Mücadele bayrağını birbirlerinden devraldılar

Dosya Haberleri —

Avras şehitleri

Avras şehitleri

  • Avras ailesinin köyü 90’lı yıllarda devlet tarafından yakıldı. Tam da bu sebeple ailenin neredeyse tamamı Kürt Özgürlük Mücadelesi içerisinde aktif rol aldı. Aile fertlerinden Mesut Avras, ailesinin mücadele dolu yaşamını gazetemize anlattı.
  • Ailede Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne ilk olarak Mehmet Nuri Avras (Harun) katılır ve Avras ailesinde büyüyen çocuklar da gerillaya katılmaya devam eder. Abdulhamit Döner (Agît), Behçet Arbas (Felat Artos), Welat Avras (Dicle Ela), Sevda Arbas (Toprak Harun) mücadelede yerini alır. Harun, Welat, Rizgar ve diğerleri art arda gerillaya katılır.
  • Ailedeki direniş ateşini ilk yakanın yeğeni Mehmet Nuri Avras (Şahin) olduğunu söyleyen Mesut Avras, Şahin’in 1993’te gerillaya katıldığını belirtiyor ve ekliyor: “Şahin 24 yaşındayken, iki kız çocuğu varken gerillaya katıldı. Mükemmel bir kişiliği vardı. Ulusal davamızın elzem olduğunu biliyordu ve kesinlikle katılımı oldukça bilinçliydi."

DENİZ BABİR

Türk devleti işgal politikaları kapsamında on yıllardır Kurdistan topraklarını ve halkını soykırımdan geçirirken, Avras ailesi gibi binlerce aile direnişini nesilden nesile büyüttü. Avras ailesi 90’ların başında Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’nin yayılmasıyla beraber ilk katılım gösteren ailelerden biri. Birçoğu gibi Avras ailesi de hayatta kalabilmek, topraklarını, evini, doğasını, çocuklarını, hayvanlarını koruyabilmek için mücadele etmek zorunda olduğunu biliyordu. Öyle ya Türk devleti evlerini, köylerini, ağaçlarını, hayvanlarını yakıyordu. Avras ailesinin Pêydnas köyü de 90’lı yıllarda devlet tarafından yakıldı. Tam da bu sebeple ailenin neredeyse tamamı Kürt Özgürlük Mücadelesi içerisinde aktif rol aldı. Almanya’nın Düsseldorf kentinde iltica eden aile fertlerinden Mesut Avras, yaşadıklarını ve aile bireylerinin mücadelesini gazetemize anlattı. Bu ilk sürgünü değildi elbette Mesut Avras’ın. Ailenin bir kısmı ilk olarak 1994’te köylerinin yakılması ardından İstanbul’a göç etmek zorunda kalıyor. Ailesinin mücadele dolu yaşamını gururla anlatıyor Mesut Avras.

Mesut Avras

İlk direniş ateşini Şahin yakmıştı

Ailedeki direniş ateşini ilk yakanın yeğeni Mehmet Nuri Avras (Şahin) olduğunu söyleyen Mesut Avras, Şahin’in 1993’te gerillaya katıldığını belirtiyor. Mesut Avras, ailenin en aydın ve bilinçli kişisi olarak tanımladığı yeğeni Şahin’i şöyle anlatıyor: “Şahin 24 yaşındayken, iki kız çocuğu varken gerillaya katıldı. Mükemmel bir kişiliği vardı. Ulusal davamızın elzem olduğunu biliyordu ve kesinlikle katılımı oldukça bilinçliydi. Şahin heval çok erken yaşlarda devletin korkulu rüyası olmuştu. O dönemin Bitlis Alay Komutanı başına ödül koymuştu. Nitekim şehit düşmeden önce yakın köylerde pusuya düşürülerek yaralanmıştı.”

