PKK yasağı Demokles’in Kılıcı gibi

Dünya Haberleri —

19 Haziran 2022 Pazar - 20:10

Foto: Hakan Türkmen

Foto: Hakan Türkmen

  • Berlin’deki “Şimdi biz konuşuyoruz” forumuna katılan 29 yıllık PKK yasağının mağdurları “Yasak yüzünden örgütlenme ve siyasi faaliyetlerimiz suç sayılarak yargılanıyoruz, oturumlarımız iptal ediliyor, pasaportlarımıza el konuluyor, haftada bir imza atmaya zorlanıyoruz” dedi.

ERDAL BAZ / BERLİN 

Almanya’nın başkenti Berlin’de Rosa Lüksemburg Vakfı’nın eski binasında PKK yasağına karşı “Şimdi biz konuşuyoruz” adıyla hafta sonu bir forum düzenlendi. Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları Hukukçular Birliği (ELDH), Demokratik Hukukçular Birliği (VDJ), Demokrasi ve Temel Haklar Derneği, Azadî Derneği ve Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) tarafından organize edilen foruma Kürdistanlı aktivistler, siyasetçiler, enternasyonalistler ve hukukçular katıldı.

PKK terörizmle savaşıyor
Forumun ilk oturumunda konuşan Demokratik Hukukçular Birliği (VDJ) Başkanı Joachim Kerth-Zelter “Aslında Alman hükümeti burada yaşayan tüm yabancıların siyasi faliyetlerini yasaklamak istiyordu. Buna 1993 yılında PKK ile başladı. Alman hükümeti bu yasakla kendi ülkesine gelen yabancıların siyasal taleplerini engellemek istedi” dedi. Kerth-Zelter, PKK’nin “terörist” değil aksine terörizme karşı mücadele veren bir güç olduğunu da vurguladı.

Almanya yıllardır takip ediyor
Yıllardır Kürt Özgürlük Hareketi’nin çalışmalarında yer alan YEK-KOM eski Başkanı Mehmet Demir ise “Almanya 21 Mart 1989’da açtığımız ilk dernekle beraber her adımımızı izliyor ve hakkımızda istihbarat topluyor. Bu süreç Düsseldorf mahkemelerine kadar gitti. Ordan bugüne kadar süren PKK yasağına kadar geldi” dedi.

15 yıldır haftalık imza atıyor
Forumun ikinci oturumunda ise PKK yasağı mağdurları yaşadıkları baskıları anlattı. Yaşadıkları şehirleri terk etmeleri yasaklanan mağdurların çoğu ise canlı video bağlantısı üzerinden foruma katılmak zorunda kaldı. Nürnberg’te yaşayan Rosa Karayiğit de oturuma online katıldı. 2002 yılında Almanya’ya gelmek zorunda kalan ve siyasi mülteci oturumu alan Karayiğit başına gelenleri şöyle anlattı: “Kürt derneğine gittiğim için baskılarla karşılaştım. 15 yıldır her pazartesi günü gidip imza atıyorum. Yetmedi çocuklarıma da yöneldiler. Çocuklarımın oturum müsaadeleri iptal edildi ve 18 yaşını doldurduklarında ise çocuklarımı sınır dışı etmek istediler.”

Mesaj tüm Kürtlere
Polisin bununla yetinmeyerek kentte yaşayan 65 Kürdistanlı’ya “Rosa Karayiğit ile görüştüğünüz için telefonlarınız dinleniliyor” içerikli mektuplar gönderdiğini anlatan Karayiğit, “Yasa dışı yöntemlerle beni yalnızlaştırmaya çalıştılar” dedi. Kürt halkının mücadelesini desteklediği için bunları yaşadığını ifade eden Karayiğit “Benim üzerimden burada yaşayan Kürtlere, ‘Bakın size de bunları yaparız’ mesajı veriliyor. Bundan dolayı bu mesele sadece benim değil bütün yurtseverlerin meselesidir” diye konuştu. Karayiğit tüm bu baskılara rağmen mücadelesinden vazgeçmeyeceğini de ekledi. 

