Oy oranımız yüzde 20'lerde

Dosya Haberleri —

4 Eylül 2022 Pazar - 20:00

Tayip Temel

Tayip Temel

HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nı konuştuk...

  • Seçimleri önemsiz görmüyoruz elbette, fakat asıl mücadelemiz seçimden sonra başlayacaktır. AKP-MHP iktidarı statükocu, Millet İttifakı restorasyoncu bir yaklaşım içindedir. Biz ise rejimi bütünüyle halkla birlikte demokratikleştirmekten yanayız, bunu savunuyoruz. 
  • Şimdiye kadar Sol Parti ve bu çevreden kesimlerin partimize dönük haksız itham ve eleştirilerine ortak mücadele kaygısı üzerinden karşılık vermedik. Sistem karşıtı paradigmasından ötürü büyük bedeller ödeyen bir partiye dönük sınırları aşan suçlama ve ithamları asla kabul etmiyoruz.
  • Açık konuşayım: Millet ittifakı, “Bizim çıkaracağımız adayı mecburen destekleyecekler” diye düşünürse büyük kaybeder. Biz en başından beri diyoruz ki ortak aday çıkaralım, ilk turda bu işi bitirelim. Ama istişare olmadan, ortaklaşmadan karşımıza bir aday çıkarılırsa başka yöntemlere gideriz. 
  • Biz 31 Mart seçimlerindeki hamlemizle AKP-MHP iktidarını sarstık, zayıflattık. Rant kaynaklarını ellerinden aldık. Şimdi bunu yok sayan bir yaklaşım içinde ikircikli tutumlarına devam edenlerin kilit parti olduğumuzu bilmeleri gerekiyor. 

MASİS HESKİF / ANKARA

Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) bir araya gelerek ittifak kurduklarını duyurdu. İttifaklarına Emek ve Özgürlük İttifakı ismini veren demokrasi güçleri, ittifakı genişletmek ve yol haritası belirlemek için (deklarasyon) çalışmalarına başladı. Biz de Emek ve Özgürlük İttifakı’na dair merak edilenleri HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel ile konuştuk. 

Türkiye ve Kürdistan ekonomik, toplumsal ve siyasal bir krizin eşiğinde. “Emek ve Özgürlük İttifakı” hangi ihtiyaçtan doğru bir araya geldi, kısaca söz eder misiniz? 

Öncelikle sizin aracılığınızla Emek ve Özgürlük ittifakının tüm Türkiye halklarına hayırlı olmasını diliyorum. Uzunca bir zamandır bir araya gelerek ülkenin siyasi gelişmeleri ışığında Türkiye’nin bugünü ve yarını için ortak mücadele yöntemlerini tartıştığımız ittifak görüşmelerimiz Emek ve Özgürlük ittifakı adıyla yoluna devam edecek. Zorlu bir süreçten geçiyoruz. Siyasi meşruiyetini yitirmiş, devletin zor gücüyle ayakta durmaya çalışan faşist bir iktidarın ülkeyi getirdiği hale tanıklık ediyoruz. AKP-MHP iktidarının İttihatçı akıl ve Enverist maceracılıkla oluşturdukları iç ve dış politika, Türkiye’yi her anlamda çöküşün eşiğine getirdi. Mafyayla kol kola poz vermekten dahi çekinmeyen iktidar; gününü sefalet içinde geçiren, yarına dair umudunu yitirmiş milyonların çığlığına karşı sessiz, ülkeyi yönetmekten aciz. Böyle bir süreçte devrimci, demokrat güçlerin toplumu savunmak adına harekete geçmesi ve sürece müdahale etmesi gerekir. Emek ve Özgürlük ittifakı esasen böyle bir ihtiyaçtan oluştu. Bildiğiniz gibi, HDP’nin kendisi de çok sayıda bileşen, birey ve ittifaktan oluşan bir ittifak partisidir. Ancak hiç olmadığı kadar kritik bir süreçten geçiyoruz. Denilebilir ki bu seçimler yüzyıllık cumhuriyetin en önemli seçimi olacaktır. Gerçek anlamda demokratik bir değişim ve dönüşümden yana olan tüm güçlerin aradaki politik farklılıkları koruyarak demokratik bir uzlaşı içinde bir araya gelmesi, toplumun her kesiminin birlikte hareket ederek değişimi sağlaması elzem hale geldi. Bu amaçla bir araya geliyoruz, mücadele yöntemlerimizde nasıl ortaklaşacağımızı konuşuyor, tartışıyoruz. 

'Emek ve Özgürlük İttifakı' nasıl bir ittifak olacak?

Bu ittifak her şeyden önce sokağın, fabrikanın, meydanların, alanların ittifakıdır. Demokratik değişim talebinin adresidir. Bu yüzden kapısı tüm muhalif kesimlere açıktır. Belirli aralıklarla bir araya gelen ve seçim hesapları, adaylık tartışmaları dışında bir şeye odaklanmayan bir ittifak olmayacağız. Çünkü biz sadece seçimleri değil, seçim sonrasını düşünüyoruz ve ona göre mücadele ediyoruz. Emek ve özgürlük ittifakı bu yüzden esas itibariyle bir mücadele ittifakıdır. Yani ne seçimlerin önemini gözardı eden, arkaikleşmiş sekter bir ittifakız, ne de seçim hesapları dışında bir şey düşünmeyen düzen ittifakları gibiyiz. 