Cenazesi teşhir edildi

Bu yaralanma ardından Şahin ve 2 arkadaşının Haziran 1997’de, Tatvan’da bulunan bir köyde yaşayan ailenin evine gitmeleri ardından olanları ise Mesut Avras, şöyle anlatıyor: “Yurtsever bir aile. Bu aile genellikle hep ilişkide olunan bir aile. Ne yazık ki, aile yemeklerine zehir koyuyor ve evden çıktıklarında zehrin pek etkisi hissedilmiyor ama köyün dışına çıktıklarında zehir etkisini gösteriyor. Bu arada düşmana da haber verilmiş. Köyün dışında Şahin ve Rojavalı Piling heval yere yığılıyor. Piling’in gerçek ismi hala da tespit edilemedi. Devlet cenazeleri aldıktan sonra Hacı Lokman Birlik’e yaptıkları gibi Şahin hevali de Tatvan merkezde panzerin arkasına bağlayarak dolaştırıyor ve teşhir ediyor.”

Kimsesizler mezarlığından alındı

Şehit Şahin’in cenazesi ailesi tarafından alınamıyor birçok cenaze gibi. O yıllarda Tatvan’a girmek kolay olmuyor ve cenazeyi belediye alarak arkasında koca bir halk olan Şahin’i kimsesizler mezarlığına koyuyor. 2000’li yıllardan sonra bölgede koşullar kısmen iyileşince aile zaman zaman Tatvan’a gidebiliyor ve nihayet çocuklarını alabiliyor kimsesizler mezarlığından. Mesut Avras, bir mezar yaptıklarını ve yeğeni Şahin’i aile mezarlığına defnettiklerini söylüyor.

Harun Kurdistan’da kalmayı seçiyor

Ailedeki tek direnişçi elbette Mehmet Nuri Avras değildi. 1994’te köylerinin yakılması ardından ailenin en büyük çocuğu Mehmet Sabri Avras (Harun) İstanbul’a göçü kabul etmiyor ve topraklarında kalıp savaşmayı seçiyor. Harun da 24 yaşında gerillaya katılıyor. Bir yıl sonra ise Harun’un şehadet haberi geliyor. Harun, Tatvan merkeze yakın Karukan köyünde 33 arkadaşıyla beraber pusuya düşürülüyor ve orada katlediliyor. Bölge, OHAL kapsamında yani askeri ve yasaklı bölge ilan ediliyor. Elbette çocuklarının cenazesini alamayan ailelerin acısı daha da katlanıyor. 33 şehidin cenazesine ciddi saldırılar oluyor ve Türk devleti işlediği savaş suçlarına yenisini ekliyor.

Toplu mezara konuldu

Mesut Avras, ağabeyi Harun başta olmak üzere 33 ARGK gerillasının bu köyde toplu mezarlara gömüldüğünü söylüyor. Bölgeye yıllarca kimsenin girmesine izin verilmediğini ifade eden Mesut Avras süreci şöyle anlatıyor: “Bize verilen rakam net değildi. 2004 yılında aile olarak toplu mezarların açılması için Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yaptık ve toplu mezarları açtırdık. Oradaki bütün kemikler çıkartılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Kimlik tespiti için annem, babam ve kardeşlerden DNA testi alındı. Sanırım o zaman birçok aileden DNA testi alınmıştı.”

AİHM’deki davayı kapattırdılar

Toplu mezardan getirilen kemiklerin bir kısmı daha sonra kaybediliyor. Ailelere verilen bilgiye göre söz konusu bölgede 33 gerilla cenazesi vardı ve hiçbirinin kimliği tespit edilemedi. “Bunu bilerek yaptılar” diyen Avras şöyle devam ediyor: “Davayı kapatmak istiyorlardı. Türkiye’deki yargılama süreci uzun sürdü ve takipsizlikle sonuçlandı. Durum böyle olunca biz Avras ailesi olarak bu katliamın peşini bırakmadık ve davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdık. Burada da uzun yıllar mahkeme devam etti. Fakat daha sonra gizli kapılar arkasından bu olaya müdahale edildiğini öğrendik. Türk devleti bu işlenen savaş suçunun ortaya çıkmaması için AİHM üzerinden baskı uyguluyor ve bir şekilde reddedilmesine yönelik bir karar çıkartıyorlar.”