Haberleri suç sayıldı
Özgür Politika gazetesi ve ardından da gazetemiz Yeni Özgür Politika’da muhabirlik yaptığı için hedef alınan Heilbronn’dan Sait Öztürk ise 2005’te tanınan sığınma hakkı sonucu kendisine verilen iltica pasaportunun elinden alınmasına neden olan süreci şöyle anlattı: “1999’dan beri Almanya’da yaşıyorum. Uzun süre siyasi faliyetler yürüttüm. 2005 yılında ise pasaportum korsanvari bir şekilde elimden alındı. Gerekçe olarak ise Özgür Politika’ya yaptığım haberler gösterildi. Burada doğan çocuklarım zorla Türk Konsolosluğu’na gönderilip Türk vatandaşı yapıldı. Girdiğim bütün işlere müdahale edildi. Almanya devletinin demokrasisine güvendik ancak ölüm hariç geldiğimiz yerden bir farkı yok.”

30 km yasağı var 
Mannheim’dan video bağlantılısıyla foruma katılan Kürt siyasetçi Bahattin Doğan ise ikametgahının 30 km dışına çıkamıyor. Bu yasak nedeniyle ailesinin yanına dahi gidemeyen Doğan’ın siyasi faaliyet yürütmesi de yasaklandı. Doğan konuşmasında “Zulümden kaçarken geldiğimiz yerde aynısını yaşıyoruz. Yasal dernek faaliyetlerimiz ve siyasi fikirlerimiz bir suçmuş gibi ele alınıyor. Süresi, sınırı ve mekanı olmayan bir cezalandırma bu. Zamana yayılmış bir baskı politikası var. Kızım geri gönderilme korkusu nedeniyle tek başına yıllarca okula gidemedi ve psikolojisi bozuldu” diyerek Alman devletinin uygulamalarına tepki gösterdi.

Stratejik olarak direnmeliyiz 
Yürüttükleri dernek faaliyetlerinin yasal olduğuna dikkat çeken Bahattin Doğan “Hatta belediyeler projelerimizi destekliyor ama o faaliyetleri yürütenler olarak bize suç isnat ediliyor. Bu stratejik bir politikadır. Bu politikaya bizim yaklaşımımız da stratejik olmalı ve bunlara direnmemiz gerekiyor” dedi.  

Baskılara baş eğmeyeceğiz
Doğu Almanya’da örgütlü olan Federasyona Kurdistaniyên Azad Li Rojhilatê Almanya (FED-KURD) Eşbaşkanı Kerem Gök de Dresden kentinde yaşadığı baskıları anlatarak, izinli ve yasalara uygun biçimde gerçekleştirdikleri bütün etkinliklerden dolayı hakkında soruşturmalar açıldığını söyledi ve ekledi: “Ancak biz hiçbir şekilde baş eğmeyeceğiz ve mücadelemizi hep yükselteceğiz.”

Tek işimiz basım yayın
2019’da Almanya İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla kapatılan Mîr Müzik ve Mezopotamya Yayınevi’nin Genel Müdürü Ali Kaya bütün faaliyetlerinin yayın ve basım olduğuna dikkat çekerek “Ama Almanya devleti elimizdeki bütün arşive el koyarak çalışmalarımızı durdu” dedi.

Pasaportuma el koydular
Forumda konuşmacı olarak yer alan Alman enternasyonalist Ulli W. de “Öcalan’la ilgili bir slogan attığım için ceza aldım, pasaportum ve kimliğime el konularak, yurt dışına çıkışım da yasaklandı. Yani buraya hapsolmuş durumdayım” dedi. 

Bağımsız heyet izliyor
Forumu dışarıdan gelen bağımsız bir heyet iki gün boyunca izleyip rapor tuttu. Forumda ayrıca Alman hapishanelerinde tutsak olan Merdan Kızılkaya, Abdullah Öcalan, Mirza Bilen ve Gökmen Çakır’ın mektupları okundu. Kürt tutsaklar mektuplarında hakkında herhangi bir yasak kararı olmamasına rağmen gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın kendilerine verilmediğini bildirdi.