Rojin’i faili meçhule bırakmak istiyorlar

Dosya Haberleri —

Nizamettin Kabaiş

Nizamettin Kabaiş

Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş davasında ilerleme yerine aile tehdit ediliyor. Baba Nizamettin Kabaiş ve kardeş Elif Kabaiş ile konuştuk:

  • Baba Nizamettin Kabaiş: “Savcı bizim ısrarımız üzerine ‘Tamam hepsinin DNA’sına bakacağız’ dedi. Yapılması gereken çok önemli çalışmalar varken, herkesin dikkati telefon üzerine çekildi. Diğer önemli konular araştırılmıyor. Bundan önce yapılması gereken, tespit edilen iki erkek DNA’sının araştırılmasıydı. Kızımı, Rojin’i de faili meçhule bırakmak istiyorlar.”
  • Kardeş Elif Kabaiş: “Rojin’in hayali çocuklara dokunmak, iyi bir öğretmen olmaktı. Çocuklara umut olmak isterken kendi umudu gasp edildi. Rojin hayata çok bağlıydı. İntihar etmedi, edemezdi. Rojin’den sonra okula da gidemedim; liseyi açıktan okuyorum. Bitirip Rojin’in okumayı çok istediği çocuk gelişimi bölümünü kazanmak istiyorum.”

AZİZ ORUÇ

Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in dosyasında aradan geçen yaklaşık bir buçuk yıla rağmen somut bir ilerleme sağlanamadı. Aile, soruşturmanın yeterince yürütülmediğini belirtirken, hem dosyadaki delillerin değerlendirilmesini hem de güvenliklerinin sağlanmasını talep ediyor. Rojin Kabaiş’in Amed’deki evinde, baba Nizamettin Kabaiş ve kardeşi Elif Kabaiş ile görüştük. Evin her köşesinde genç kadının izleri dikkat çekiyor. Masalarda fotoğraflar, duvarlarda asılı gülümseyen kareler, odasında bıraktığı eşyalar…

Aile, yaklaşık bir buçuk yıldır hem kaybın acısıyla hem de süren hukuk mücadelesiyle yaşamaya çalışıyor. Her cümlede kızının hayata olan bağlılığından bahseden baba, faillerin hâlâ bulunmamasına tepkili. Elif ise, “Bu evde birlikte güler, gelecek planları yapardık şimdi Rojin yok” diyerek tehditler ve ihmaller arasında Rojin'in anısını yaşatmak için direndiklerini anlatıyor.

Devletin bize adalet borcu var

Baba Nizamettin Kabaiş, soruşturmanın ilerlememesine tepki göstererek, yaşadıkları süreci “tarifi zor bir hukuksuzluk” diye ifade ediyor. Kızının faillerinin bulunmadığı her gün acılarının arttığını belirten Kabaiş, iktidarın adalet borcu olduğunu söyleyerek sorumluların bulunmasını talep ediyor. “Rojin’e ne oldu?” sorusunu sormaya devam edeceğini söyleyen baba Kabaiş, tüm zorluklara rağmen adalet arayışından vazgeçmeyeceğini ifade ediyor.

Savcı işini yapmıyor

Baba Kabaiş, dosya kapsamında 26 kez Wan’a gidip geldiğini ve savcılıkla görüştüğünü belirterek, soruşturmanın ilerlemediğini söylüyor: “13 Mart’ta bir kez daha gittim, 4 gün kaldım. Baro başkanı ve avukatımızla dosya savcısıyla görüştük. Yine bize tek güzel bir söz etmedi. ‘Telefon İspanya'dan geldi, açılmadı’ dedi. ‘Sayın savcım, telefon açılmamış, dosyayı niye durdurdunuz? 6 aydır dosyada hiçbir işlem yapılmamış. Dosya öyle rafta bekletiliyor. Neden bir şey yapmıyorsunuz’ dedim. İki erkeğe ait DNA’lar araştırılabilir, telefon baz daralması yapılıp, orada bulunan herkes soruşturulabilir. Biz nelerin yapılacağını savcıdan daha iyi biliyoruz. Savcı ise, ‘Bunlar çok zor işler, tespit edilmiyor, bunu yapamayız’ diyerek, bizi yine oyaladı. Devlet için zor bir iş değil, yeter ki yapılmak istensin. Katilin izi var ama tutuklu yok. Neden? Bunu bize açıklamalılar. Ama maalesef savcı işini yapmıyor.”