Davanın geri çekilmesi için rüşvet teklifi

Mesut Avras, İstanbul’a getirilen kemik sayısının iç yazışmalardaki resmi evraklarda 600 olarak belirtildiğini söylüyor. Mahkemenin aileye verdiği bilgi ise 30-40 kemik olduğu yönünde. Mesut Avras mahkemenin aynı zamanda söz konusu kemiklerin çok eski tarihe ait olduğunu söylediğini ifade ediyor. Kendilerine verilen bu bilginin doğru olmadığını bildiklerini, kemiklerin bir kısmının sonradan kaybedildiğini söyleyen Avras, sözlerine şunları ekliyor: “O yıllarda kendi basınlarında birçok gerillanın orada öldürüldüğünü yazmışlardı. Buna rağmen olayı kapattılar. Hatta davanın devam ettiği süreçlerde davayı geri çekmemiz için bize tekliflerde de bulundular. Biz böyle bir ahlaksızlığı kabul etmedik. Orada büyük bir savaş suçu işlendi ve bunun toplum tarafından bilinmesi gerekir. O kemikleri nereye kaldırıldıklarını da bilmiyoruz. Biz Avras ailesi olarak 28 yıldır kemiklerimizi arıyoruz…”

Agît’in kemikleri Kilyos’da yol kenarında

Avras ailesinin diğer bir şehidi ise Abdulhamit Döner (Agît). O da 1993’de 13 yaşındayken gerillaya katılıyor. Abdulhamit ilk katıldığında yaşının küçük olması nedeniyle kabul edilmiyor. Ailesinin yanına geri dönen Agît, pes etmiyor ve defalarca aynı yolu deniyor. Sonunda gerillaya katılan Agît, 1995 yılında Tatvan’ın bir köyünde pusuya düşürülerek şehit düşüyor.

Mesut Avras yeğeni Agît’in şehit düştüğünde henüz 15 yaşında olduğunu söylüyor. Yıllarca Agît’in de cenazesini alamıyor aile. Mesut Avras, 2013 ‘diyalog süreci’ Kurdistan’da yapılan şehitlikler projesi kapsamında bir araya getirilen cenazeler arasında yeğeni Agît’in de olduğunu belirtiyor. Aile, Agît’in kemiklerini alarak Garzan Şehitliği’ne defnediyor. Fakat, Türk devleti savaş uçaklarıyla Garzan Şehitliği’ni bombalıyor ve o cenazeleri Kilyos’ta bir yol kenarına gömüyor. Yaklaşık 320 cenaze var ve birçoğunun kimlikleri halen tespit edilemedi. Mesut Avras, 20’ye yakın cenazenin kimlik tespitinin yapılarak ailelere verildiğini fakat geri kalanların İstanbul’da Kilyos’da yol kenarında gömülü olduğunu söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu da Kürtlerle savaşmanın bir yöntemi, savaşın bir parçası. Kemiklerimiz dahi bize verilmiyor. Nasıl bir devlet, nasıl bir faşizmdir bu? Muhtemelen dünyada bunun eşi benzeri yoktur.”