'Emek' ve 'Özgürlük' kavramlarını buluşturdunuz. Bu ismin belirlenmesinde belirleyici ne oldu, tartışmayı nasıl yürüttünüz?

Bu kavramlar üzerinde derinlikli tartışmalarımız oldu. Şu an ülkede yaşanan sorunların ve huzursuzlukların temelinde sınıf ve kimlik temelli sorunlar başat rol oynuyor. Emek sömürüsü AKP iktidarı döneminde hiç olmadığı kadar arttı. Katliam boyutunda işçi, emekçi cinayetleri yaşanıyor. Yoksulluk her geçen gün sefalet boyutlarında daha fazla derinleşiyor. Kürtler ve Aleviler zulüm altında, en temel hakları bile yok sayılıyor. Kadınların, gençlerin özgürlük sorunu var. Kimse kendini özgür hissetmiyor. Yargı bağımsızlığını bütünüyle yitirmiş durumda. Toplum nefes almakta zorlanıyor. Halklar, inançlar, kültürler bakın hiçbir kesim bu iktidardan memnun değil ve kimse düşüncelerini özgürce ifade edemiyor. Emek ve Özgürlük İttifakı bu yüzden Türkiye’nin tamamına hitap ediyor ve kalıcı çözüm önerileri sunuyor. 

HDP ve ittifakın üyeleri, oluşturulan ittifakın büyümesi adına önümüzdeki günlerde çalışmalar yapacaklarını belirttiler. İttifak kimlerle görüşecek, bundan sonraki yol haritanız ve planlamanız nedir?

Emek ve Özgürlük İttifakı mevcut gücüyle yetinen, masa toplantılarından ibaret bir ittifak oluşumu değildir. İttifakın ruhunda Kürdistan ve Türkiye halklarının değişim iradesi var. Bu iradenin kendisi sokakta, tarlada, pazarda, fabrikada büyüyecek ve örgütlenmesini her alanda sağlayacaktır. Gençler, kadınlar, emekçiler bu ittifakın omurgasıdır. İttifak olarak; sendikalar, odalar, sivil toplum örgütleri, bireyler Türkiye’nin demokratik değişiminden yana olan, nefes almak isteyen tüm güç, oluşum ve bireylerle görüşerek, onları ittifaka dahil ederek büyümeyi amaçlıyoruz. Merkezi güçler olarak bir araya gelsek de asıl gücümüz yereldedir, yerelin örgütlenmesindedir. Politikayı toplumsallaştırmak burada önem kazanıyor. Sadece sandık günü için değil ondan sonrası için ittifakı büyütmemiz gerekiyor. Emek ve Özgürlük İttifakı etrafında bir araya gelen güçler için sahada örgütlenmenin, ittifakı sahada güçlendirmenin ve genişletmenin zemini her zamankinden daha da fazladır. Bu çerçevede önümüzdeki dönemi ittifakın sahada ete kemiğe bürünmesinin süreci olarak ele alacağız.

Eylül ayı sonunda deklarasyon belgesi açıklayacaksınız. Bu belge neyi kapsayacak, biraz öneminden söz eder misiniz?

Bu deklarasyon önümüzdeki süreçte vereceğimiz mücadelenin ana hatlarını belirleyecek. Bu anlamda deklarasyonumuzun tarihi bir belge olacağını, iki ittifak arasında sıkışıp kalmış halka nefes aldıracağını söyleyebilirim. Sadece seçimleri değil, seçim sonrasını da tahayyül edebilen ve ona göre programını ortaya koyabilen bir deklarasyon olacak. Kürt sorunu başta olmak üzere kadim sorunlara karşı kalıcı ve kökten çözüm önerileri getiren bir yaklaşım içinde olacağız. Emek sömürüsü, kadın cinayetleri, gençlerin sorunları, doğa talanı gibi alanlarda radikal çözüm önerileriyle yol haritamızı belirleyeceğimiz bir belge olacak. İlkelerimizi belirledikten sonra reeli gözardı etmeyen politik esneklikle Türkiye’nin demokratik değişimini mutlaka sağlayacağımızı düşünüyoruz.

Partiniz öncülüğünde Kürdistan’daki siyasi partileri bir araya getirecek buluşmalar da yapıldı fakat detaylarına ilişkin kamuoyuna yansıyan bir durum olmadı. Kürdistan’daki partileri de kapsayacak çalışmanız ne aşamada?

