’ta Kürt halkının iradesi, üzerinden 99 yıl geçen bu antlaşmaya karşı itiraz dile getirildi. Dünyaya, bu antlaşmada biz Kürtlerin hiçbir payının olmadığını, aksine bu antlaşmanın bize soykırımdan başka bir şey getirmediğini duyurduk. 24 Temmuz 2023’e kadar yapacağımız bir dizi eylem ve etkinliklerin planlaması yapıldı.
  • Bütün yapılar Kürdistan’ı işgal eden ve bölen Lozan Antlaşması'na karşı ulusal bir tutum sahibi olmalıdır. Kürdistan coğrafyasında yaşayan farklı etnik yapılar var. Asuri, Süryani, Ermeni ve Keldani gibi halklar ve yine farklı dini inançlar Aleviler, Êzîdîler ve Hristiyanlar yaşıyorlar. Bütün bu halklar kendini bu yapı içinde görmeli ve bu çalışmalara katılmalıdır.

Röportaj: ERDOĞAN ZAMUR/LOZAN

Kürdistan’ın 4 parçaya ayrılmasına neden olan Lozan Antlaşması 99. yılını geride bıraktı. 24 Temmuz 1923 yılında İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan antlaşma ile Türk devletinin temelleri atılırken Mezopotamya coğrafyasının en kadim halkı olan Kürtler yok sayıldı. Kürdistan 4 ayrı ülkeye pay edildi. Kürtlere payına bu yüz yıllık zaman dilimi içinde düşen ise katliamlar, asimilasyon ve soykırım oldu. Kürtler tarihin hiçbir döneminde bu hukuksuzluğa boyun eğmedi ve sürekli hak mücadelesini yükseltti. Ağır bedelleri olsa da Kürt halkının onurlu mücadelesi devam ediyor. 

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) öncülüğünde Lozan Antlaşması'nın 100. yılı nedeniyle bir komisyon kuruldu. Komisyonun ilk çalışması, antlaşmanın yapıldığı Lozan’daki Rumine Sarayı’nda 'Kürt konferansı' düzenlemek oldu. Konferansa 4 parça Kürdistan’da ve diasporada 57 örgüt ve siyasi yapı ile içinde siyasetçi, sanatçı, yazar, bilim insanı ve akademisyenin yer aldığı 270 şahsiyet katıldı. Konferansın sonuç bildirgesinde Lozan Antlaşması'nın 100. yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek bir dizi eylem ve etkinlik kararları da alındı. Konferansa dair görüştüğümüz KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus, sorularımızı yanıtladı.

Kürdistan'ın dört bir yanından Kürtlerin katılımıyla Lozan Antlaşması'nın imzalandığı yerde bir konferans yaptınız. Neden o salonda yaptınız? Vermek istediğiniz mesaj neydi?

Kürtleri parçalayan Lozan Antlaşması'nın 99. yıldönümünde; o antlaşmanın imzalandığı salonda Kürt Konferansı yapmanın tarihi bir anlamı vardı. Kürtlerin kaderini derinden etkileyen, iradesiz bırakan, statüsüz bırakan o antlaşma yine bu salonda gerçekleşti. Lozan Antlaşması'nda Kürtlerin temsiliyeti yoktu, Kürtlere karşı tarihi bir haksızlık yapıldı. Kürt halkı partisiyle, yazarıyla, aydınıyla, akademisyeniyle, daha doğrusu bir bütün olarak Kürdistan'daki bütün etnik ve inanç kimliklerinin hep beraber o salonda olması, bu antlaşmada payı olanlara karşı verilmiş bir yanıttır. Çünkü bu salonda Kürt halkı yok sayılmıştır. Onun için bu salonda konferans yapmak bilinçli bir tercihti. Kürt Konferansı bütün dünyaya ve özellikle de bu antlaşma da parmağı olan devletlere; "Sizin yaptığınız bu antlaşma bize soykırım ve asimilasyondan başka bir şey getirmedi ama her şeye rağmen biz de direniyoruz" mesajını veriyor.

Peki konferansa katılanlar neler hissettiler, etkinlikteki amacınız gerçekleşti mi?

Benim gözlemlerime göre birçok yönden, bütün siyasi partiler, Kürdistan coğrafyasında yaşayan bütün etnisiteler Asuri-Süryani-Keldani’ler de katılmışlardı. Siyasetçisinden yazarına, akademisyeninden sanatçısına kadar inkar edilen Kürt halkının bütün aktörleri o salona gelmişti. O konferansta çıkıp konuşan, görüşünü dile getiren herkes bu salonun ağırlığının farkındaydılar. Yapılan bütün konuşmaların Kürdistan'ın birliğine vurgu içermesi de bize bunu göstermiştir.

Konferansın farklı katılımcılarının ana mesajları nelerdi? Anlaşmazlık varsa esas noktaları nelerdi?