Dosya örtbas edilmek isteniyor

Aile, soruşturma kapsamında daha geniş çaplı DNA incelemesi yapılmasını talep ediyor. Yaklaşık 2 bin 500 kişiden alınacak örneklerin incelenmesini istediklerini belirten Kabaiş, daha önce tespit edildiğini söylediği bazı DNA bulgularının da araştırılması gerektiğini ifade ediyor: “Savcı bizim ısrarımız üzerine ‘Tamam söz hepsinin DNA’sına bakacağız’ dedi. Yapılması gereken çok önemli çalışmalar varken, herkesin dikkati telefon üzerine çekildi. Diğer önemli konular araştırılmıyor. Şimdi de telefonu Çin’e gönderecekler. Ama bundan önce yapılması gereken, tespit edilen iki erkek DNA’sının araştırılmasıydı. Tek delil telefonmuş gibi yaklaşılıyor. Halbuki onlarca delil var ama üzerine gidilmiyor. Her şey ortada ancak örtbas etmeye çalışıyorlar. Kızımı, Rojin’i de faili meçhule bırakmak istiyorlar.”

Evimizin önünde ateş ettiler

Baba Kabaiş, son aylarda kendisinin ve ailesinin tehdit mesajları aldığını söylüyor. Bu mesajlarda davadan vazgeçmeleri yönünde ifadeler bulunduğunu belirten baba Kabaiş, yaşadıkları evin yakınında silahlı saldırı yaşandığını da ekliyor: “6-7 aydır tehdit mesajları alıyoruz. Mermi fotoğraflarıyla ‘Davadan vazgeçmezsen sizi de kızınız gibi öldüreceğiz’ deniyor. Savcılığa başvurduk, ‘Onlar küçük çocuklar, bir şey olmaz’ denildi. O kişiler katille bağlantılı olmazsa mesaj göndermez. Tehditlerin sıklaştığı dönemde oturduğumuz evin hemen altında 4-5 kişi yukarıya doğru 5-6 el ateş etti. Hiçbir can güvenliğimiz yok. Bu olay sonrasında Diyarbakır Valiliğine ve Emniyet Müdürlüğüne gittim, şikayette bulundum. İlgileneceklerini, evimizin etrafına kameraların yerleştirileceğini belirttiler. Ancak üzerinden iki hafta geçti hâlâ hiçbir adım atılmadı.”

Çocuklarım tedirgin, eşim evden çıkmıyor

Rojin’in ailesine yönelik tehditlere rağmen herhangi bir koruma sağlanmamış. İstanbul’da öldürülen 15 yaşındaki Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi ile görüştüğünü aktaran baba Kabaiş, çifte standarda dikkat çekiyor: “İstanbul’da Ahmet Minguzzi’nin annesi ile görüştüm. Kendisi bana ‘Size gelen tehdit mesajlarının benzeri bize de geldi. Devlet bize hem çakarlı araç hem de iki koruma verdi. Evin oraya da kamera yerleştirildi’ dedi. Onlara sağladığınız imkanı bize neden sağlamıyorsunuz? Çocuklarım tedirgin, eşim dışarı çıkmaya korkuyor. Çocukları asla yalnız bırakmıyor. Rojin’in başına gelenleri bir daha yaşamak istemiyoruz.”

