Newroz ateşi asla sönmeyecek

Forum Haberleri —

18 Mart 2022 Cuma - 23:25

Newroz

Newroz

  • Kürt ulusal kimliğinin oluşturulmasında ve sürdürülmesinde Newroz, Demirci Kawa efsanesinin yeniden anlamlandırılması ile kurucu bir mit işlevi gördü.

ELİF AKGÜL ATEŞ
Evrende her maddenin, her varlığın kendine özgü benzersizliği, kendi hakikatı vardır. Bu evrenin temel varoluş gerçekliğidir. Çünkü özgür olma istemi evrenin özünde vardır.

Big Bang (Büyük Patlama) teorisine göre Evren çok sıcak ve yoğun bir durumdan ortaya çıkmıştır. Big Bang’den sonra proton ve nötronların hafif çekirdekleri atomları, yıldızları galaksileri ve nihayetinde evreni oluşturur. Evreni tekillikten kurtaran ve döngüsünü sağlayan kütle çekim kuvveti sonsuzluğa doğru genişlemesini sağlamaktadır. Artık Evren’in 13.8 milyar yıl önce tekillikten ortaya çıktığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 

Evren’nin oluşumuyla, gök cisimleri uzayın derinliklerinde kendilerine özgü kimyasal özellikleri, atmosferleri, manyetik ve gravitasyon çekim kuvvetleriyle denge içinde büyüleyici bir şekilde dolu dizgin devinmeye devam ediyor.  

Ve bügün insanlık Evren’nin sonsuzluğunun gizemini çözmeye çalışırken, karanlık madde karanlık enerji, karadelikler hala muammalığını korumada direniyor. 

Canlıların evreni, mikro ve makro evren yasalarına paralel işler. Doğanın bir parçası olan canlıların kimyası, evrende var olan elementlerin sentezinden oluşuyor. Toplumsal sistemler de, doğanın  işleyiş yasalarına göre varlık kazanır. Diyalektik ve Quntum felsefesi, doğa yasalarıyla toplum yasalarını bütünleştirirken bu gerçeklik üzerinden temellendirmektedir.

İnsan düşünme, bilinç, algılayış, yorumlayış yetisiyle doğada varlık gösteren tüm canlılardan ayrı bir dünyada yaşamaktadır. İnsan topluluklarının şekillenişi, kendi varlık gerekçesi olan değerlere paralel sosyolojik örgütlenmesi, bir çekim merkezinde odaklanışı doğa yasalarından bağımsız düşünülemez. Bu toplulukları yada halkları birleştiren yasalar varlıklarını sürdürmelerinin gerekçesidir. Her Bir topluluk kendine has özellikleriyle insanlık evreninde var eder kendini.

Toplumda bireylerin birlikteliği, toplumsal sistemleri şekillendirir. Tıpkı atomaltı parçacıkların yaşamsal gerçekliği gibi, DNA’larında var olan genetik şifreleriyle, halkların genetik şifrelerini oluşturur. 

Nasıl ki kütle çekim kuvveti evrenin olağanüstü dengesinin temel gerçekliği ise, insan evreni de belirli çekim kuvvetlerinin etkileşimiyle var olur ve özgün özelliklere sahiptir. Evreni şekillendiren gök cisimlerinin, galaksilerin kendi özelliklerini koruyarak kütle çekimi etkisiyle uzayın derinliklerine doğru devinimleri, ya da atom altı parçacıkları bir arada tutan kuvvetler gibi, halkların da kendilerine özgü özellikleriyle, varlıklarını kendi içlerinde oluşturdukları ortak değerler ve normlar sistemi üzerinden sürdürürler.  
Her toplumsal sistem, coğrafik, ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik, dini, ahlaki gibi pek çok farklılaştırıcı öğeden oluşur. Dil ve kültür en önemli farklılaştırıcı değerdir. Bunlar halkları var eden değerleridir. Bu değerler toplumun manevi dünyasını oluştururken, yaşamın, var olmanın olmazsa olmazları dır. Bunların biraradanlığını sağlayan olağanüstü enerji, toplulukların yaşamlarının evrimsel dönüşümünün kaynağıdır. 

Toplumlar ve temel yapı taşı bireylerde tıpkı atomaltı parçacıklar yada gök cisimleri gibi, özgürlük ruhuyla var olmaktadır. Atomaltı parçacıkları, gök cisimlerini devindiren enerjinin hapsedilmeye, esaret altına alınmaya tahammülü yoktur çünkü. 

Evrende var olan gök cisimlerinin kendilerine has özgünlükleriyle varlıklarını sürdürmeleri gibi,  halklar da dünya üzerinde kendi kültürel değerleriyle birbirleri ile koordineli bir şekilde varlıklarını sürdürürler. Bu değerlerin diğer toplumlarca kabul görmesi ve ortaklaşması evrensel değerleri yaratır. Ancak toplumlar tarihinde bu değerleri Karadelik misali, yutmaya yok etmeye çalışan güçler hep var olmuştur.

İnsanlık tarihi, farklılıkları yok etmeye çalışan egemen güçlere karşı, halkların direniş örnekleriyle doludur. Bu direnişler, manevi ve fiziksel bir gücün itmesi ile devrimsel bir biçimde değişimlere yol açarak ilerler. Direnişlerle ilerleyen süreçler toplumun yapısını derinden sarsarak değerleri, duyguları, düşünceleri ve kurumları değiştirir. Böylece toplumsal ilişkileri kökünden sarsarak yeniden tanımlar. Bu tür devrimsel değişimlerin ölçüsü siyasi iktidarın el değiştirip değiştirmemiş olması değildir, verili olandan bir kopuşla toplumsal hayatı dönüştürüp dönüştüremediğidir. 