Konuşmacıların verdiği mesaj ağırlıklı olarak aynı paraleldeydi. Mesajlar aynı hassasiyetle gözetildi. Sonuç bildirgesinde ortaya konulan çerçevede konuşmalar yapıldı. Konferansa katılan kesimler içinde 57 Kürdistani siyasi kurum ve yapı yer aldı. İçinde yazar, aydın, gazeteci, sanatçı, akademisyen ve şahsiyetlerin yer aldığı 250’e yakın kişi katıldı. Bu duruş, bu irade ortak payda da bir araya geldi ve ortak bir görüş ortaya çıkardı. Farklı fikir ve tartışma yaratacak bir görüş ifade edilmedi. Ortaya konulan fikirler Kürdistan halkının ortak istemleriydi. Sonuç bildirgesi ortaya çıktığında katılımcıların yaklaşımı da ortaya koydu ki, konferans 4 parça Kürdistan için doğru bir istemi ortaya koymuştur. Sonuç bildirgesi olumlu olarak kabul görmüştür.

Sonuç olarak, imzacı devletlere ve Birleşmiş Milletler'e halkın ve bölgenin gerçeklerine dayalı yeni bir anlaşma çağrısında bulundunuz. Lozan bir barış antlaşmasıydı. Barış anlaşmalarını yenilemek mümkün mü?

Barış antlaşmasının yenilenip yenilenmemesi Kürt halkının tutumuna, mücadelesine ve istemine bağlıdır. İtilaf devletleri, başta İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan ile Türkiye'de içinde eğer isterlerse bu antlaşmayı bir barış antlaşması olarak değiştirebilirler. Bunun  imkanları var. Çünkü Birinci Dünya savaşından sonra Avrupa’daki birçok ülke bazı ülkelerin egemenliğine verilmişti. Sonra bu statüler zaman içinde değişti. Ancak bu antlaşma ile Kürdistan 4 parçaya bölündü ve her bir parçası başka bir devlete peşkeş çekildi. Kürt halkının varlığı inkar edildi, iradesi göz önünde tutulmadı. Kolonyalist değerleri ve işgali üzerimizde derinleştirdiler. Antlaşma yapıldığında başta İngiltere olmak üzere itilaf devletlerinin itirazlarına karşı Türk devleti; oluşturulan sınırların Kürtlerin ve Türklerin ortak yaşadığı alanlar olduğuna vurgu yapmışlardır. Bunun için de konferansta Kürt temsiliyeti yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan devraldığı oyun ve hilelerine devam etmiştir. Kürtlerin içinde satılmış kişiler de olabilir, bunlar üzerinden işgalci devlet bize saldırıyor. Lozan Antlaşması'na giderken de böyle bir süs verilmiştir. Satılmışlar sayesinde Lozan’a giden heyetin Türk ve Kürt toplumunu temsil ettiği yalanı söylenmiştir. Bu yalanı söyleyenlerin hiçbirinin Kürt davasıyla, Kürdistan davasıyla, Kürt halkının iradesiyle bir alakaları yoktu. Dünyayı kandırmak için, yollanan heyetin Türk ve Kürtleri temsil ettiği söylenmiştir. Bundan dolayı da bu antlaşma kendisiyle beraber katliam, asimilasyon, soykırım, göçmenlik ve yokluğu getirmiştir. Kısacası bu antlaşma Kürt halkının 'ret ve inkarı' üzerinden inşaa edilmiştir. Kürtlere getirisi olmadığı gibi Kürt’ün iradesi de yok saymıştır. Biz Kürtler bu antlaşmayı başından itibaren kabul etmedik. Bu antlaşma imzalandıktan sonra Kürt halkı isyanlarıyla, başkaldırışlarıyla, söylemleriyle bu antlaşmayı kabul etmemiştir. Antlaşmanın hemen üzerinden Şêx Said isyanı çıktı. Daha sonra Dersim, Ağrı, Sason ve Geliye Zîlan isyanları çıktı. Kürt halkı kendisini inkar eden bu antlaşmayı asla kabul etmedi. Kürtlerin yokluğu, inkarı ve asimilasyonu üzerine yapılan bu antlaşmaya karşı bugün de Kürt halkının mücadelesi sürüyor.

Konferansta katılımcılar antlaşmaya karşı duruşlarını ortaya koydu. Bundan sonra sesinizi dünyaya duyurmak için neler yapacaksınız?

Sizin de takip ettiğiniz gibi bu konferans tek gündemliydi. Kürt halkının iradesi, üzerinden 99 yıl geçen bu antlaşmaya karşı itirazını dile getirdi. Dünyaya, bu antlaşmada biz Kürtlerin hiçbir payının olmadığını, aksine bu antlaşmanın bize soykırımdan başka bir şey getirmediğini duyurduk. İkinci mesajımız ise bu konferansla Kürt halkını bilgilendirmek ve aynı zamanda da Kürt halkına bir çağrıydı. Lozan Antlaşması'nın 100. yılında, yani 2023’te daha geniş kapsamlı bir çalışmayı planladık. Buna yönelik hazırlıklarımız var. Kasım 2022’den başlayarak finalini 24 Temmuz 2023’e yapacağımız bir dizi eylem ve etkinliklerin planlaması yapıldı. Bu süreç içinde çeşitli eylemler yapacağız.