Kürdistan’da çalışmalarını yürüttüğümüz ittifak çalışmaları siyasi partiler arasında olsa da demokrasi ittifakı gibi özü itibariyle farklı kesimlerden gelen Kürtlerin ittifakını, birliğini amaçlıyor. Bu çalışmaların şu ana kadar daha çok siyasi parti ve kurum temsilcileriyle yapılan görüşmelerle sınırlı kalması eksikliktir ancak bu birliğin toplumsallaşması temel hedefimizdir. İçinden geçtiğimiz süreçte özellikle Başur’da yaşanan savaş buna bir engel gibi görünse de önümüzdeki dönemde ittifak çalışmalarını büyüteceğiz. Kendi onurunu korumaya devam, kendi halkına düşmanlık etmeyen her Kürt yapısı ile ittifak arayışımız sürecektir. Kendi birliğimizi sağlamadan ne özgürleşebiliriz ne de demokratik bir yapıya kavuşabiliriz.

Hem Türkiye’de hem de Kürdistan’daki ittifak buluşmalarınız seçim sonrasını da tartışıyor mu, ne ön görüyorsunuz?

Aslında bizim ittifak anlayışımızı temelde diğer ittifaklardan ayıran temel nosyon budur. Seçimleri önemsiz görmüyoruz elbette, fakat asıl mücadelemiz seçimden sonra başlayacaktır. Nasıl bir Türkiye istiyoruz sorusu önemlidir ve sadece seçim gününü düşünerek yanıtlanamaz. Ne Cumhur İttifakı'nın ne Millet İttifakı'nın seçimlerden sonra ne yapacağı, sorunlara nasıl çözümler getireceği sorusu yanıtsızdır. AKP-MHP iktidarı statükocu, Millet İttifakı restorasyoncu bir yaklaşım içindedir. Biz ise rejimi bütünüyle halkla birlikte demokratikleştirmekten yanayız, bunu savunuyoruz. 

Sizlerin oluşturduğu ittifak dışında, “6’lı masa” olarak ifade edilen ittifak ve geçtiğimiz günlerde isimlendirilen “Sol İttifak” var. Çok kritik bir döneme girilirken sizler bu ittifak arayışlarını nasıl buluyorsunuz?

Yeni ilan edilen “Sol ittifak” söylem düzeyinde mücadele ortaklığına işaret etse de seçimleri ıskalayan bir yaklaşım içindedir. Bizi de seçim odaklı bir ittifak olarak değerlendirme yanlışına düşüyorlar. Şimdiye kadar Sol Parti ve bu çevreden kesimlerin partimize dönük haksız itham ve eleştirilerine ortak mücadele kaygısı üzerinden karşılık vermedik. Tabi ki siyasi partilerin, yapıların birbirlerine dönük eleştirileri olabilir. Ancak sistem karşıtı paradigmasından ötürü büyük bedeller ödeyen bir partiye dönük sınırları aşan suçlama ve ithamları asla kabul etmiyoruz. Bilindiği üzere orada bulunan partilerin birçoğuyla ilk başlarda görüşmelerimiz, tartışmalarımız oldu fakat daha sonra açıkladıkları gibi kavramlar üzerinden ayrıldılar. Bu kavramlar ve yaklaşım farklılıklarını burada açmanın imkânı yok ancak önümüzdeki süreç kimin nasıl pozisyon alacağını göstermesi açısından öğretici olacaktır. HDP olarak ortak mücadelenin gerekliliğine ve önemine inanıyoruz. Bundan sonra da bu hassasiyetle mücadelemizi sürdüreceğiz. 

'Emek ve Özgürlük İttifakı'nı diğer iki ittifaktan ayıran nedir? Türkiye ve Kürdistan halkları neden sizleri tercih etsin?

Öncelikle Emek ve Özgürlük ittifakı gerçek anlamda demokratik değişimi savunuyor. Değişim umudunun vücuda gelmiş hali gibidir. Bu umudun daha da büyüyeceğini biliyoruz. Bu ittifak, Kürt sorunun parlamento zemininde demokratik yöntemlerle çözümüyle halkların özgürlüğünü amaçlıyor, emekçilerin insanca yaşaması için sömürü düzenine son vermeyi hedefliyor, emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde, halkın egemen olduğu bir toplumsal ve siyasal düzeni kurmayı amaçlıyor. Bu ittifak, statükocu anlayışa da makyajcı anlayışa da karşıdır. Bakın diğer iki ittifak, Türkiye’nin temel sorunlarına kalıcı çözüm önerileri getirmekten ziyade palyatif çözümler sunuyorlar, örneğin Kürt sorununda, sermaye dostu, emek düşmanı politikalarda devlet zihniyetiyle hemen örtüşebiliyorlar. Tek dert olarak AKP’nin, Erdoğan’ın yenilgisine odaklanmaktalar. Bu yeterli mi? Ali gitsin, Veli mi gelsin? Önemli olan AKP’nin yenilmesi kadar AKP sonrasının nasıl şekilleneceğidir. Eğer sonrasına dair bir programınız yoksa ortaya çıkacak olan şey AKP öncesine dönüş olacaktır. Biz başından beri cumhuriyetin eksik demokrasiyle kurulduğunu, demokratikleşmenin sağlanamaması yüzünden ülkenin bu halde olduğunu söylüyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı olan ittifak bu yüzden biziz ve göreceksiniz çığ gibi büyüyeceğiz.