Mazlum büyüdü ve ait olduğu yere gitti

Avras ailesinde büyüyen çocuklar mücadelenin devamlılığını sağlamak için gerillaya katılmaya devam etti. Küçük Harun, Welat, Rizgar ve diğerleri art arda gerillaya katıldı… 94’te köyleri yakılırken henüz 3 yaşında olan Mazlum Avras (Harun Şahin) lise öğrencisiyken yani 2010 yılında gerillaya katılıyor. Avras ailesi 1994’de İstanbul’a taşındığında Mazlum hiçbir şeyin farkında olmayan küçücük bir çocuktu. İstanbul’da kendi kültürüyle büyüyen Mazlum ailesinin mücadele gerçekliğini kavrıyor ve üzerine düşeni yapıyor. Mazlum küçücükken göç etmiş olsa da ülke hasreti en çok onda yaşanıyor. Sıklıkla köyüne gitmek isteyen Mazlum’a ailesi köylerinin yakıldığını ve gidemeyeceklerini anlatmaya çalışsa da Mazlum istiyor bunu. Mesut Avras kardeşini köylerine götüremeyişlerinin içinde yara olarak kaldığını söylüyor ve devam ediyor: “Onu götüremediğim için kendimi suçlu hissediyordum. Fakat Mazlum ait olduğu yere sonunda gitti. Biz uzun zaman kendisinden hiç haber alamadık. Bir müddet sonra kendisi aileye haber gönderdi. Bazı resimler ve bir not göndermişti. Mazlum büyük abimiz şehit Harun’dan çok etkilenmişti ve onun kod ismiyle kuzenimiz heval Şahin’in kod ismini avuçlarına yazmıştı. Maalesef 29 Haziran 2016’da Şemzinan’da beş arkadaşıyla birlikte hava saldırısında şehit olduğunu dokuz ay sonra öğrendik. Onun cenazesi bize ulaşmadı. Fakat partinin belirlediği şehitliklerden birinde defnedildiğini öğrendik.”

Sevda düşmana teslim olmadı

Mehmet Avras’ın dayısının kızı Sevda Arbas (Toprak Harun) da 22 yaşındayken 28 Haziran 2012 tarihinde gerillaya katılıyor. Mazlum ile Kandil’de karşılaşıyorlar. Sevda ve Mazlum’un arasında geçen konuşmayı Mesut Avras şu sözlerle anlatıyor: “İkisi birbirine bir söz veriyor. Hangisi daha önce şehit düşerse diğeri onun ismini alacak. Ama ilkin Mazlum şehit olduğundan Sevda, Mazlum’un kod ismi olan Harun’u da ekleyerek, ismini Toprak Harun yapıyor.”

Sevda da doğduğu toraklarda, Bitlis’in Hizan ilçesinde girdiği çatışmada yaralanıyor ve tek başına kalıyor. Mesut Avras o günü şöyle anlatıyor: “Birilerinden ilaç istiyor. Sanırım ilaç getirenler takip ediliyor ve Sevda o anda düşmanın eline düşmemek için 26 Nisan 2018’de üzerindeki bombanın pimini çekerek şehit oluyor. Ailesi Van’da olduğu için onu da orada defnettik.”

Dicle oldu Şengal’e aktı…

Mazlum’dan sonra kuzeni Welat Avras (Dicle Ela) da gerillaya katılıyor. Mazlum’la aynı yaşta olan Welat Avras, tekstilde çalışarak ailesine ekonomik olarak katkı sunuyor ancak örgütlenmeyi de ihmal etmiyor. Welat’ın da genç yaşına rağmen Mazlum gibi partisine bağlı olduğunu ifade eden Mehmet Avras, “Hayatı boyunca hep Türk devleti tarafından yapılan zulümleri gördü, tanık oldu. Kuşkusuz bir noktadan sonra kaldıramadı ve parti saflarına katıldı. ‘Eğer bir gün gerillaya gidersem ismim Dicle olacak’ derdi, öyle de yaptı” diye anlatıyor.