Farklı sosyolojik gelenekler, farklı şekillerde tanımlasalar da, toplumsal değişmenin bir sosyal yapı içinde gerçekleştiği konusunda bir uzlaşma söz konusudur. Her yapının farklı unsur ve işlevleri olduğu gibi, sosyal yapının da kültürel semboller, davranış kalıpları, sosyal örgütlenme ve değerler sistemi gibi çeşitli işlevleri söz konusudur. Değişim bunlardan birinde veya birkaçında gerçekleşen farklılaşmaların toplumsal yapıya etki etmesidir. 

Değişimin evreni, hangi boyuttaki değişimlerin toplumsal değişim olarak adlandırıldığı sorunu ile yakından ilişkilidir. Dolayısıyla hangi düzeydeki değişimlerin inceleneceği meselesi burada önem kazanmaktadır. Bu çerçevede toplumsal değişimleri, değişimin miktarı, zaman boyutu ve değişen birimin etkisine göre sınıflandırmak mümkündür..

Son kırk yılda Özgürlük Hareketi öncülüğünde Kürt halkının toplumsal yaşamında şiddetli alt üst oluşlarla birlikte, çok yönlü devrimsel gelişmelerin yaşandığı bir hakikattir. Elbette bu değişim öncelikle geleneksel kadın erkek ilişkilerini sarsarak dönüştürdü, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı kadın iradesini açığa çıkardı. Kadınların hayatın her alanında örgütlenerek kurumlarını oluşturması, böylece gelişmelerin yönünü belirleyen bir toplumsal ve siyasal özneye dönüşmesi, Kürdistan’da yaşanan devrimsel dönüşümün en belirgin yanı oldu.

Geleneksel aile yaşamı başta olmak üzere kadın aleyhine işlev gören normlar büyük oranda sarsılarak yeniden biçimlendi, toplumun kabul ve red ölçüleri değişti. Böylece kadına yönelik ayrımcılık sorunu, bu gün artık salt kadınların değil, bir bütün toplumun sorunu olmaya başladı.

Genel yaşanan değişim, geleneksel Kürt kimliğini tanımlayan aşiret bağlarını, mezhep farklılıklarını ve diğer geleneksel kimlik bağlarını kuşatarak, toplumu ortak aidiyet etrafında buluşturan ulusal bilinci yarattı.

Hiç kuşkusuz bütün bu süreçlerde Kürt ulusal kimliğinin oluşturulmasında ve sürdürülmesinde Newroz, Demirci Kawa efsanesinin yeniden anlamlandırılması ile kurucu bir mit işlevi gördü.

Mezopotamya havzasından uzak Asya’ya kadar binlerce yıldır bir çok halk, yeni yıl ve yeni gün diye Newroz’u kutlamaktadır. Ancak Newroz’un tarihsel referansına bağlı olarak bir direniş sembolüne, toplumu harekete geçiren güçlü bir motivasyona dönüştürülmesi yenidir.

Efsanenin direniş motivasyonuna dönüşmesi, Özgürlük Hareketi ile mümkün oldu. Newroz'un Kürtler için kurucu bir ulusal mit olarak vücut bulması PKK ile gerçekleşti. PKK'den önce toplumsal imge ve sembollerin oluşturulmasında kayda değer bir durum söz konusu değildir.

Bu kapsamda PKK ile anlam kazanan yeni dönemin kurucu eylemi ise Mazlum Doğan’ın eylemi oldu. Çok yönlü gelişmelere yol açmasından ötürü bu eylem, Kürtlerin Bing Bang’ı oldu. Özgürlük Mücadelesi’nin insanlık evreninde dizginsiz ilerleyişi oldu.  
Bu nedenle 12 Eylül faşizminin ağır karanlık atmosferinde, Amed zindanında Mazlum Doğa’nın yaktığı üç kibriti çöpü, Demirci Kawa efsanesinin güncelde, kurucu bir mite dönüşmesinin de sembolü oldu.

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan, Mazlum Doğan'ı Çağdaş Kawa diye adlandırarak, eyleme kurucu anlam yüklüyordu. Böylece Dehak'ı öldürerek binlerce yıllık karanlığa son veren Demirci Kawa ile üç kibrit çöpüyle gerçeklen Mazlum Doğan’ın eylemi arasında paralellik kuruyordu. Çünkü Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın zindan karanlığını tutuşturan eylemi, Kürdistan'ın üzerine çöken sessizlik perdesini kaldırıyor, Demirci Kawa efsanesini yeniden direnişin sembolüne dönüştürerek yaşamsallaştırıyordu.

Tıpkı Big Bang’ olayında olduğu gibi, tekbir noktada biriken çok sıcak ve çok yoğun bir kütlenin,  patlama sonucu oluşan evrenin o dizginlenemez hızla genişlemesi, oluşan gravitasyon kuvvetinin rotaya soktuğu gezegenlerin, galaksilerin devinimi misali.  Kürt Halkının evreninin büyük patlaması, Newroz Ateşi’yle gerçekleşti, Kürt Özgürlük mücadelesinin gerçekliğinde evrimsel değişim dönüşüme, genişlemeye devam ediyor... 

Dolayısıyla halkların kendi olarak var olmalarında, tarih sahnesine çıkmalarında ve ulusal kimlik kazanmalarında efsanelerin önemli bir yere sahip olduğu, hatta kimi zaman belirleyici olduğu ortaya çıkıyordu. Özellikle son kırk yılda dört parça Kürdistan’da, toplumu tüm farklılıklarıyla buluşturup, kaynaştıran Newroz bunun en iyi kanıtıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.