• Butlan kararı, CHP’yi etkilediği kadar çözüm sürecini de etkileyecektir. Türkiye’deki yapısal sorunların altında yatan temel gerçek, Kürt düşmanlığıdır.

HÜSEYİN GEDİK

Türkiye’de alışık olunmadık her şeyin mümkün olduğunu ispatlayacak bir durumla karşı karşıyayız. Kurallara uygunluk arz etmeyen hukuk kararları, Türkiye’yi siyaset dışına itmekle kalmıyor, siyaset yapmayı da imkânsız kılıyor.

Atatürk’ün partisi dedikleri CHP’nin 'mutlak butlan' kararıyla içine düşürüldüğü durum, sadece 38. kurultayın iptali değildir. AKP iktidarının derin siyasi hesaplarının yürürlüğe girmesidir. Erdoğan, önümüzdeki genel seçimi kazanmanın her yolunu deneyecektir. İktidarı asla bırakmayacaktır. Kaybetmesi durumunda AKP efsanesi çökecek, büyü bozulacak, kötü bir siyasi jübile yapacaktır. Bunun için hukuk mutfağında iyice pişirilen söz konusu butlan kararı, sadece CHP’nin içini karıştırma, bölme-parçalamanın ötesinde Erdoğan sonrasına da yatırım yapan bir hamledir. Kemalizmle son bir hesaplaşmadır. CHP’yi siyasetten ekarte etmedir.

'Mutlak butlan' kararı siyasi bir darbeden daha fazlasıdır. Butlan, çözüm süreciyle birlikte ele alındığında Türkiye’nin belirsizlik içinde flu görünen siyasi manzarası daha da netleşecektir. Çözüm adı altında süreci ağırdan alarak, PKK’nin feshiyle sınırlı bir çözümü gündemde tutarak ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni de kendisine mecbur kılmaya çalışarak, siyasi çıkar elde etme temelinde süreci kullandığı biliniyor. AKP iktidarı, İmralı sürecini oyalayarak, CHP’yi de saf dışı ederek baskın bir seçimle iktidarını korumaya, geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. CHP belediyelerini markaja alması ve Erdoğan’ın tabiriyle ‘silkelemesi’ öncelikli gündemdir. CHP’yi hukuka havale ederek partinin başına çorap örerken, parti içi sorunlardan medet umarak, tarafları kendi dümen suyuna katarak yol alacaktır. Çözüm süreci de dahil bütün muhalif kesimleri bir şekliyle kendi politik çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanacaktır.

İmralı’nın siyasi ve hukuki beklentileri karşılanmaz ve çözüm sürecine ivme kazandırılmazsa ikinci bir Dolmabahçe vakası yaşanması muhtemeldir. Türkiye’de herkes için her şeyin bıçak sırtı gittiği bir süreç yaşanıyor. Öyle bir sürece girilmiş ki; hem Erdoğan için hem de CHP ve çözüm süreci için hayati bir mesele haline geldi. Erdoğan sonrası döneme etkisiz duruma getirilmiş bir muhalefetle giriş yapmanın, muhalefetsiz bir Türkiye’de iktidar olmanın önünü açmak için butlan kararı verildi. CHP’ye havlu attıracak, çok ağır siyasi sonuçlar doğuran butlan kararı, daha şimdiden Türkiye’de her kesimi tartışmanın içine çekti.

Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP’nin yüzyıllık Kemalist dönemi, butlan kararıyla kapanmış olacaktır. Yeni yüzyıl Türkiye’si Kemalizmden kurtulmuş, yeşil faşizmin yüzyılı haline getirilmeye çalışılıyor. Bu çizginin başarılı olup olmaması başka bir konu ama hesaplar buna göre yapılıyor.

İslami çizgi de Kemalist çizgi de Türkiye’nin yeni yüzyılı için tükenmiş ve gelecek vaat etmeyen ideolojilerdir. Ayrıştırarak, bölüp-parçalayarak, demokrasiye şans tanımayarak Türkiye’nin geleceği karartılıyor. Kürt sorununun çözülmeyişi, Türkiye’yi bu hale getirdi.

Butlan kararı, CHP’yi etkilediği kadar çözüm sürecini de etkileyecektir. Türkiye’deki yapısal sorunların altında yatan temel gerçek, Kürt düşmanlığıdır. Siyasi, hukuki ve demokratik çözümler gerçekleşmediği müddetçe bu sorun değirmen taşı gibi Türkiye’nin boynunda asılı kalacak bir ağırlık olacaktır. Kürtler, inkâr ve imha süreçlerine ne kadar tabi tutulursa tutulsun varlığını korumaya devam edecektir. Kürt sorununu üreten CHP’dir, çözümsüz bırakan da şimdiki AKP iktidarıdır.

PKK’nin strateji değişikliği, kendisini feshetmesi, savaşı durdurması milliyetçilikten beslenenleri bir nevi boşa düşürmüştür. Kürt düşmanlığında birleşen siyasette ciddi yarılmaların yaşanacağı muhakkaktır. İYİ parti ile MHP’nin kanlı bıçaklı olduğu ayrışmanın bir benzerinin de CHP’de, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında yaşanması muhtemeldir. CHP ve AKP arasındaki iktidar kapışması da yeni bir evreye girmiştir. İki parti arasındaki iktidar mücadelesi, belki de kanla sonlanacak kadar keskinleşecektir. 

'Mutlak butlan' kararıyla CHP’yi bölme ihtimali olabilir, ancak çözüm sürecini sabote ederek Kürt varlığını ortadan kaldırmanın ihtimali yoktur. Yüzyıllık gelecek hesaplarını Kemalizmden intikam alma ve PKK’nin tasfiyesi üzerine kuran AKP’nin, 2071’e kadar çizdiği siyasi vizyon, ham hayalden başka bir sonuç vermeyecektir.

Siyasetin çözümsüz bıraktığı Kürt sorunu, Türkiye’nin başına her açıdan beladır. PKK’yi tasfiye etmekle sınırlı çözüm senaryoları daha büyük belalara yol açacaktır. Sonuç itibarıyla Kürt sorununu çözmedikleri için nedamet getirecekleri bir duruma gireceklerdir. 

Kemalizm, bölücülük ve irtica kavramlarıyla düşmanlaştırdığı Kürtleri ve İslamcıları baskı altında tutmanın bedelini ödüyor. Kemalizm aşılıyor. Ulusalcılık, dincilik ve milliyetçilikte yarışanlar kaybediyor. Tedavülden kalkmış ideolojilerle Türkiye’yi yönetmenin dönemi çoktan kapandı. CHP’nin Kemalist çizgisi gibi AKP iktidarıyla siyasi İslam çizgisi de miadını doldurdu.

Devlet artı demokrasi, cumhuriyetin demokratikleşmesi formülü dışındaki seçenekler tükendi. Kürtlerin temsil ettiği ‘Üçüncü yol’, Türkiye siyaseti için çok daha cazip hale geldi. Küresel siyasi denklemler, bölgesel gelişmeler dikkate alındığında Türkiye’nin yeni yüzyılda yıldızını parlatacak yegâne formül demokratikleşmedir.