Welat Avras’ın gerilladaki ilk ismi Dicle Tatvan. Fakat daha sonra Ela adında bir arkadaşı şehit oluyor. Welat onu çok sevdiği için onun ismini de Dicle’nin yanına ekliyor. Welat, 73 fermanla yok edilmek istenen, kara bulut gibi Şengal’in üzerine çöken DAİŞ’e karşı savaşta önemli rol oynayan isimlerden biri. Tatvan’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Şengal’e olan direniş dolu bir hikayedir Welat. Şengal özgürleşene kadar DAİŞ’e karşı savaşan Welat, geri çekilme sırasında beraber olduğu grupla geri dönüyor. Aile, Welat’ın daha sonra Amed eyaletinde olduğunu ve burada kaldığını öğreniyor. Welat, 2017’de iki arkadaşıyla beraber bir ihbar sonucu pusuya düşürülerek şehit oluyor. Mesut Avras, Welat’ın cenazesini aldıklarını ve doğduğu Peyndas köyüne defnettiklerini söylüyor. Devletin düşmanlığı burada da kendini gösteriyor ve Welat, asker ablukasında sadece ailesinin katılabildiği bir törenle sonsuzluğa uğurlanıyor.

Kimyasal silah kullandılar

Mesut Avras amcasının oğlu Abdulkerim Avras’ın (Rizgar Harun Şahin) da 23 yaşındayken 1 Haziran 2014 yılında 12 arkadaşıyla beraber Dersim sahasında gerillaya katıldığını söylüyor. Rizgar, Elazığ Fırat Üniversitesi’nde okuyor ve burada sık sık faşist saldırılarla karşılaşıyor. 2019 yılına kadar Dersim bölgesinde bir savaşçı olarak direnen Rizgar, 2019 yılında beş arkadaşıyla birlikte şehit düşüyor. Türk devletinin yine bir savaş suçu işlediği bu katliamda kimyasal silah kullanımıyla Rizgar ve arkadaşlarının cenazeleri adeta kömür gibi oluyor. “Bedenlerinde herhangi bir kurşun ve mermi izi yoktu” diyen Mesut Avras, cenazelerin ancak DNA testi ile tespit edilebildiğini söylüyor. O süreçte cezaevinde olan Mesut Avras, “Ailemiz Abdulkerim’i köyde diğer şehitlerimizin yanına defnediyor” diyor.

Behçet Arbas da Sevda’nın yanında

Avras ailesindeki savaşçılar anlatmakla biter mi? Bitmez. Haberimizin başında da dediğimiz gibi aile toprakları için, dili için savaşmaktan vazgeçmiyor. Behçet Arbas (Felat Artos), Mesut Avras’ın dayısının oğlu. Ve 24 yaşındayken yani 2006 yılının Temmuz sıcağında gerillaya katılıyor. İlerleyen süreçte bölge sorumlusu oluyor. 29 Mayıs 2018 yılına kadar düşmana karşı savaşını sürdürüyor. Ve o gün geldiğinde Kars’ın Kağızman ilçesinde şehit düşüyor. Mesut Avras, Behçet’in şahadetini cezaevinde öğreniyor. Aile sonradan Behçet’i alarak Van’da Sevda’nın yanına defnediyor. Ailenin son şehidi Behçet Arbas yani kod adıyla Felat’tır.

Şehitlere bağlı kalmak bir onurdur

Anlatırken gururlanan, gururlanırken duygulanan Mesut Avras, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kuşkusuz ailemizin yurtsever kimliği biliniyor. Bu şehadetler ve katılımlar olurken ailemiz hiçbir zaman cezaevi kapısından eksik olmadı. Sürekli ev baskınları ve tutuklanmalar gelişti. İstanbul’a göç ettikten sonra da sürekli evimiz basıldı ve ailemizden çok kişi tutuklandı. Neredeyse ailelerimizden cezaevine girmeyen kalmadı. Evet şimdi sürgündeyim ama burada da mücadelemi sürdürüyorum ve başta aile şehitlerimize sadık olmayı bir ölçü olarak gördüğüm için hep bağlı kalma, hizmet etmeyi onlara karşı bir borç biliyorum. Onlar hayatlarını koydular ben ise yüreğimi koyuyorum…”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.