İktidar görmezden geliyor

Baba Kabaiş, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile de görüşmek istediğini belirterek, dosyaya daha fazla ilgi gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Baba Kabaiş, “Cumhurbaşkanı görüyor, takip ediyor. Neden sesim ona gitmiyor? Yoksul olduğum için mi beni duymuyor? Neden müdahale etmiyor? Neden ‘Meclis’te araştırma komisyonu kurulsun’ talebimizi MHP-AKP reddediyor? Dört kez Ankara’ya gittik. AKP şimdiye kadar Rojin için hiçbir şey yapmadı. Cumhurbaşkanı Rojin’in ismini bir kez bile ağzına almadı. Başka olaylarda gösterilen özen ve hassasiyet konu Rojin olduğunda gösterilmedi. Bu fark neden? Cumhurbaşkanı Erdoğan, bizim için de devreye girmeli. Rojin’in katillerinin bulunması için ne gerekiyorsa yapmalı” diyor.

Bayram geliyor...

Aile için yaklaşan bayramın ayrı bir anlamı var. Rojin Kabaiş’in doğum gününün bayram günlerine denk geldiğini belirten baba Kabaiş, bu sürecin kendileri için daha da ağır geçtiğini ifade ediyor: “Her cümlemde Rojin var. Yokluğu ayrı, hukuksuzluk ayrı bir yara. Yaşamın bir tadı yok. Yaşıyorum ama içim çekilmiş gibi. Bayram geliyor Rojin yok. 20 Mart (bugün) Rojin’in doğum günü Rojin yok. Günler geçiyor ama Rojin yok. Evimiz hâlâ yas evi. Oysa Rojin üniversiteden gelecek bayramı yaşayacaktık. Rojin’in doğum gününü kutlayacak, gülecek eğlenecektik. Ama şimdi hiçbirini yapamıyoruz. Hiçbir düğüne gitmedik, hiçbir doğum günü kutlamadık. Bu evde uzun zamandır sevinçlerimiz, mutluluğumuz, gülüşümüz yok. Ayaktayım, direniyorum, pes etmiyorum. Rojin’in katili bulunana kadar da pes etmeyeceğim. Ama kimi zaman adım atacak gücü bulamıyorum. Bu zulüm ne kadar sürecek bilmiyorum. Sürekli mezarlığa gidiyorum. 1-2 saat mezarlıkta oturuyorum, sonra eve dönüyorum. Çok zor bir durum, Rojin’in katledilmesi aklımdan çıkmıyor.”

Gülüşleri yok artık

Elif Kabaiş ise kardeşinin hayata bağlı, hedefleri olan biri olduğunu anlatıyor. Üniversiteyi kazanarak çocuk gelişimi bölümünde okumaya başladığını belirten Elif Kabaiş, Rojin’in çocuklarla çalışmayı hayal ettiğini söylüyor: “Çocukları çok seviyordu; onların gülüşünde, masumiyetinde kendi geleceğini görüyordu. Rojin’in hayali çocuklara dokunmak, büyümelerine tanıklık etmek, iyi bir öğretmen olmaktı. Çocuklara umut olmak isterken kendi umudu gasp edildi. Wan’a gitmeden önce odamızda oturuyorduk. ‘Aaa Elif gerçekten bu evden gidiyorum. Üniversiteyi kazandım, hayalime kavuştum’ dedi. Bana ‘Sen de çalış, çabala. Benim yanıma gelirsin beraber okuruz’ dedi. Ama olmadı. Rojin hayata çok bağlıydı. İntihar etmedi, edemezdi. Rojin’in gülüşleri evimizi aydınlatırdı. Şimdi ise o gülüşleri yok ama evin her yerinde izleri, dokunuşları, hayalleri var.”

İzleri evin her yerinde

Sekiz kardeş olduklarını, Rojin’in altıncı, kendisinin ise yedinci çocuk olduğunu belirten Elif Kabaiş, kardeşiyle olan ilişkisini şöyle anlatıyor: “Rojin’le birlikte büyüdük. Aynı odayı paylaşıyorduk, birlikte kütüphaneye gidip ders çalışıyorduk. Okul çıkışlarında beni arar, ‘Kütüphanedeyim, seni bekliyorum, hemen gel’ derdi. Benden daha sakin biriydi. Ders çalışırken, ‘Elif, benim kazanmam lazım. Üç yıldır mezunum, artık üniversiteye gitmeliyim’ diye kendini motive ederdi.”

Kardeşinin ölümünden sonra evde derin bir sessizlik oluştuğunu ifade eden kardeş Kabaiş, “Rojin’in hayatı okul, ders ve sessizlikten ibaretti. Şimdi Rojin yok ve geriye sadece sessizlik kaldı. Her yerde Rojin’in fotoğrafları, belgeleri, anıları, suretleri var ama kendisi yok. Rojin’den sonra okula da gidemedim; liseyi açıktan okuyorum. Bitirip Rojin’in okumayı çok istediği çocuk gelişimi bölümünü kazanmak istiyorum. Ona okutmadıkları bölümü kazanmak istiyorum. Beni, Rojin’in yarım kalan hayallerini gerçekleştirme arzusu güçlü kılıyor. Rojin hayallerini yaşamadığı için bu mücadeleyi veriyorum. Vermeye devam edeceğim” diyor.

Rojin’i yazarak iyileştim

Rojin’in katledilmesinin ardından kendine bir türlü gelemediğini anlatan Elif Kabaiş, şöyle devam ediyor: “Mücadele edecek gücüm yoktu. Daha sonra bir şeyler yapmalıyım dedim. Rojin gibi yazmaya başladım. İçimi deftere döktüm. Rojin'le yaşadığımız anları, çocukluğumuzu, Rojin'den sonra nasıl hissettiğimi ve daha birçok şeyi yazdım. Rojin’i yazdıkça iyileştiğimi fark ettim. O kağıdı, defteri yaktım. Çünkü artık iyileştim. Ardından Rojin’in mücadelesi için babama eşlik ettim. Acımız geçmiyor ama bu acıyla mücadele etmek zorundayız. Bu dava çözülürse içimiz bir nebze olsa soğuyacak. Ancak biz mücadele ettikçe önümüze yeni bir duvar örülüyor. Biz o duvarı bir türlü geçemiyoruz. Babam taş taşıyarak bizi büyüttü, okuttu. Böyle bir evde büyüdük. Babam bizim için her şey yaptı. Şimdi de kızı için mücadele ediyor.”

Rektörün DNA’ları alınmalı

Soruşturmanın yalnızca telefon verileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Elif Kabaiş, özellikle daha önce tespit edildiğini ifade ettiği DNA bulgularının araştırılmasını istiyor: “Wan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ve akrabalarının DNA'sı alınsın. O ve akrabaları benim gözümde yüzde 80 şüphelidir. Benim erkek kardeşim 14 yaşında, onun bile DNA'sı alındı. Ben aylarca şüpheli oldum. Rojin’in kaybolduğu süreçte rektörün iki yeğeni, İstanbul’da yaşamalarına rağmen Mola Kasım’daki yazlıklarında bulundular. Bu süreçte rektör Hamdullah Şevli'nin daha çok gündeme gelmesi gerekiyor. Ben Rojin’in kız kardeşiyim, rektör beni şikayet etti, iki kez sosyal medya hesaplarım kapatıldı. Rektör ve akrabalarının DNA’ları alınmalı ve bu olayın üzerine gidilmelidir.”

Doğum günü

Bu bayramın kendileri için çok zor geçeceğini belirten Elif Kabaiş, “Bayramın ilk günü, Rojin’in doğum gününe denk geliyor. Hem doğum günü hem bayram çok zor geçecek bizim için. Evde iki bayramı kutlamak varken, biz mezarlıkta bulacağız kendimizi. Bu durum bizim için çok büyük bir acı. Rojin’in katilleri bulunmadan içimiz soğumayacak, yerimizde oturamayacağız, acımız dinmeyecek” diyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.